Son otuz yıl içinde doğan çocuklar en talihsiz çocuklardır desem yanlış bir tespit yapmış olmam... Çünkü bu dönem anne ve babaları çocuk eğitimi hakkında yeteri bilgiye sahip olmadıkları gibi, “her şeyi biliyorum” duygusu içindeler …

Ebeveynler, kendilerini eğiten, büyüten, donatan geleneksel anlayışa karşı çıkıp batılı anlayışın yıkılmış kırıntılarını özümsemiş görüntüsü veriyorlar…

Geleneksel yapıyla çatışma halinde olan bu anlayış, inandıkları ve benimsedikleri yetiştirme tarzını uyguluyorlar…

Geleneksel yapıyla yetişen çocuk, her konuda büyüğüne saygı duyarken, yeni düzen anlayışında anneyi ve babayı arkadaş gibi görüyor…

Geleneksel anlayışla yetişen çocuklar ev ortamında bir büyük içeri girdiğinde ayağa kalkar ve saygılı ifadelerle içeri buyur ederken, “modern” anlayışla yetiştirilen çocuklar ise içeri girenin kim olduğuna bakmaksızın ne ile meşgullerse meşguliyetlerine kısa bir hoş geldin molası verip devam ediyorlar…

Yeni düzen ebeveynleri “ben yaşamadım çocuğum yaşasın” düşüncesiyle geçmişte yapamadıkları ne varsa imkânları ölçüsünde ve bazen şartlarını zorlayıp borçlanarak çocuklarına sunmaya çalışıyorlar…

Bu da çocuğun çalışma azmini kırıyor… Çünkü gelişim çağındaki bir çocuğa her istediği önüne serilirse, hazır yiyici bir anlayışa sahip olmasını sağlamasının yanında, çalışıp bir şeyi kazanma arzusundan da yoksun bırakılır…

Hemen hepimiz hayvanlar alemiyle ilgili bir belgesel izlemiştir... Yakın zamanda izlemiş olduğum bir belgeselde yetişkin bir aslan, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan yavru aslana ilk etapta nasıl avlanacağını teknik ve taktikleriyle birlikte gösteriyordu…

Yavru aslan kendisine gösterilen her taktiği ve tekniği görerek öğreniyordu… Sonraki süreçte yetişkinle beraber avlanmaya çıkıyordu ve uygulama aşamasını da geçtikten sonra yetişkin aslan devreden çıkıyordu…

Verdiğim örnekte anlatmak istediğim şu: Aslan yavrusuna hep avladıklarını getirip önüne koymuş olsaydı, yavru aslan hiçbir şey öğrenememiş ve avlanma teknik ve taktiklerinden bihaber olacaktı… Dolayısıyla hiçbir şey bilmeyen aslan vahşi doğayla mücadele edemeyecek kısa bir süre sonra belki de ölecekti…

Yavru aslan örneğinde gördüğümüz gibi, çocuk eğitimi küçük yaşlarda başlar… Doğru yol ve yöntemler çocuğa öğretilirse çocuk hayatı boyunca sağlam adımlar atar…

Aksi halde çocuk ileriki yaşantısında kendi kendini idame etme yetisinden mahrum kalıp, zor hayat şartları karşısında mücadele etmeyi geç öğrenip hayata bir sıfır geriden başlayacaktır…

“Çocuğum arkadaşım gibidir” söylemi yanlıştır… Çocuk büyüğünü kendisi gibi görürse akranlarına nasıl davranıyorsa ona da aynı şekilde davranır…

“Çocuğumun davranışları beni rahatsız etmeye başladı, nerede nasıl davranacağını bilmiyor, her yeri evi gibi görüyor…” gibi söylemler “Çocuğum arkadaşım gibidir” anlayışından kaynaklanır. Çocuk çocukluğunu bilecek, baba da babalığını…

Çocuklar sosyal hayattan kopuk yaşıyorlar…

Geleneksel yapıda sosyalleşme mahallede başlardı… Oyunlar cinsiyete göre ayrılırdı… Tıpkı bir iş bölümü gibi kimin hangi oyunu, nerede ve nasıl oynanacağı belliydi… Dolayısıyla ebeveynler çocuğun kiminle olduğunu bilir, kaygılanmazdı… Çocuklar oynadıkları oyunlar sayesinde mahallede sosyalleşme imkânı bulurdu... Çocuklar sosyalleşme olgusunu görüp yaşayarak öğrenirdi…

Yeni düzende ”dijital sosyalleşme” kavramı ön plana çıkıyor… Küçük yaş grubu gününü kendi odasında dijital oyunlar oynayarak ebeveyn iletişiminden yoksun yaşarken, daha büyük yaş grubu ise, facebook, instagram, youtube, tiktok… gibi sosyal medya ağlarıyla gününü geçiriyor ve iletişim mekanları haline getiriyorlar.

Bu yüzden çocukların gerçek iletişim becerileri gelişemiyor ve özgüven eksikliği yaşıyorlar… “Suni özgüven” ile kendilerini sosyal ağlarda binlerce kişinin olduğu ortamda ifade edebilen çocuklar, elli kişilik bir topluluğun önünde sahneye çıkıp kendini ifade etmekte güçlük çekiyorlar…

Bu da bize gösteriyor ki, gerçek sosyal ortamdan uzak kalan çocuklar özgüven eksikliği yaşıyor. Tüm bunlar yeni düzen Ebeveynlerin çocuklarına denetim yapmaksızın her istediklerini yapmalarından kaynaklanıyor.

Yanlışa yanlışla mukabele etmemek lazım…

Sonuç olarak;

İyi bir gelecek iyi bir eğitimle ve bununla doğru orantılı olarak geçmişini özümsemiş, bağlı kalmış ve kendini iyi yetiştirmiş ebeveynlerle olur.

Vesselam

Hamza KILIÇASLAN