Vicdanın kaba tasviri bireyin yaptığı fiiliyatı ussal ve ruhsal dünyasında yargılaması bunu yaparken ahlaki ve dini kuramları kullanarak kendini irdelemesidir. Günümüz de bu değerlerin kaybolması ve vicdani yargıda referansların değiştiği açıkça görülmektedir. Artık insanoğlunun hal ve hareketlerini yaparken günlük çıkarlar uğruna bir çırpıda vicdanlarını şeytana satar oldu. Toplum da bazı kurul ve kuramlar yerini artık çıkar ilişkilerine dönüşmüş bunu yaparken de vicdanlarını rahatlatacak metotlar bulmuştur. Ne acıdır ki topluma yayılan bu çürüme hayatımızın her safhasına yayıldı. Artık bireyler kendi hayatın da en iyisini isterken diğer bireylerin neler yaşadığını düşünmüyor. Hatırlarımsınız hep bize imece anlatılırdı. Toplumsal yardımlaşma günümüz çağın da kaybolan bir haslet olarak tarihe karışmıştır. Ülkemiz de gündemin her saat değiştiği ve birçok elem veren olaylarla karşılaştığımız bu günlerde birey artık 5 saniye üzüntü duyuyor ve yaşamına geri dönüyor. Duyarsız hissiz bir toplum olduk. Şuan ülkemiz de birçok birey yarına nasıl çıkarım kaygısıyla boğuşurken kimileri de koltuğumu nasıl korurum kaygısındalar. Birisi yaşamak için ikamesini sağlamak için uğraşırken bir diğeri şanının ününü koruma derdinde. Maalesef ki vicdani değerlerimiz kayboldu gitti. Yaşayan makinalara döndük bireylerin bir birine verecekleri hiç duygu emaresi kalmadı. Yalnızca günü kurtarma derdindeyiz.
Son günlerde bir grup var ki içler acısı; yerel yönetimler seçimiyle şehirleri yönetecek siyasetçiler belirlenirken bu sistemin içinde çalışan yaşları 35 ile 45 yaş arasında bulunan yaklaşık 20 bin sözleşmeli memurun iş kaygısı artık vicdanları parçalayan bir hal almıştır. Ama ne yazık ki bu ülkeden vicdani duygular terk edeli çok yıllar oldu. Yeni seçilen siyasetçilerin hınç dolu yaklaşımı partizanlıkları ve kinleri gün gelir kendilerini boğar. İnsan olmaktan çıkmak çıkarları doğrultusun da icraatlar yapmak bu ülkeye kin ve nefretten başka bir şey getirmez. Zaman çok hızlı geçer bakmışsınız 4 yıl sonra tekrar seçim olmuş başka bir siyasetçi gelmiş ve aynı kin ve nefretle aynı hal ve hareketle aynı işi yapacaktır. Artık bu takım küçük siyasi hamleleri yapmaktan vaz geçelim. En kutsal değer bir bireyin eve ekmek götürmesidir. Tabi bu insanın Allah inancı varsa yoksa da ahlaki değeri varsa demek isterim. Ama bu düşünce artık günümüz Türkiye’sin de kaybolup gitti. Hele bir grup var ki en tehlikeli ve topluma bir katkı sağlamayan entelektüel tip siyasetçi modeli hayatta hiçbir zaman topluma içine girememiş kendini olimpos dağının en tepesinde görürler. Aslın da zavallı ve anıları içinde kaybolan tiplerdir. Asla sonlarını düşünmezler. Sonları ise makamdan sonra yine zavallıca ortalıkta dolaşmaktır. Aslın da bu tipler zavallı kimsesiz ahmaklardır. Bu gibi insanların yerel yönetimler de koltuk sahibi olması ile ekmek derdinde olan insanların halinden ne anlar. Zaten bu tipler bir defaya mahsus seçilir tarihin tozlu raflarında kaybolur. Bu çürümüş köhne vicdanlardan vicdan bekleyen belediye sözleşmeli memurun hali ise içler acısı. Artık evine ekmek götüremeyecek yaşının da ilerlemesi cabası hayata tekrar başlaması ne kadar zor bir hal sizin vicdanlarınıza bırakıyorum. Bu insanlar işlerinden tasfiye edilirken yapabilecekleri yalnızca boyunlarını eğip işsizler ordusuna katılmak. Oysa bu insanlar belediyecilik konusun da uzmanlaşmış teknik personellerden oluşmaktadır. Ama devletin işleyişi hiç önemli değil onlar gitsin yerine yenileri gelsin bu her seçim döneminde tekrarlansın ve devinim devam etsin durusun. Devlet bu kanayan yaraya el atıp bu insanlara umut ve hayatlarını geri vermeli. Kişilerin kokuşmuş vicdanlarına bırakılmamalı hiçbir ahlaki ve dini referansı olmayan bu kişilerin sözleşmeli memurların hayatlarını bitirirken bir köşe başın da bakıp izlemek ne kadar ahlakidir bunu sizin vicdanlarınıza bırakıyorum.
Vefa İstanbul da bir ilçe olarak biliriz aslında vefa yapılan iyiliklerin unutulmayıp gün geldiğinde elini uzatmaktır. Çürümüş kokuşmuş vicdanlardan artık devlet elini uzatıp bir vefa örneği göstererek sözleşmeli memurlara kadrolarını vermeli ki bu insanlar hayatlarına umutlarına geri dönsünler. Bu insanları yalnız bırakmamak ellerinden tutmak devletin görevi değil midir?
Yeni yıl gelmeden bu kaygıların giderilmesi vicdani ve ahlaki bir görevdir. Çürüyen kokuşan vicdanlardan vefa filizlenip bu can çekişen insanlara hayatlarını geri teslim edelim göreceksiniz bu bir farkındalık olup umutların tekrar canlandığını göreceksiniz. Eğer bu gidişata dur denmezse kin nefret devam edip gidecek her seçimden sonra bu sorunlar yaşanacaktır. Şuan bu insanlar sadece Allah’ın duyabileceği ses tonuyla dua ederken biraz kırgın biraz yalnızlık biraz da imtihan diyorlar. Allah bu dualarını duyacak ve bir vesile kılacaktır.
Allah korkusu olan insanların bu sese kulak vereceklerini ümit ederken çürümüş vicdanlardan vefanın filizleneceğine inanıyorum.