Ülkemizde insanlar, yıllarca İngilizce okudukları halde, üniversite bitirdikleri halde pratikte neden İngilizce konuşamazlar, yabancı ülkelere gittikleri zaman “neden zorlanırlar” soruları, hep kafamı kurcalamıştır. Bir eğitimci olarak ben ve çoğumuz bu sorunun İngilizce öğretim sisteminde olduğunu hep söyleriz.. Yıllarca İngilizce okuduğumuz halde maalesef pratikte konuştuğumuz cümlelerin sayısı çok azdır. Okul bittikten sonra, diğer dersleri olduğu gibi, İngilizceyi de unuttuğumuz, bir neden olabilir. 

Ama oranlama yapıldığında, özel kolejler ve yabancı dil hazırlık sınıfı okunan okulları saymazsak, maalesef devlet ortaokullarını ve liselerini bitirenlerin %90’ı pratik İngilizce konuşamamaktadırlar. 

Özel kolejlerin ilkokul ve ortaokul kısmında yabancı dil öğrenilmesinin en önemli nedeni İngilizce dil laboratuarlarının olmasıdır. Öğrenciler burada etkileşimli bir şekilde; dinleyerek, konuşarak, yazarak ve okuyarak öğrenirler. Devlet  ortaokullarında dil laboratuarı yoktur. Böyle olunca, ağaç yaş iken eğilmiyor. 

Dünyaya baktığımız zaman Avrupa ülkelerinin çoğu, Arap ülkeleri, Japonya, Kore ve uzun yıllardır iç-dış savaşlarla ve yoklukla mücadele eden; Suriye, Irak, Filistin gibi ülkelerin eğitim görenleri bile ana dilleri gibi İngilizce konuşmaktadırlar. 

Biz ise konuşmayı değil, sanki tüm öğrencilerimiz bilim adamı olacak gibi, İngilizce öğretmeni olacak gibi de İngilizce grameri öğretiyoruz. 

Yönetici olarak girdiğim sınıflarda öğrencilerin çoğu, Simple Present Tensin geniş zaman olduğunu, olumsuz ve soru şekillerini söylemelerine rağmen, soruyu anlamalarına rağmen cümle kurmakta hep zorlandılar. 

Bunları yurt dışına gittiğiniz zaman daha iyi anlıyorsunuz Almanya’da ve Finlandiya’da eğitimle ilgili incelemeler yaparken bizzat yaşadım. Yeğenimin okuduğu okula gittik. Sınıfa girdiğimde gözümüz; kravatlı, takım elbiseli bir öğretmeni ararken, kürsünün üstünde, kot pantolonlu, sakallı birisiyle karşılaştım. Hemen ön yargıyla, dış görünüşüne bakarak, kendi değer yargılarımızla,” böyle öğretmen mi olur” yaftasını yapıştırdık. 

Kendimi İngilizce tanıtmaya çalıştım. Sonrada güya İngilizce bir iki soru sordum. Fakat aldığım seri cevaplar sonrası yanımdaki kardeşime baktım. Herhalde Almanca konuşuyor, dedim. Hayır, İngilizce konuşuyor, dedi. Aynı şekilde Finlandiya’da da, resmi dilleri Fince olduğu halde, konuştuğumuz kişiler da seri şekilde İngilizce konuşabiliyorlardı. 

Bu arada iki ay kadar kaldığım Almanya’da, hiçbir kursa gitmeden, nerdeyse yıllarca öğrendiğim İngilizce kadar Almanca öğrendim. 

İşte bizim temel sorunumuz, teoriği pratiğe dönüştürememektir. Konuşamadıktan sonra gramer bilgisinin bir anlamı yoktur. Sistem buna göre ayarlanmalıdır. 

Turistik bölgelerdeki esnafın turistlerle konuşurken öğrendikleri yabancı diller bu tezimizi haklı çıkarmaktadır. 

Bu yazımın amacı da pratik İngilizce öğretiminin nasıl olması gerektiğidir? 

ÇÖZÜM; SORU-CEVAP YÖNTEMİ  

Bu yöntemle öğrenciler hem sorusunu, hem cevabını, hem de yeni sözcükleri öğreneceklerdir. 

Söz gelimi What is your name? (Senin adın nedir) soru kalıbını birer sözcük ilave ederek veya değiştirerek çoğaltabiliriz.  

What is your father’s name? (babanın adı nedir), My father’s Ahmet. 

What is your mather’s name ?(annenin adı nedir), My mother’s Fatma. 

 What is your sister’s name? (kız kardeşinin adı nedir), My sister’sname Ayşe. 

What is your friend’s name? (arkadaşının adı nedir) My friend’s name Hasan. 

Büyükbabanın, anneannenin, amcanın, dayının isimleri getirilip yer değiştirilerek yeni cümleler kurulabilir.  

do you speak English? (İngilizce konuşabiliyor musun) Yes,I speak English. 

do you speak German?  (Almanca konuşabiliyor musun) Yes,I speak German 

İspanyolca, Arapça,Çince, Rusça…..ve diğer dillerle ilgili sözcükler yer değiştirilerek devam edilir. 

Where Are you going ? (Nereye gidiyorsun) I am going to school. 

Where Are you looking (Nereye bakıyorsun) I'm looking at the street. 

Bunun gibi aynı kalıpla, bir farklı sözcük değiştirerek onlarca cümle pratik öğrenilebilir. BİR BAŞKA DEYİŞLE, TÜMDEN GELİM. Önce cümle kalıbı, sonra soru kelimesi yerine cevap sözcüğünü koyma ile öğrenilecektir.Bu işlem sürekli konuşmaya dökülmelidir. 

Buna tüm soru kelimeleriyle kurulan; Where, What, Haw,who, is, are, can, have,has…. gibi soru kelimeleriyle kalıp soru cümleleri oluşturularak pratik cümle sayısını artırabiliriz. 

Her kurulan cümle aynı zamanda sözcük dağarcığını da artıracaktır.  

BUNUN İÇİN NELER YAPILMALDIR? 

1- Ortaokul 1.sınıftan başlanarak 40 dakikalık İngilizce dersinin ilk 15 dakikasında iki soru-cevap kalıplı cümlelerin öğretilmesini, son 15 dakikasında da her öğrenciye öğrendiği cümleler tekrar ettirilmesi yaptırılmalıdır. Ortadaki 10 dakikada dersin teorik bilgilerini öğrenilmesi yapılmalıdır. Senin annenin adı nedir? Senin babanın adı nedir? Bu iki soru-cevap cümleleri bir sözcüğün yeri değiştirilerek, yeni cümleler ve sözcükler öğretilmiş olacaktır. 

2- Sınıfların, koridorların belli yerlerine resimli İngilizce isimleriyle okul, cadde, hastane, PTT, fırın, manav, ekmek, elma, armut, kalem, silgi, kitap vb. varlık adları yapıştırılarak bir ortam oluşturulmalıdır. Öğrenci böylece gözlem yoluyla duvardaki elmanın, kalemin, ekmeğin, hastanenin adını da bakarak öğrenecektir.  

3- Tıpkı ilkokulda olduğu gibi, aileleri de işin içine katıp, çocuklarıyla o günkü öğrenilen cümlelerle pratik yapmaları, sanırım konuşmada pekiştirme olacak ve velilerimiz de bu vesile ile eski bilgileri hatırlamış olacaklardır, böylelikle bir taşla iki kuş vurulmuş olacaktır. Sonuçta büyük başarı elde edilecektir. 

4- İngilizce dersinin değerlendirilmesi, gramer kuralları bilgisine göre değil, metne dayalı sorulara göre değil, tamamen soru cevap tekniğine göre yapılmalıdır.  

5- Son olarak imkânları ölçüsünde, özellikle ortaokullarımıza (ağacın yaşken eğilmesi için) İngilizce dil laboratuarları kurulmalıdır. 

Böylelikle hem görsel, hem işitsel, hem duygusal zekâ harekete geçmiş olacaktır. 

Bu şekilde haftada seçmeli İngilizce ile beraber bazı sınıflarda 4+2 ders saati İngilizce dersi işlendiği için haftada 10 soru-cevap cümlesi, ayda 40 civarında soru-cevap cümlesinin pratiğini, yılsonunda da 250-300 civarında soru-cevap pratik cümlesi öğrenilecektir. Ortaokul bittiğinde yaklaşık bin civarında cevabını konuşabileceği yeni cümleleri ve sözcüklerle konuşma becerisi kazanacaktır. Aynı şekilde Lisede de devam ettirilirse oran daha da artacaktır. 

Bu yöntemi müdürlük yaptığım bazı ortaokulda İngilizce öğretmenlerimizle denedik. Öğrencilerimiz çok sevdiler. Ancak resmi zorunluluğu olmadığı için ve görev sürem bittiği için yarıda kaldı 

Bir dil bir insan, İki dil iki insan düsturundan yola çıkacak olursak, birden fazla dil öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz. Tabii dünyada ve ülkemizde yaygın olarak İngilizce konuşulduğu için hep bundan bahsediyorum, aynı yöntemi diğer dilleri öğrenmede de kullanabiliriz. 

Bu globalleşen dünyada, iletişimin zirve olduğu bir çağda, dünya ile bütünleşmek için, diğer devletlerle REKABET ETMEK İÇİN, ikinci bir dil artık bir zorunluluktur.  

Bu konu; kamuoyunda, basında, TBMM’de, üniversitelerde tartışılmalıdır. 

Gramer öğretmeye dayalı, pratik İngilizce öğretemeyen mevcut sistem gözden geçirilmelidir. 

Milli Eğitim Bakanlığı-TALİM TERBİYE KURULU, Temel Eğitim Genel Müdürlüğü,Orta Öğretim Genel Müdürlüğü İngilizce öğretimini tartışmalı, İngilizce müfredatını bu teklifler göz önüne alınarak, tekrar belirlemelidir. 

Şemsettin CERAN 
“Eğitimde Yeniden Yapılanma” Kitabının Yazarı-Ankara