Gara’da hunharca katledilen 13 kahraman askerimizin şehadeti taze iken, şimdi de Bitlis Tatvan’da bir helikopter kazası sonucu 11 Kahraman Mehmet'imiz de şehitlik mertebesine erişmiştir.  

Kazanın nasıl ve neden olduğu henüz kesinleşmemiştir. Değişen hava şartlarının kazaya neden olabileceği görüşü şimdilik helikopterin düşüş sebebi olarak söylenmektedir. Ancak kazada şehit olan Korgeneral Osman Erbaş’ın vizyonu ve ufku incelendiğinde , istikbalde kuvvet komutanı, ondan sonra da Genel Kurmay Başkanı olacağı ile ilgili bilgilere baktığımız zaman helikopterin düşmesinden ziyade düşürülme şüphesi daha çok akla gelmektedir. 

Çünkü 1993 yılında amacı bir uydu devleti kurdurmak olan Çekiç Gücün bölgeden çıkarılması gerektiğini söyleyen Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis Paşa da bir helikopter kazası sonucu şehit edilmişti. Bu yüzden milletimizin çoğu bu olaya da şüphe ile bakmaktadır. 

Hepsine Cenab-ı Allah’tan rahmet ,ailelerine sabr-ı cemil, milletimize de baş sağlığı diliyorum. 

Tüm bunlar bir hilal uğruna, ay yıldızlı bayrak uğruna, vatanı koruma uğruna yaşanmaktadır. Mehmet Akif sanki bu günler için söylemiş. 

Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor; 

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! 

Ülkemiz altı ve üstü ile o kadar zengin bir Ülke ki; kaynakları ile coğrafi konumu ile, stratejik konumuyla, tarihi ile, coğrafyasıyla düşmanları iştahını hep kabartmıştır.  

Hele Amerika ve İsrail’in güvenliği ve çıkarları ve petrol kaynaklarına sahip olmak amacıyla ortaya konulan büyük Ortadoğu Projesi ile birçok ülkenin bölünmesi için, iç savaş, terör gibi Bölgeyi karıştıracak her türlü enstrümanların kullanılması, bölgemizdeki ateşin hiç sönmeyeceğine işaret etmektedir. 

Arap Baharı adında ortaya konan ve Libya,Suriye,Irak vb.birçok ülkede başlatılan iç savaşların asıl amacı bir uydu devlet kurdurmak değil midir? 

Bu durum yeni olan da bir durum değildir. Tarih boyunca da benzer nedenlerden dolayı Ülkemiz sayısız saldırılara maruz kalmıştır. Ama hiçbir zaman yok olmamıştır. Yıkılmış, küllerinden daha gür doğmuştur. Bundan dolayı da nice acılar, nice felaketler yaşamıştır. 

Üzücü olanı dış düşmanların yanında,  doğduğu, doyduğu vatanına ihanet eden hainlerin de aynı ölçüde  milletimize, ülkemize bu acıları yaşatmasına sebep olmasıdır. 

Siyasetçilerimize önerim, Türk tarihini bir kez daha dikkatle incelemeleridir. 

Tarihte kurulan 16 Türk Devleti,  hangi sebeplerden dolayı, nasıl yıkılmıştır? 

Hepsinde şahsi menfaatlerini, iktidar hırslarını Ülke menfaatlerinin önünde tutmaları ve bunun için her şeyi mubah görmeleridir.  

Eğer geçmiş bilinilmiyorsa, o zaman Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini dikkatlice okumak ve yorumlamak gerekir. Çünkü Atatürk, Türk tarihini çok iyi bilmesinden dolayı, aynı durumlarla karşılaşmamak için gençlere bu uyarıları bulunmuştur. 

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir…. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. 

Yani Ülkeni yıkmak isteyecek iç ve dış düşmanlar hep olacaktır, bunlara karşı dikkat et. 

Şimdi de aynı şey söz konusudur. Maalesef Ülkemizi bölmek isteyenlere, siyasi istikbal uğruna arka verilmektedir. 

Bunun şuuruna varılmadığı sürece, ihanete kılıf bulunduğu sürece, bu bölgede, bu acılar hiç bitmeyecektir. 

 Şemsettin CERAN    

Eğitimci-Araştırmacı/YAZAR