Anlatan öğretmen, olmasın.

Amenna...

Zaten içinde bulunduğumuz süreçte sınavlara odaklanmış mevcut konular,  internete erişim imkânı olan bir öğrenci için döndürüle döndürüle dinlenip izlenebilir. Bunun için okullarda film çevirmeye hiç gerek yok bence.

Şartlar ve gerekler,  bizi bir yöne doğru habire çekiştiriyor.

Gelin görün ki biz eski hamam eski tas hâlinden bir türlü kurtulamıyoruz.

Bir kere mantalitesi eski kafa olan sözüm ona yeni nesil sınavları merkezine alan yol haritaları devri kapanmak üzere...

Büyüklerin küçüklere sunduğu bu dayatma artık makul ve makbul değil. Yeni nesillerin kafa yapısı, bakışı ve yüzü ile hem okul hem öğretmen hem de ders çehresi iyiden iyiye bir zıtlık yani uyumsuzluk oluşturuyor.

Bir iki nesil sonra bu uyuşmazlık daha da derinleşerek içinden çıkılmaz bir hâl alacak.

O zaman yeni nesilleri okullarda tutamama ve baş edememe sorunu kendini müthiş derecede hissettirecek. Bugünkünden katbekat fazla... Bir güvenlik meselesi bile olabilir.

Okullara itiraz, isyan vs. dalgalar baş gösterecek. Bunlar, hayali ya da fantastik gelebilir. Bence gelmesin zira bunun bilhassa Batı'da işaretlerini görebiliyoruz. İşaret fişeklerini...

Yazının başında "anlatan öğretmen olmasın" dedik. Tüm bu anlattıklarımız bağlamında anlatılanların da bu noktada değişmesi büyük bir zorunluluktur. Bu bakımdan çağın gerekleri ve koşulları düşünüldüğünde anlatılanlar da çok geride kaldı bence.

Müfredatı kökten değiştirmeli. Radikal bir yapılanma olmalı bu.

O denli gereksiz ve boş yere zaman alan konular mevcut ki bunların elenmesi icap ediyor. Tabii bu konuların veriliş tarzı da... Okul-öğrenci alışverişinin yepyeni bir yüz ve içerik kazandırılması elzem... Görülüyor bu ama görülene eylem yani hareket hamlesi yok.

Müfredata, yanan sobadan korkutulan bir bebek gibi yaklaşılmamalı. Elimizi adeta daldırmalıyız ona.

Köklü değişim ancak böyle zuhur edebilir.

Müfredat kökten değiştiğinde ise okulların fiziki yüzleri de buna uyum sağlamalı. Yeni bir mimari yapı... Açık cezaevleri gibi değil.

Unutmayınız ki zihinsel (içeriksel) dönüşüm, fiziksel dönüşümün yarattığı algı ile başlar. Yoksa bir Kafka çıkar, "Dönüşüm"ü başlatır.

İnsanlık dümen kırdı.

Görmüyor musunuz tepeden tırnağa evrimsel kırılmayı?

Saygılar...

Yusuf SEVİNGEN