Namaz vakti kalkıp sabah namazımı kıldım. Bayram Namazına daha vakit var diyerek biraz daha çekyata uzandım. Bağrım geçmiş. Uyandım ki Bayram Namazına 10 dakika var. Hemen abdest alıp koşarak camiye gittim. Vardım camide oturacak yer kalmamış, neyse aralardan geçerek küçük bir yer de ben buldum. Namaz bittikten sonra önce cami içerisindekilerle, sonra da kapıdaki mümin kardeşlerimizle bayramlaştık. Eşimin simit sevdiği aklıma gelerek kapıdaki simitçiden 2 simit aldım. Evin yolunu tuttum.

Eşimde erkenden kalkmış, çayı koymuş, kahvaltı sofrasını kurmuştu. Kahvaltıyı yaptıktan sonra tıraşımı olup, bayramlıklarımı giyindim. Çünkü bugün bayramdı. En güzel elbiseler, en güzel kokular, en güzel sözlerle gelenleri karşılamak gerekiyordu. Eşimde bayramlıklarını giymişti. İlk önce birbirimizin bayramını kutladık. Her bayramda olduğu gibi ,geleneksel bayramlaşma şekli ile,O benim elimden ben de O’nun alnından öperek bayramlaştık. Gözümüz yollardaydı. Çocuklar, eşleri ve torunlarla gelmek üzereydiler. Onlarla doyasıya sarılacaktım. Hele torunları önce koklayacak, sonra bal öpecektim. Önceden hazırladığım harçlıklarını verecektim. Bu arada komşularımız, çevredeki çocuklar gelebilirdi. Ona göre şekerlerimizi, kolonyalarımız, tatlılarımızı, yaprak sarmalarını hazırlamıştık. Gözümüz yollarda idi.Hiç kimse gelmiyordu.

Bu arada bir telefon sesiyle derin uykudan, güzel rüyadan uyandım. Yurt dışındaki kızım telefon ediyordu. Üstelik görüntülü arıyordu. Hoş beş sadece sözde kalan kuru bir sohbet. Telefonu kapattım, başka akrabalar, arkadaşlar, öğrencilerim aradı. Sanal âleme girdim, herkes bir bayram mesajları yazmıştı. Ben de bir şeyler paylaştım. Günümüz sanalları incelemekle geçiyordu. Bir ara sıkıldım. Tekrar kanepeye uzandım. Gözüm yine dalmış, çocukluğumdaki bayramları yaşıyordum.

Arife günüydü, ikindiden sonra mahalledeki arkadaşlarla bir araya geldik, küçük heybelerimizi omzumuza attık, köydeki evleri teker teker dolaşıyorduk. Her evde yapılan kömbelerden alıyorduk. Heybelerimiz bayram kömbeleriyle dolmuştu. Son iftarı sıcak sıcak,  sütlü, yağlı kömbelerle açtık. Evlerde elektrik yoktu, kardeşlerle biraz didiştikten sonra azarla   erkenden uyuduk. Babam Bayram Namazına giderken biz de arkasından gizlice gittik. Çünkü çocukları caminin içerisine almıyorlardı. Bazen  meraktan kaçak girerdik. Ya da caminin giriş kısmındaki kubbeler arasındaki demirlerin arasında sallanmak çok güzeldi. Ama orada ihtiyarlardan biri köpeoğlu köpekler, defolun şuradan diye bizleri kovalardı.(Ondan sonrada gençler camiye niye gelmezler muhabbeti yaparlardı.)

Eve gelince boş testi ve mayalıkları doldurmak için köy çeşmesine giderdik. Sabah yemeği bittikten sonra, ana babamızın elini öperek bayramlaşırdık. Ana babamız bizleri herhalde sadece bayramlarda öperlerdi, işte bu bayramları bunun için çok severdik. Bir de hastalandığımız zaman başımız okşanırdı, bunun için ara sıra hasta numaralar yapardım. Daha sonra yatak altına kırışıkları açılsın diye koyduğumuz bayramlık pantolonu, Salı pazarından alınmış yatağımızın içinde beraber günlerce yattığımız soğukkuyu ayakkabıları giyerek yola düşerdik. Heybeler omuzlarda köydeki tüm evlerle bayramlaşmaya giderdik. Ramazan Bayramının en çok şekerlerini, evlerden topladığımız akide şekeri, sormuk şeker, bir de sadece zengin evlerinde gördüğümüz paşa şekerini çok özlerdik. Bunun için aynı eve birkaç defa vardığımız olurdu.

Öğleye kadar bayramlaşma biterdi. Öğleden sonra her sülalenin erkeklerinin oturduğu odalara bizler de giderdik. Orada dizlerimiz bükülmüş vaziyette konuşulanları sessizce dinler, büyüklerimizi yumuşlarını tutardık, su dağıtır, su bittikçe köy çeşmesinden su testilerini doldurmaya giderdik. Bu arada bir hata yaparsak azarlanır ve küçük düşürülürdük. İkindi namazından sonra mezar ziyaretleri yapardık, ölen ebelerimiz, dedelerimiz ve diğer akrabaların mezarına gider, onlara Fatihalar okurduk. Daha önceleri gece yanından geçemediğimiz mezarları büyüklerimizle korkusuzca gezerdik. Hele ölen biri olursa birkaç gün mezarın yakınlarından korku ile geçerdik.

Şimdi kendi kendime soruyorum; acaba çocukluğumdaki bayramlar mı güzeldi ? Geçmiş yıllarda yaptığımız bayramlar mı güzel? Yoksa şu an karantinadan dolayı evde geçirdiğimiz sanal bayram mı güzel?

Sahi BUGÜN BAYRAM mı ?

Öyleyse herkese iyi bayramlar. Rabb-ül’Alemin tüm insanlığı şu virüs musibetinden kurtarır, Camilerimizi cemaatsiz, Müslümanları muhabbetsiz bırakmaz.

Şemsettin CERAN
Eğitimci-Yazar