Eğitim sistemimiz öyle düzenlenmiş ve programlanmış ki;
kimi zaman çocuklarımızın hayalleriyle oynuyor
kimi zaman hayallerini yıkıyor
kimi zaman da hayallerini kırıyor.
Hem de puan kıra kıra...
Nasıl mı?
Silsile ile önüne konulan sınavlarla...
Her sınav sonunda hayallerinden bir parça alınıyor.
Umudunun besin kaynağından alınmış bir ekmek parçası gibi...
Ondandır ki hayal açlığı çeker çocuklarımız.
Resmen çocuklarımızın hayallerine ilişen, hayallerinden alan bir düzen ve program bu.
İyi niyetli ve yenilikçi adımlar bile bu düzenin ve programın bu özelliğini ortadan kaldıramıyor.
Hayal yiyiciliğini her dönem sürdürebiliyor.
Sanki eğitim-öğretim sistemimizin bünyesine yerleşmiş. Yani nüfuz etmiş gibi görünüyor. İliklerine işlemiş, iliklerine... Bu hal çok tehlikeli değil mi?
Öyle ki TEOG kaldırıldı diye umutlandık.
Çocuklarımız hayallerini kaptırmayacak, çaldırmayacak artık sınavlara, sorulara, testlere, yayınevlerine, özel derslere dedik.
Bir ucundan tuttuk, bir yerden başladık, devamı da gelir diye sayıkladık.
Gerçekten sayıklamışız.
Şmdilerde yerine gelenin TEOG’u mumla aratacağına dair izlenimlere ve kaygılanmalara gark olduk.
Biz böyle gark olurken çocuklar da hayallerini gömüyor sınav kitaplarının içine.
Eee ya sistemin dayatması ya da hayalleri, ikisinden birini tercih edecek birini eleyecek. DÜZEN BÖYLE İŞTE...
Tüm bunların üstüne öğretmenlerin de dört yılda bir sınava alınacak olması, iyice açmaza ve çıkmaza soktu bizleri.
Öyle ki eğitim-öğretim ile ilgili hayal defterimiz kapandı.
Sanki sınavlarla kuşatılıyor eğitim sistemimiz.
Hem de 7’den 70’e...
Artık sınıflardaki çöp kutularına, hem de 7’den 70’e, kendi ellerimizle çer çöp gibi davranılan hayallerimizi atarız.
Nasıl olsa hayallerimiz bu eğitim düzeninin ve programının içinden çıkamayacak.
Nasıl olsa hayallerimiz öyle ya da böyle bir şekilde yakayı ele verecek, yelkenleri suya indirecek, kıstırılarak ya da sıkıştırılarak ellerimizden alınacak ya da onu ellerimizle teslim etmek zorunda kalacağız.
Nasıl olsa öğretmeni-öğrencisi-velisi-yöneticisi el birliği içinde birbirimizden PUAN KIRA KIRA birbirimizin HAYALLERİNİ KIRACAĞIZ.
‘Nasıl olsa herkes bildiğini okuyor...’ beklentisizliği, çaresizliği, karamsarlığı, umutsuzluğu içinde...
Son olarak demem odur ki:
BU EĞİTİM DÜZENİ VE PROGRAMI İÇİNDEN DOKTOR ÇIKAR, ÖĞRETMEN ÇIKAR, HAKİM ÇIKAR, ASKER ÇIKAR... AMA KAT’A HAYAL ÇIKAMAZ...
ZİNHAR HAYALE YER YOK...
HER ŞEYİ SIKIŞTIRDIK DA ŞU SİSTEMİN İÇİNE -AKILLI TAHTALAR VS... - BİR HAYALE YER BULAMADIK, BİR HAYALİ SIKIŞTIRACAK YER BULAMADIK...
O DA ONA GEREKSİZ VE ÖNEMSİZ BAKIŞIMIZDAN VE GÖRÜŞÜMÜZDEN KAYNAKLANIYOR ASLINDA... MALUM EVLERİMİZDE ÖNEMSİZ VE GEREKSİZ GÖRDÜKLERİMİZ, HEP ÇÖP SEPETİNİ BOYLAMIŞTIR...
GERÇEKTEN ACI!
HAYALLER İLE RESMEN DİDİŞİYOR VE KAVGA EDİYORUZ... HALBUKİ SİSTEM ÖYLE BİR PROGRAMLANIR VE DÜZENLENİR Kİ O ZAMAN HAYAL İLE GEÇİNİLEBİLİR VE HAYALLERE YOL AÇILABİLİR...

Saygılar...
Yusuf SEVİNGEN