Türkiye'nin nüfusu 84 milyona yaklaştı. Yüksek öğretimdeki öğrenci sayısı 8 milyonu buldu. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK)  verilerine göre ülkede 995 bin üniversite mezunu işsiz var. Genç işsiz sayısı 2,5 milyona çıktı;  

15-34 yaş grubundaki işsizlerin yanı sıra 10 milyon 974 bin genç iş gücünün dahi içinde yer almıyor. 24 milyon gençten yalnızca yüzde 44’i çalışıyor. Çalışan her genç en az 1 gencin daha ekonomik sorumluluğunu taşıyor. Üniversite mezunu 992 bin kadın da yüksek eğitim düzeylerine rağmen iş arıyor ve işsiz sayılmıyor. 

 Görüldüğü gibi, nüfus ve nitelikli insan gücü hızla artarken, mevcut pasta, yani iş alanları, iş yerleri yerinde saymakta, hatta her geçen gün pandemi nedeniyle de kapanmaktadır. 

 Ortada büyük bir enerji birikimi ve milyonlarca yetişmiş insan gücü oluşmuştur. Bu durum ülkemiz için aslında çok büyük bir şanstır. Gençlerimiz birçok ülkenin nüfuslarından bile fazladır.  Bu birikimin bir şekilde kanalize edilmesi gerekmektedir.  

 Yani hızla yeni iş imkânları yaratılması gerekmektedir. Bunun için devletin herkese iş bulması mümkün değildir.2020 yılında kamuya ancak 60 bin memur alınmış. O halde geriye özel sektör ve kendi işlerini kendileri yapacak girişimciler kalmaktadır. 

Ülkemizde büyük projelere imza atan, İstihdam yaratan, iş adamlarını toptan karalamak, kötülemek doğru değildir. Bu bakış birçok iş adamının şevkini kırmaktadır.  

  Tersine, yurt içinde ve yurt dışında büyük işler yapan, beş yüz kişiden fazla işçi çalıştıran iş adamlarımızı, müteahhitlerimizi ayrıca onore etmek için, bunlara istihdam elçisi gibi unvanlar, elçilik hakları, kırmızı pasaport vb. ek muafiyetler verilebilir.  

Çünkü bu sektörlerde binlerce kişi çalışmakta, aileleri ile birlikte yüz binden fazla kişi buralardan ekmek yemektedir. Bunlara farklı bakmak, buradan ekmek yiyenlerin ekmeğiyle oynamak demektir. Tümden yok saymak yerine, haksız kazanç sağlayanları, ayıplı iş yapanları devlet zamanında denetlemelidir. 

 İşsizlik, tıpkı eğitim gibi, güvenlik gibi milli bir konudur. Hep birlikte bu sorunu çözmek gerekir. Tüm Bakanlıklar, Belediyeler, kaynaklarını yeni iş imkânları, iş alanları yaratmak için sarf etmesi gerekmektedir. 

 Ayrıca yeni iş alanları açılması için, devlet pek çok alanda olduğu gibi yeni teşvikler, hibe desteği vermeli, girişimciliği teşvik etmelidir. Devletin en önemli görevi teşvik ve denetim olmalıdır. 

 Bu arada eğitimiz de ülkemizin arz talep dengesine göre yeniden gözden geçirilmeli, istihdamı olmayan bölümler kapatılmalıdır. 

 Ülkemiz her yönüyle zengin bir ülkedir. Altıda, üstü de bereketli ve zengindir. İnşaat, hayvancılık, turizm, sanayi vb. dallarda yeni yatırımlar yapılabilir.  Önemli olan, ortak akılla bunu iş alanına dönüştürmek, yani fırsatı ganimete döndürmektir. 

 Genç girişimcilerimiz, şu anda pek çok ülkede iş yapan vatandaşlarımız gibi uzmanlık alanlarını, kuracakları iş alanlarını başka ülkelerde, Özellikle Türk Cumhuriyetlerinde de deneyebilirler.  

Teknolojiyi üst seviyede kullanan gençlerimiz, masa başı iş hayalini bir tarafa bırakırsa, üstün zekâları ve cesaretiyle yeni işlerini sadece kendileri için değil, ülkesi için de büyütebilirler. Yeter ki teşvik edilsinler, yol gösterilsinler ve güvenilsinler.  

Devletimiz; bu gençlere proje desteği, hibe desteği vermesi , yol-yön göstermesi ile, bu dikenli yol ,umut ışığından ,gerçek bir işe dönüşmüş olacaktır. 

Özellikle üniversite mezunu gençlerimiz; kara kara düşünmek, umutsuzluğa kapılmak yerine, birkaç arkadaşıyla birlikte, emsalleri gibi, devletin teşvik verdiği bir alanda, kendi işlerini kurmaya, yani girişimciliği DENEMEK DE YARAR VARDIR. 

 Şemsettin CERAN   

Eğitimci-Araştırmacı/YAZAR