Gözlerim yarı kapalı..

Bir batık zaman heyulası başımda.

Herkesin birbirini acımasızca eleştirmeyi marifet sandığı bu silgi çağında bana sesleniyor;

Ey EZS;

"Benim hayatımı yargılamadan önce benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan geç.

Benim takıldığım taşlara takıl, yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git benim gittiğim gibi..

Ancak o zaman beni yargılayabilirsin.."

"Only God can judge me.. "

Tümer Metin geliyor aklıma yalnızca Allah yargılayabilir beni dizesini dövme olarak koluna kazıtması ve Fenerbahce'ye gizlice transfer olduğu sene henüz Beşiktaş'ta iken  Galatasaray'ın 2-1 galibiyetine nasıl çıldırdığı ve kale direklerini dövmesi...

Gözlerim yarı açık...

Tarih şeridinde yürüyorum.

Büyük İskender'in babası Philip İskender'i hiç sevmezmiş. Hatta bir ara annesi ve İskender'i sürgüne yollamış sonra affetmiş..

Yine de İskendere olan soğukluğu değişmemiş.

 Günün birinde Philip'e simsiyah/rüzgar yeleli, gözleri yıldız,toynakları mermerden bir at getirmişler. Getirmişler ama dizginlemek ne mümkün,4 kişi atı zaptedemiyormuş..

 Hele üstüne binmek...

 Allah muhafaza..

Deneyen 3 kişiyi de üstünden atmış.. Atın azgınlığını gören Philip tereddüt etmiş..Kral olarak hediye ata binmesi gerekir ama at üstünden atabilir, belini kırabilir..

 Philip şöyle dönmüş, sürgünle kurtulamadığı oğlu İskender'e, ''Atı oğluma hediye ediyorum'' demiş.

Amacı, İskender'in ata bineyim derken düşüp belini kırması hatta ölmesi..

  İskender ata yaklaşmış,dört görevli zor zaptederken kolanı tutmuş,atı şöyle bir çevirmiş,yaklaşmış, burnunu sevdikten sonra ata binmiş ve dört nala sürmüş...

Gelince arkadaşları sormuşlar; "Nasıl bindin bu deli ata ?" ,diye.

 İskender'in cevabı ; At gölgesinden korkuyordu, başını güneşe çevirdim...

 Sizler de gölgenizden korkmayın, çevirin başınızı güneşe, başaramayacağınız hiçbir şey yok, bilin....

Gözlerim faltaşı gibi açık..

Bir cumartesi yazısı yazdım size hicbir siyasî mesaj vermeden, alıntılarla zenginleştirerek..

Ne Amerika ne Trump...

Ne rektör seçimi ne yalancı korona...

Ne ekonomik kriz ne aya fırlatılan uydumuz..

Yalnızca umudumuz..

Umudumuz olsun diye yazıyorum, Mirim.

Başka ne diyem?

Ömür bir anlık...

Carpe Diem!

Yazı yazmak oldu artık tatlı belam

Kelâm da burada bitti vesselâm.

Erhan Ziya SANCAR

Eğitimci Yazar