COVID-19 küresel salgını, tüm dünyada halk sağlığını derinden etkilemesinin yanı sıra, bulaşın yaygınlaşmasının engellenmesi ve halk sağlığının korunması için alınan önlemler, ülkelerin ekonomik, toplumsal yapılarında da derin etkiler yaratmaktadır.

Bulaşın yaygınlaşmaması için alınan zorunlu önlemler ise ülkemiz gibi kırılgan ekonomilerde, sadece ülkemiz ekonomisini olumsuz etkilemekle kalmamakta, aynı zamanda vatandaşlarımızın ekonomisini de derinden etkilemekte, çalışanlar, iş görememe ve işsizlik riskleri ile karşı karşıya kalmaktadır.

Oysaki devlet, tüm vatandaşların sağlığını korumak için yürüttüğü küresel salgınla mücadelede, öncelikle iş sağlığını güvence altına almak ve aldığı önlemlerden vatandaşın olumsuz etkilenmesini engellemekle yükümlüdür. İş sağlığı ve güvenliği hakkının sağlanması, sosyal güvenlik anlayışı içinde kanunlar ve sözleşmelerle sosyal devlet ilkesi gereğince devletin sorumluluğundadır.

Ne yazık ki COVID-19 küresel salgını, söz konusu ilkeler doğrultusunda, iş güvenliği ve iş sağlığının sağlanmasını, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de olumsuz yönde etkilemiş, kronik hastalıklar ve küresel salgınla birlikte, görevini yapan çalışanları ölüm başta olmak üzere, kalıcı risklerle karşı karşıya bırakmıştır. Bu etkenlerin bir sonucu olarak ortaya çıkan sağlık ve ölüm riski, başta insan hakları olmak üzere iş sağlığı ve güvenliği açısından da yeni düzenlemeler yapılmasını gerekli hale getirmektedir. Söz konusu riskler yaşanmadan önce önlenmesi gerektiği gibi risk meydana geldikten sonra çalışanın karşı karşıya kalacağı gelir durumu ile ilgili sosyal güvenlik hakları yapılandırılması gerekliliği ortaya çıkmıştır.

İçişleri Bakanlığınca 21 Mart 2020 tarihinde çıkarılan Genelge ile kronik rahatsızlığı olanlara getirilen kısıtlamalar, kamuya ait işyerlerinde çalışanlar bakımından önemli bir istihdam sorunu yaratmazken özel sektörde çalışanlar açısından mağduriyet yaratmıştır. Zira, kamu kurumlarında, uygulanma imkanı bulunan, ''idari izin'' yoluyla kamuda çalışanların evlerinde kalması, başta ücret olmak üzere, bu çalışanların herhangi bir kayba uğramasını önlemektedir.

Söz konusu Genelge ile ilgili en büyük mağduriyet, özel sektör işçi ve işverenleri açısından yaşanmaktadır. Zira Genelge ile özel sektör çalışanlarından bağışıklık sistemi düşük veya kronik akciğer hastalığı, astım, KOAH, kalp/damar hastalığı, böbrek, hipertansiyon ve karaciğer hastalığı bulunanların veya bağışıklık sistemini bozan ilaçları kullananların sokağa çıkmaları ve dolayısıyla çalışmaları yasaklanmıştır.

KANUN TEKLİFİ