28.02.2021, 20:14

Ben Fil Değilim !

Malum uzaktan eğitim süreci hala devam ediyor. Ekran karşısında işlediğimiz derslerde zaman zaman öğretim dışına çıkıp öğrencilerimizle sohbet etmek de gerekiyor. İlgi ve dikkatin en çok olduğu anlar da bu bölümler oluyor zaten. Yine dersimizin sohbete ayırdığımız anında öğrencilerimle konuşurken bir öğrencimin şu cümlesi beni bu yazıyı yazmaya itti. “Öğretmenim, çok kez denedim, çabaladım ama olmadı. Bundan sonra da olmayacağını düşündüğüm için artık çabalamıyorum.”

Değerli eğitimcilerimizin aklına hemen psikolojideki “öğrenilmiş çaresizlik” veya “kazanılmış başarısızlık sendromu” kavramı gelmiştir. Ben de bu cümleyi duyunca aklıma hemen Martin Seligman ve yaptığı çalışmalar geldi. Martin Seligman'ın deneyleri ve öğrenilmiş çaresizlik teorisi, 1967 yılında Pennsylvania Üniversitesinde depresyona olan ilgisi ile birlikte ve bunun bir alt kolu olarak incelenmeye başladı. Seligman ve meslektaşları, köpeklerle birlikte başladıkları deneylerde, ilk fazda hoş olmayan bir durumdan kaçma seçeneği verilmeyen köpeklerin, çaresizliğe şartlandıklarını, deneyin ikinci fazında hoş olmayan bir durumdan kaçma seçeneği verildiğinde de bu fırsatları kullanmadıklarını gördüler. Deneyler; kediler, fareler ve balıklar ile sürdürülerek benzer sonuçlar elde edildi.

Birçok öğrencimizden de eğitim sürecinde ne yaptıysam olmuyor ve bundan sonra da olmayacak, yakarışlarını duyarız. Burada aslında ben bu konuyu farklı bir noktaya taşımak istiyorum. Çevresinde ne yaptıysam olmadı, bundan sonra da olmayacak sözlerini duyan kişilerin de o işleri yapmak için hiçbir girişimde bulunmadıklarını gözlemliyorum, gözlemliyorsunuzdur, gözlemleyebilirsiniz. Bu durumu “Şu arkadaşım bunu yapamadıysa benim uğraşmama gerek yok.” anlayışı olarak da açıklayabiliriz. 

Bu hususta aklıma gelen iki örneği paylaşmak isterim. Yapılan olimpiyatlarda yüzlerce yıl bir mil dört dakikanın altında koşulamamıştır. İnsanların kafasında da bir mil dört dakikanın altında koşulamaz düşüncesi güçlenmiştir. 1954 yılında Roger Bannister isimli atlet bir mili dört dakikanın altında koşmuştur. Aynı yıl içerisinde tam 37 kişi Bannister’den sonra dört dakikanın altında bir mili koşmuştur. 

Yine bir diğer örnekte de öğrencinin biri derse geç kalmıştır. İlk ders matematiktir. Dersi bölmemek için o derse girmemiş ve kantinde oturmuştur. Teneffüste sınıfa girdiğinde tahtada yazan iki işlemi hemen defterine geçirmiş. Eve döndüğünde soruları çözmek için dersin başına oturmuş. Sorular öğretmenin önceden sorduğu sorulara göre zor görünüyormuş ama uğraşarak o akşam soruları çözmüş. Ertesi gün okula döndüğünde öğretmenin masasının üzerine defterini koymuş. Öğretmen işlemi kontrol ederken yüzünde değişiklikler de oluyormuş. “Nasıl buldun bu sonucu?” demiş öğretmen heyecanla. Bu soru 150 yıldır çözülemiyordu. Ben dün matematiğin problemlerini anlatırken yazmıştım bu soruyu tahtaya. Kendim çözmeyi denemediğim gibi bizim gibi normal (!) insanların da denemeyeceğini düşünüyordum, enteresan. 

Öğrenci ise dün derse geç kaldığını ve teneffüste tahtada soruları görünce ödev verdiğinizi düşünerek not aldım. Evde bayağı uğraştım ama en sonunda çözdüm. Bunu duyan öğretmen de meğersem bu soru 150 yıllık çözülemeyen soru değil de 150 yıllık kocaman bir ön yargıymış, demiş. 

Anlatılan hikâye yaşanmıştır, yaşanmamıştır. Bu hiç ama hiç önemli değil. Bizler şunu biliyoruz ki bir işi yapmanın, gerçekleştirmenin en önemli noktası o işi yapacağına inanmaktır. Bu noktada ben her öğrenciye şunu söylemek istiyorum. Asla ama asla kendinize bir sınır çizmeyin. Başkalarının sizler için çizdiği sınırların da sizin gerçeğiniz olmadığını bilin. 75 kilogram iken filler bir iple bağlanır. Fil, uzunca bir süre mücadele ettikten sonra ne yaparsa yapsın o ipten kurtulamayacağını anlar. Artık mücadele etmeyi bırakır. 3 4 ton ağırlığına ulaştığında bile ipe bağlandığında tekrar mücadele etmeye çalışmaz. Çünkü o ipin kendisinin gerçeği olduğunu kabullenmiştir. Daima mücadele etmeye devam etmek gerek. Unutmayın ki başaranlar hiç başarısızlık yaşamayanlar değil, belki de tekrar tekrar başarısız olmasına rağmen son bir defa daha deneme cesaretini gösterenlerdir. 

Erkin SAÇAR
Eğitimci Yazar / Türkçe Öğretmeni

Instagram: erkinsacarcom
Twitter: erkinsacarcom
Gmail: [email protected]
YouTube: erkinsacarcom
Website: www.erkinsacar.com

Kaynaklar: 
https://tr.wikipedia.org/wiki/Kazan%C4%B1lm%C4%B1%C5%9F_ba%C5%9Far%C4%B1s%C4%B1zl%C4%B1k_sendromu_(psikoloji)

Murat Ertan, Başarı ve Motivasyon Öyküleri, Fark Yayınları, Ankara, 2018.

Yorumlar (4)
Muharrem Sönmez 2 ay önce
Psikoloji de neden hep Türk milletinin değerleri ile alakasız, her türlü çirkefliğe batmış tek dişi kalmış batı kültürünün değerleriyle değerlendirilmiş psikolojik vakalarla neden eğitimde çocuklarımıza yön vermeye çalışıyoruz yada değerlendiriyoruz. Ayrıca neden hayvan davranışları ile insan davranışlarını mukayese ederek sonuçlar elde etmeye çalışıyoruz? İnsanların ve hayvanların duyguları aynı mı yoksa?Müslüman Türk milletinin değerleri ve psikolojik yapısı tamamen farklıdır. Batılı psikoloji bilim adamlarının çalışmaları ile örneklendirmek hatalı olur düşüncesindeyim sayın hocam.
Hakkı Devrim 2 ay önce
Bu masallar ile gerçekler uyuşmuyor. Bence insanın kendisini bilmesi ve ona göre seçimini yapması lazım. Bizim sistem kişiye olabilecek yeteneklerini keşfetmesi için fırsat sunması gerekiyor yani kendisini tanıması için fırsat ortamı sunmalı. Kahramanlık hikayeleri yerine hayal satmak yerine kişinin öğrenme keşfine yardımcı olmak lazım
ERKİN SAÇAR 2 ay önce
Başkalarının kendisine çizdiği sınırların kendisinin gerçegi olduğunu kabul etmemek ifadesi sizce neyi anlatıyor? Sen başkalarına bakma ve kendini keşfet. Kendini tanı ve o yönde ilerle demek değil mi? Yoksa kesinlikle birey kendini tanımalı.
ERKİN SAÇAR 2 ay önce
Bireyin kendini tanıması veya tanımasına yardımcı olmak mutlaka gerekir. İlk olacak iş zaten bireyin kendini tanımasıdır ancak kendini tamamen değersiz gören birinin kendini tanımak için bile inancı yoksa kendini nasıl tanıyacak ??
15
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 32 70
2. Fenerbahçe 33 66
3. Galatasaray 32 62
4. Trabzonspor 33 58
5. Alanyaspor 33 52
6. Gaziantep FK 32 50
7. Hatayspor 32 49
8. Karagümrük 33 49
9. Sivasspor 32 47
10. Göztepe 33 46
11. Antalyaspor 33 42
12. Konyaspor 32 40
13. Ankaragücü 32 36
14. Rizespor 32 36
15. Kasımpaşa 33 36
16. Malatyaspor 32 34
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 32 33
19. Gençlerbirliği 32 31
20. Erzurumspor 33 28
21. Denizlispor 32 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 30 63
2. Adana Demirspor 30 58
3. Samsunspor 30 58
4. İstanbulspor 30 54
5. Altay 29 53
6. Altınordu 30 52
7. Ankara Keçiörengücü 30 49
8. Tuzlaspor 30 44
9. Ümraniye 29 41
10. Bursaspor 29 40
11. Bandırmaspor 29 39
12. Boluspor 29 35
13. Adanaspor 30 34
14. Balıkesirspor 30 32
15. Menemenspor 30 31
16. Akhisar Bld.Spor 30 25
17. Ankaraspor 29 22
18. Eskişehirspor 30 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 31 63
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 31 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 31 49
8. Everton 30 48
9. Arsenal 31 45
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Brighton 31 33
16. Burnley 31 33
17. Newcastle 31 32
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 31 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 30 67
2. Real Madrid 30 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 30 61
5. Real Sociedad 30 47
6. Real Betis 30 47
7. Villarreal 30 46
8. Granada 30 39
9. Levante 30 38
10. Celta de Vigo 30 37
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 30 34
14. Osasuna 30 34
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 30 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23