İzmir'de 30 Ekimde meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremin ardından son dakika deprem bilgilerine göre, hayatını kaybedenlerin sayısı 79’e yükseldi, yaralıların sayısı ise 949'a ulaştı. Depremde en çok hasar alan yerlerin İzmir'in Seferihisar ve Bayraklı ilçeleri olduğu görülürken, artçı depremler de sürüyor.8 Binada arama-kurtarma çalışmaları da devam ediyor.

Deprem sonrası başta AFAD ve devletin diğer kurumları, Belediyeler, UMKE, Kızılay, Güvenlik güçleri, sivil toplum kuruluşları, siyasi parti liderleri, bakanlar, bürokratlar ve en önemlisi devletin başı Sayın Cumhurbaşkanı da bölgeye intikal ettiler. Hepsi birlik oldular, yaraları sarmaya çalışıyorlar.

Kısa sürede tüm binalarda temizleme işleri biter, yaralı olan kardeşlerimiz iyileşir, yıkılan binaların daha güzeli kısa sürede bitirilir. Ama olan hayatını kaybeden, ailesini kaybeden, sakat kalan vatandaşlarımıza olur.

Bu arada 24 saat kesintisiz çalışan AFAT görevlilerine, Belediye görevlilerine, sivil toplum görevlilerine, sağlık görevlilerine, güvenlik görevlilerine gösterdikleri üstün çaba için millet olarak şükran borçluyuz.

Yer bilimci ve deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, televizyonlara yaptığı değerlendirmede İzmir ve civarında başka depremlere hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi:

Önemli olan, deprem uzmanı hocanın tespitidir. Bundan sonra İzmir’de yine deprem olacağı gerçeğidir. Yani sadece İzmir’de değil, özellikle büyük bir deprem olacağı söylenen İstanbul’da ve diğer deprem kuşağında olan illerimizde de aynı tehlike mevcuttur.

Şimdi eleştirmenlerin çoğu bu gerçeğe vurgu yaparak, her şeyi devletin yapmasını bekliyorlar Bunun için de devletin elinde biriken (herkesin farklı söylediği) zorunlu deprem vergilerinin bu sorunu çözeceğini söylüyorlar.

Hâlbuki bana göre önce vatandaşın istekli olması ve bilinçlendirilmesi en önemlisidir. Yaşadıkları apartmanın önce depreme dayalı olup olmadığını ölçtürmeleri, gerekiyorsa güçlendirilmesini yaptırmaları gerekir. Efendim evimizin değeri düşer mantığıyla güçlendirmeyi yaptırmamaları önlenmelidir Maalesef vatandaşlarımız riski bildikleri halde bir araya gelemiyorlar. Düşünün bir apartmanda belli oranda malikin istememesi yüzünden ne bir güçlendirme, ne de bir yıkım yapılabiliyor. Bu durum gözden geçirilmelidir.

Bunun için devlet çıkaracağı bir kanunla, vatandaşın rızasına bakılmadan, depreme dayanıklılık raporuna göre binaları yıktırmalıdır. Belediyeler bu konuda sorumlu tutulmalıdır.

Denilecek ki biz oturduğumuz yeri yıktırdık o zaman biz nereye gideceğiz, nerede oturacağız, diyebilirler. İşte o zaman görev belediyelere, bakanlıklara düşer.

Efendim yıllardır deprem vergileri toplanıyor, devlet bu parayla bu işi yapsın. Bir kere adı zorunlu olup, sadece elektrik, su, doğalgaz aboneliğinde zorunlu olan, bu işleri yaptırmayan kimselere zorunlu olmayan bir vergi.

Ayrıca ülkemizin değişik yörelerinde her yıl çeşitli adlarda deprem, sel, yangın ve son olarak da yüzyılın felaketi pandamı gibi felaketlerin yaşandığı ne çabuk unutuluyor.

Elazığ-Malatya da, Van’da, Yalova’da, Bolu’da depremler oldu. Yıkılan evlerin yerine yenileri hemen yapılmadı mı? Bunları devlet yapmadı mı?

Evvelki yıl Ordu’da bir mahalleyi alıp götüren deprem etkisi yaratan sel felaketi, Yusufeli’ndeki can kaybının yaşandığı yine deprem gibi evleri yıkan sel felaketi ne çabuk unutuldu.

Bunlar neyle yapıldı? Sakız yapılan sadece deprem vergileri ile değil, devletin ayrıca bütçeden ayırdığı paralarla bu konutlar kısa sürede bitirildi.

Unutulmasın, 80’li yıllar öncesinde deprem konutları yıllar sürer, bir türlü bitirilemezdi. Hem para yoktu, hem de yönetenlerin öncelikleri kısa süre sonra yapılacak seçim yatırımlarındaydı. Konuyla ilgili kamuoyu da oluşmuyordu.

Depremin yıktıkları geçer, ama ocağına ateş düşürdükleri hiçbir zaman geçmez. Yara geçer ama yeri kalır. En önemlisi Yeni yaraların açılmamasıdır.

En önemlisi bu konuyla ilgili kişi ve kuruluşlar, uzman kişiler, belediyeler, bakanlıklar bir araya gelmesiyle bir BÜYÜK DEBREM KURULTAYI yapılmalı. Yapılacak işler öncelik sırasına göre tespit edilmeli, hükümete sunulmalıdır.

Bu kurultay ayrıca bunun ne ile yapılacağını da önermelidir. Bu iş deprem vergisiyle çözülemez. Bu işe yeni imkân ve kaynaklar oluşturulmalıdır. Projelendirilip Dünya Bankasından yardım istenmelidir.

TBMM’de bu konuyla ilgili bir genel görüşme yapılmalı ve ihtiyaç varsa kanun çıkarılmalıdır.

Bir deprem stratejisi belirlenmelidir. Apartman yöneticileri veya belediyelere deprem testi yaptırma zorunluluğu getirilmelidir.

Bunun için vatandaşlarda katkıda bulunmalıdır. Devletin depremin yanında pandamı nedeniyle işlerini kaybeden vatandaşlara yardım gibi bir görevi olduğu, eğitim, sağlık, güvenlik gibi temel sorumlulukları da göz önüne alınarak, Devlet-vatandaş işbirliği ile TOKİ’nin kontrolünde, özel sektör hemen işe koyulmalıdır.

Yarın çok geç olabilir.