Uzunca bir zamandır bizdeki algısıyla dershaneler ile başlayan (ama aslında çok daha eski bir mazisi olan) çatışma ve kavga havası hepimizin bildiği gibi 17 Aralık ile zirve yapmıştır. 

Kısa bir dershane incelemesi yapalım.Dershaneler eğitim hayatımızın vazgeçilmez bir parçası gibi algı oluşturulmak istense de aslında eğitimimizin üzerinde büyük bir kamburdur. Geçen yıllarda sanki eğitimdeki büyük pay dershanelerinmiş, dershaneye gitmeyen öğrenci hiçbir üniversiteye giremezmiş ve dershaneye giden her öğrenci de mutlaka üniversite kapısından geçermiş gibi bir algı oluşturuldu. Üniversite sınavı ve yerleşme sonuçlarının açıklandığı günler memlekette o öğrenciyi ben kazandırdım, benim öğrencim Türkiye birincisi, ikincisi, üçüncüsü diye dershane reklamlarından geçilmiyor. Bu algı maalesef velilerimizi de o kadar etki altına almıştır ki, okulda Okul-Aile Birlikleri temizlik ve diğer giderler için yıllık 50-100 TL istese veliler kıyameti koparmaktadır. Bu velilerimiz okullardaki eksik ve ihtiyaçları düşünmeden istenen 50-100 lira için okul müdürü, idareci ve öğretmenlere hırsızlıktan haramiliğe varan ithamlarda bulunabilmektedirler. Diğer taraftan aynı veli oluşturulan algı sebebiyle hiç öğretmenine bile sorma gereği duymadan çocuğunu yıllık 1000-2000TL ve çok daha fazla fiyata dershaneye yazdırabilmektedir. Güya bunu da çocuğunun geleceğini garanti altına almak için yapmaktadır. Özellikle varoş bölgelerde
benzer durum çok daha fazla gözlemlenebilir. Bu bölgelerdeki veli profili genelde kendisi maddi imkânsızlık veya bilinçsizlikten okuyamamış olmanın hıncını, çocuğundan çıkarmak ister gibidir. Karnede 3-5 zayıfı olan başarı düzeyi oldukça düşük bir öğrenci bile dershaneye gitmektedir. Öğrenciye “Okumak istiyor musun?” diye sorulduğunda “Hayır” der. Ama velisi onun doktor, mühendis olması umuduyla dershane kapılarında koşturmaktadır. Aslına bakarsak velilerimiz dershaneleri önemsediği kadar okullarımızdaki eğitimi de önemseseler her şey çok daha farklı olacaktır. Bu da birilerinin elindeki “Dershaneme dokunma” zırvasını elinden alacak dershaneler de bu kadar gürültüye gerek kalmadan kendiliğinden kapanıp gidecektir.

Kopartılmaya çalışılan fırtınada ise sanki dershaneler bu ülkenin eğitiminde en önemli merci ve merkezlermiş gibi gösterilmektedir.Dershaneler ülkenin başarısının ana unsuru ve eğitimin roket başı olarak lanse edilmektedir. Tabi ki bunların temel sebebi bu işlere para yatıran kesimlerin, bu algı oluşumuna da para yatırmalarıdır. Düne kadar “Dershaneleri kapatan siyasi aktörün elini öperim” diyen eğitim yazarlarının yapılan çalışmalar üzerine “Dershaneme dokunma” diyenlere dönüşmesi de bu algı oluşturucularının eseri olsa gerek. Aslına baktığımızda dershaneler meselesi eğitimimizin üzerinde oluşan kocaman bir algı halüsinasyonundan başka bir şey değildir. Hepimizin de bildiği gibi genel yapı için oluşturulan bu algının temel sebebi eğitimden ziyade farklı unsurlara hizmet etmeyi amaçlamasıdır.

Geldiğimiz noktada aslında yapılacağı bildirilen düzenleme ile dershanelerin dönüşümünün yaşanacağı aşikârdır. Bu çalışmalar eğitimin de dönüşümü hızlanmış olacaktır. Atılacak olan bu adımlarla genel manada dershanelerin özel okula dönüşmesi amaçlanmaktadır. Bunun da bir standardı olduğuna göre bu standartları karşılayamayan kurumların akşam okulları, açık lise gibi farklı kurumlara dönüşmesi istenmektedir. Bununla birlikte çalışanların da devlet tarafından kadroya alınacağı konuşulmaktadır. Yıllarca öğretmen adaylarının buram buram ter döktüğü KPSS sınavına girmeyen veya girdiği halde kazanamayanların, hiçbir eleme olmadan kadroya alınması, emeği olan ve çırpınıp didinen gönülleri yaralayacaktır. Bunun için de doğru ve gönüllerde yer bulan bir çalışmanın olması
temel beklentiler arasındadır.

Yusuf UZANTI [email protected]