Yazımızın ilk iki bölümünde Özel Öğrenme Güçlüğüne dair temel değerlendirmeleri okudunuz ve artık bu konuya dair belli bilgilere sahip oldunuz. Sadece bu iki yazıda bahsedilen bilgiler bile çocuğunuzu ya da öğrencinizi değerlendirmede bir fikir verecektir. Böylece; disleksi, disgrafi, diskalkuli ve dispraksi belirtileri gösteren, bu tür öğrenme güçlükleri olan çocuklarımızın erken tanı süreci başlamış olacaktır.  Zaten bu yazı dizisinin gayesi de ebeveynlerde ve öğretmenlerde küçük de olsa, bir farkındalık oluşturarak erken tanı sürecini başlatmak, konuyu kamuoyunun ve yetkililerin bilgisine sunmaktır.  

Erken tanı bu çocukların geleceklerini etkileme açısından çok önemlidir. Çünkü bu çocukların sadece akademik hayatları değil, akademik basarısızlık nedeniyle psikososyal gelişmeleri / hayatları da bu durumdan olumsuz etkilenir.  

 

Erken tanı da veli ve öğretmenlerdeki farkındalık ile mümkündür.  

 

Soruna yaklaşımda okul, aile, psikolog, psikiyatrist ve özel eğitim uzmanı iş birliği gereklidir. Çocuğun güçlük çektiği alana özel sözel, işitsel ve görsel eğitim metotları seçilmeli, özel geliştirilmiş bilgisayar programlarından yararlanılmalı, yazarken klavye kullanımı gibi yöntemler kullanılmalı, ayrıca bilgiyi ölçmede yazılı yerine sözlü sınav, çoktan seçmeli test gibi uygulamalara yer verilmelidir. (1) 

Çocuklarda, ÖÖG’nin ilk fark edildiği yer genellikle ilkokuldur. Okul öncesi dönemde öğrenme güçlüğünün bazı işaretleri ortaya çıksa da ülkemizde bu konuda yeterince farkındalık olmadığı için erken tanılama genellikle mümkün olmamaktadır… Tanımlanması henüz çok yeni olan ÖÖG’de tanı koymada kesinleşmiş, standart bir yol henüz yoktur. Zaten tek başına ÖÖG tespitini sağlayan tıbbî ve eğitsel bir yöntem de yoktur.  (s:48)   

Biz eğitimcilerin eğer o zamana kadar tespit edilememişse, özellikle ilkokul 1.sınıfta akranlarından geri kalan ve okuma yazmada problem yaşayan çocuklarımızla karşılaştığımızda, önceki yazılarımızda bahsettiğimiz hususları da göz önünde bulundurarak, Özel-Özgül öğrenme Güçlüğünden şüphe etmemiz yerinde olacaktır.      

ÖÖG, ne kadar erken fark edilip, çözüme yönelik çalışmalara ne kadar erken başlanırsa, başarı şansı o kadar yüksek olacaktır. Okula başlamadan önce sorunun çözülmesi, okuma-yazma ve matematik öğrenimi başladığında, çocuğun normal öğrenme özelliklerini–becerilerini kazanmış olmasını sağlayacaktır. Bununla birlikte ÖÖG de ortalama tanı yaşı 8-9’dur. 1-2.sınıfta normali yakalama oranı yüzde 80-90’dır. Yaş ilerledikçe normali yakalama oranı düşer.  

ÖÖG olan çocuklarda tedavi, temel olarak bireysel eğitim uygulamalarıdır. Ancak ÖÖG, normal müfredat ve buna paralel uygulanan ilave çalışma, özel ders, etüt ve benzeri yöntemlerle düzeltilemez, tedavi edilemez. Özel eğitim programları, eğitime destek olabilecek terapiler ve destek aktiviteler (spor, sanat) uygulamalarıdır. (s:90)  

Özgül öğrenme güçlüğünü tedavi edecek tek bir destek programı yoktur. Bireysel özel eğitim planlanırken birçok yöntemden yararlanılabilir… Tek başına özgül öğrenme güçlüğünün medikal tedavisi yoktur… ÖÖG’de eğitim ve tedavi için multidisipliner yaklaşım gerekir. Yani, Özel Eğitim Öğretmenleri, Psikologlar, Çocuk Psikiyatristleri, Dil ve Konuşma Terapisti, Oyun Terapisti, Psikolojik Danışman gibi meslek erbaplarından istifade etmek daha doğru olacaktır. ÖÖG tanısı almış öğrenciye bellek, dikkat, bilişsel fonksiyonlar ve fonolojik farkındalığa(Fonolojik farkındalık düzeyinde, çocuk konuşma içindeki sesleri ayırt edebilmeli ve bu sesleri harflerle eşleştirebilmelidir)  yönelik çalışmalar yapılmalıdır… 

Disleksik çocuklar, hikâyeleri sözlü olarak anlatmada ve sözlü sınavlarda daha başarılı olurlar. Bu nedenle ifade edici dil becerilerine yönelik çalışılmalıdır. İkinci bir dil öğrenmeleri sorun olabilir. (s:105-106) 

ÖÖG’li çocuklarla yapacağınız çalışmalarda beyaz kâğıt yerine renkli kağıtlar kullanılmalı, kağıtlardaki yazıları da kâğıdın rengine zıt renklerde seçilmelidir. Yazıların 14 punto, yazı karekterinin “Disleksik Font” ya da ‘Comic Sans’ biçiminde olması yararlı olacaktır. ÖÖG’li çocukların büyük bir kısmı spor, sanat ya da fen bilimlerine karşı özel yetenekli olabilir. Bunları tespit ederek özgüveni yüksek bireyler yetiştirmek önemlidir. (s:106-107) 

ÖÖG, birçok bireyde doğru eğitim ve destek programlarının uygulanması ile ilerleyen yaşlarda tamamen düzelebilir. Ancak hangi çocukların tamamen düzeleceği ve düzelmenin ne kadar zamanda olacağı bilinemez. Bazılarında ise düzelme olsa da birtakım bulgular ömür boyu devam edebilir.(s:110) 

            ÖÖG alt tiplerinde gidiş incelendiğinde, genel olarak okuma güçlüğü(disleksi) olanlarda düzelme daha güçtür. Ancak yeterli ve doğru eğitimle disleksik çocuklarda da iyi sonuçlar alınabilir. Disleksik çocuklarda, okuduğunu anlama becerileri genellikle tamamen düzelir. Okumanın akıcılığı ve okuma hızında düzelme ise daha zordur… Ancak diskalkulide düzelme oranları disleksiye göre daha yüksektir. Erken tanı ve eğitim ile daha iyi sonuçlar alınabilir. (s:111-112) 

            ÖÖG olan çocuklarda, bazı psikiyatrik tanılara normalden daha sık rastlanır. Kaygı bozuklukları(anksiyete), depresyon, sosyal fobi, okul fobisi, tik bozukluğu, enürezis (gece işemesi) ve OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk), ÖÖG ile birlikte görülebilir. 

Klinik değerlendirme elbette Çocuk Psikiyatristi tarafından yapılmalı fakat öğrenme güçlüğünün konuşma ve lisan sorunlarına bağlı olabileceği yönünde işaretler saptanırsa dil ve konuşma terapistleri de klinik değerlendirme sürecine dâhil edilmelidir. (s: 50-51) 

Es-selam… 

D E V A M  E D E C E K 

  1. Bilheal.bilkent.edu.tr /aykonu/Ay2003/ september03/disleksi.html 
  2.  DİSLEKSİ (Özgül Öğrenme Güçlüğü)   Dr. Olcay Karaca,    Dr. Deniz Tirit Karaca, Selvi Çalış, Gülay Yiğit, Psikonet Yayınları, 2.Basım 2018 (Sayfa numaraları verilen bölümler bu kitaptan alınmıştır.