Dinlenelim dedik kalıbı dinlendirmemek için..

Ailece bir tatil yapalım.
Yolumuz Kuşadası'ndan geçiyor.Kuşadasın'da iki dostumda konakladım.

Adaşım Ziya Hocam, kardeşim Sevdiye Hocam ve kıymetli ailesi,Nuran Ablam ve Yücel ağabeylerle hasbihâl ve mâziyi yâdetmek güzeldi.

Ancak orada bir ağabeyimiz,mülki amirimiz, Beşiktaş önceki Kaymakamımız, mevcut Kuşadası Kaymakamı Sadettin Bey'le görüşmeden olmazdı.Sağolsun bizi kabul etti, limanda uzun uzun sohbet ettik. Özlemişiz.10 yıl önce Beşiktaş'ta devlet adamlığı ile duruşu ile , inci sözleri ile bize liderlik yapan efsane kaymakamımız ile söyleşmek harika idi.Yine kulağımıza çokça küpe taktı.Allah sağlıklı uzun ömür versin.

Sitemli yazılarımı okuma  lütfunda bulunmuş.Bana aşağıdaki öyküyü anlattı;

Baba oğluna dedi ki: Liseden üstün başarı ile mezun oldun Mike, işte yıllar önce senin için alıp garajda sakladığım arabanın anahtarları burada...

Ama sana vermeden önce onu şehir merkezindeki kullanılmış araç parkına götür ve onlara satmak istediğini söyle ve sana ne kadar teklif edeceklerini öğren.

Mike kullanılmış araba parkına gitti, babasına geri döndü ve dedi ki: " Bana 1000 $ teklif ettiler çünkü araç çok yorgun görünüyormuş."

Baba dedi ki: " Şimdi onu rehin dükkanına götür."

Mike rehin dükkanına gitti, babasına geri döndü ve dedi ki: " Rehin dükkanı 100 $ teklif etti çünkü çok eski bir araba olduğunu söylediler."

Baba bu kez oğlundan şehir merkezindeki araba kulübüne gidip onlara arabayı göstermesini istedi.

Mike arabayı kulübe götürdü, geri döndü ve babasına dedi ki:

Baba buna çok şaşıracaksın, kulüpteki bazı insanlar araba için 100.000 $ teklif etti, çünkü bu bir Nissan Skyline R34 müş, dünyada sadece 27 tane kalmış ve kolleksiyonerler bu araca çok değer veriyormuş

Baba oğluna dönüp dedi ki: " Doğru yerin seni doğru şekilde değerlendireceğini görmeni istedim."..

Takdir edilmiyorsan sakın üzülme, bu sadece yanlış yerde ve yanlış insanların arasında olduğun anlamına gelir.

Değerini bilen, seni anlayan ve fikirlerine önem veren kişiler varsa doğru yerdesin demektir, asla kimsenin değerini anlayamadığı bir yerde gereğinden fazla zaman geçirme.

Öykü bitince gözlerime bakıp dedi ki ;

Erhancım, bazen bir şeyi çok istersin, olmaz...

Hatta bazen bir şeyi ilk defa bu kadar çok istersin.
Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştıkça
her şeyin daha da berbat olduğunu görürsün.

Çalışıp çabalarsın olmaz,dua edersin olmaz,
tevekkül edersin olmaz...

Ne yaparsan yap, olmadı mı olmaz..

Olmadı mı zorlamayacaksın diye bir şey yok..
Zorlayacaksın...

Olmuyorsa vakti değildir, nasip değildir...

Olmuyorsa hakkında hayırlı değildir.

Küsmeden, isyan etmeden çalışacaksın.

Çünkü hayatta en güzel, en değerli olan,
zor olandır..

Çünkü sen zaferden değil seferden sorumlusun.

Sabret,
Azmet,
Şükret...
Bir gün olacak
Elbet...

Olmazsa canın sağolsun.
Mutlu ol...
Mutluluk bir varış değil
Bir yolculuktur.

Sen bir yöneticisin unutma imtihanın masa ile kasa ile nisa ile olacak.
Unutma daima anlamlı bir hedefimiz olmalı: Dikenlerin yanında yürürken, amaç güle ulaşmaksa, diken bile güzeldir.

Üzülme.
Lâ tahzen.

Yalan dünyada gerçek dostlar biriktirin.Tabutunu omuzlayacak 4 dost yeter.
Ve sırtını yaslayabileceğin 1 dost..
Makam mevki için dostlarınızı kırmayın.

"Bak, ne söyler insana kabristandaki şu taşlar?
Bir yalan burada bitti, bir gerçek burada başlar!.."

Tatlı dili,güzel sözleri, samimiyeti ile 2 saatin nasıl geçtiğini anlamadım bile. Çayı sevmeyen ben bile sohbeti katık olunca 7 8 bardağa eyvallah demedik.

Gözlerinde rahmetli Recep Yazıcıoğlu'nu gördüğüm güzel insan, kaymakam bey.
Siz bu devlete çok elzemsiniz.İnsanı yaşattığınız için devlet yaşıyor.

Çok yaşayın vesselâm.

Erhan Ziya SANCAR
Eğitimci Yazar