Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Kütahya programı çerçevesinde gerçekleştirilen 2022-2023 Eğitim Öğretim Yılı Değerlendirme Toplantısı’nda kentte görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerle bir araya geldi.? Özer, son 20 yılda eğitimin önündeki katsayı, başörtüsü gibi antidemokratik engellerin kaldırıldığını ifade etti.

Hezar Dinari Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Kütahya ziyaretinde kentin eğitim yatırımlarını değerlendirme imkânı bulduklarını belirtti.

Özer, 2021-2022 eğitim öğretim yılını çok başarılı bir şekilde tamamladıklarını hatırlatarak, "Gerçekten biz eğer okulları açamasaydık, kararlı bir duruş sergilemeseydik, ’Türkiye’de okulların açık kalması bir eğitim meselesi olmaktan çıkıp artık bir millî güvenlik meselesi olmuştur.’ sözünün arkasında duramasaydık bu ülke gerçekten çok ciddi maliyetler ödeyecekti çünkü ülkemizin en kalıcı sermayesi, aslında biricik sermayesi, beşeri sermayesi, insan kaynağı... Bu insan kaynağının şekillendiği, niteliğinin arttığı yerler de okullarımız. Sadece bilişsel beceriler anlamında değil, aynı zamanda bilişsel olmayan becerileri anlamında ve toplumdaki tüm eşitsizliklerin minimize edildiği yerler, okullar. Onun için kapalı olan dönemde sadece kaybedilen öğrenme kayıpları değildi. Okul herhangi bir öğrenci için en fazla anlamı ifade ediyorsa en fazla kaybeden onlar oldu. İşte sizlerle birlikte el ele vererek bu süreçteki kararlı duruşumuz, sadece bir neslin kazanılmasını değil, aynı zamanda Türkiye’nin çok hızlı normalleşmesini sağladı. Bu tarihî adıma katkınızdan dolayı ben Millî Eğitim Bakanlığı olarak şükranlarımı ifade etmek için çok basit bir şekilde hepinize teşekkür belgesi gönderdim. Bu popülist bir yaklaşım değildi. Bunun tarihî öneminin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geleceği açısından ne kadar kritik olduğunu işaret etmek içindi. Onun için ben hepinize minnettarım. Hepinize teşekkür ediyorum. Sizlerle yol yürümekten dolayı da büyük mutluluk duyuyorum" dedi.

"Eğitim politikalarını karşılıklı konuşup, birlikte değerlendirme yapıyoruz"

17 Haziran’da 2021- 2022 eğitim öğretim yılı kapandıktan sonra yeni dönem için çok hızlı bir şekilde hazırlıklara başladıklarını anımsatan Özer, "İstedik ki 2023 yılında cumhuriyetimizin 100. yılına girerken eğitim öğretimimiz çok daha hazırlıklı bir şekilde çok güzel bir başlangıç yapılsın. Bunun için İstanbul’da yaklaşık dört bin okul yöneticisiyle bir araya geldik. Hem bir yıllık eğitim dönemdeki eğitim politikalarımızı karşılıklı tartıştık hem de yeni eğitim öğretim yılına hazırlanmayla ilgili neler yapabiliriz, hangi adımları atabiliriz, bunun değerlendirmesini yaptık ve orada bir gelenek başladı. Artık gittiğim her ilde okul yöneticilerimizle bir araya gelip hem eğitim politikalarını karşılıklı konuşmaya hem birlikte değerlendirme yapmaya ihtiyacımız olduğu için bu geleneği sürdürmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.

2022- 2023 eğitim öğretim yılında, son yirmi yılda eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek için ücretsiz olarak dağıtılan ders kitaplarına ilave olarak bir adım daha attıklarını ifade eden Bakan Mahmut Özer, "Aynı zamanda yıllardan beri eğitim sistemimizin kronik bir problemi olan yardımcı kaynaklarla da ilgili devasa bir adım attık. İlk kez 2. sınıflardan 12. Sınıflara, tüm sınıf seviyelerinde 136 milyon yardımcı kaynağı tüm öğrencilerimiz için eğitim öğretim yılının başlangıcında hazır hâle getirdik. Ekim ayı içinde 20 milyon yardımcı kaynak kitabı daha dağıtacağız, 4 milyon da Temel Eğitim Genel Müdürlüğümüz gönderecek. Dolayısıyla 160 milyon yardımcı kaynakla öğrencilerimizi destekleyeceğiz" dedi.

Okulların temizlikle ilgili ihtiyaçlarını karşılamak için okulların açılmasından bir hafta önce 60 bin temizlik elemanını tüm okullarda istihdam edilmek üzere gerekli kadro dağılımını sağladıklarını hatırlatan Özer, bunun yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla 20 bin öğretmenin atamasını da yaptıklarını söyledi.

70 bin öğrenciye burs imkanı

Yine eğitimde sosyal adaleti sağlamak için 1 buçuk milyon öğrenciye ücretsiz yemek verildiğini, 70 bin öğrenciye de yaklaşık 350 lira burs imkânı sağladıklarını belirten Özer, "Ama eğitim öğretim hazırlığıyla ilgili en önemli hamle, ilk kez tüm okullara bütçe gönderilmesiydi. Geçmişteki eğitim tartışmalarına bakın, millî eğitim şûralarına bakın, ’okulların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için bütçesinin olması gerektiği ve bunun eğitimin kalitesini artıracağı’ zikredilmesine rağmen sadece ortaöğretim kurumlarına bütçe gönderilebiliyordu. Temel eğitime bütçe gönderilmiyordu. Bütçe il ve ilçe millî eğitim müdürlükleri üzerinden gönderiliyordu. İlk kez dedik ki okullarımız hiç kimseye muhtaç olmadan temizlik malzemesinden kırtasiye malzemesine, küçük onarımından donatımına, laboratuvar ihtiyaçlarına kadar tüm ihtiyaçlarını kendileri belirlesinler ve alsınlar. Bunun için 3 milyar 900 milyonluk ödeneği tüm okullarımıza gönderdik. Şu ana kadar okullarımızın kullanmış olduğu ödenek miktarı, 2 buçuk milyar; yani okullarımızda 1 milyar 400 milyonluk ödenek hala bütçelerinde duruyor. Hatta bazı okulların hiç kullanmadığını gördük" şeklinde konuştu.

"2000’li yıllarda beş yaştaki okullaşma oranı bu ülkede yüzde 11’di"

Bir ülkenin en kalıcı sermayesinin beşeri sermayesi, insan kaynağı olduğunun altını çizen Bakan Özer, bu nedenle OECD ülkelerinin 1950’li yıllarda, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranlarını okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise çağında lise zorunlu olmasa da yüzde yüze ulaştırdığını kaydetti. Söz konusu ülkelerin aynı zamanda yükseköğretimdeki net okullaşma oranlarını da yüzde 50’nin üzerine çıkarma hedefi belirlediğini anımsatan Özer, "Ama 2000’li yıllara gelince, bizim rakamlarımız çok garip duruyor. 2000’li yıllarda beş yaştaki okullaşma oranı bu ülkede yüzde 11 idi. Yani beş yaştaki 100 çocuğumuzun sadece 11’i okul öncesi eğitimde kendisine yer bulabiliyordu. Bugün ise bu oran yüzde 94’e çıktı" dedi.

Özer, ortaöğretimde 2000’li yıllardaki okullaşma oranının yüzde 44 olduğunu söyleyerek, "Bugün bu oranın yüzde 90. Yani o yıllarda lise çağı nüfusundaki 100 gencimizin sadece 44’ü okuldaydı, 56’sı okul dışındaydı. Şimdi yüzde 90." değerlendirmesini yaptı.

"Yükseköğretimdeki kadınların okullaşma oranının erkekleri geçti"

Yükseköğretimdeki net okullaşma oranlarının 2000’li yıllarda yüzde 14 olduğunu şu anda yüzde 44’e eriştiğini aktaran Özer, son 20 yılın eğitimin kitleselleşmesiyle önemli bir döneme karşılık geldiğini belirtti. Son 20 yılda aynı zamanda eğitimin önündeki katsayı, başörtüsü gibi antidemokratik engellerin de kaldırıldığını ifade eden Bakan Özer, bu hamlelerden sonra yükseköğretimdeki kadınların okullaşma oranının erkekleri geçtiğini söyledi.

Bir diğer önemli konunun mesleki eğitim olduğunu belirten bakan Özer, katsayı uygulaması sonrası hiçbir yere yerleşemeyen öğrencilerin gittiği bir okul türü haline gelen okulları güçlendirmek için yapılan çalışmaları aktardı.

Mesleki eğitimde müfredat, öğrencilerin beceri eğitimleri, öğretmenlerin işbaşı ve mesleki gelişim eğitimlerinin sektör temsilcileriyle birlikte planlandığını anlatan Bakan Özer, eğitim verilen tüm alanlarda TOBB, ATO, ASO, İTO, İSO, ASELSAN gibi sektörün en güçlü temsilcileriyle işbirliği yapıldığını, sektörden de mezunlar için istihdamda öncelik talep ettiklerini söyledi.

Bu adımlar neticesinde akademik olarak başarılı öğrencilerin meslek liselerine gitmeye başladığını kaydeden Özer, "ASELSAN Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Konya ASELSAN Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Teknopark İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, İstanbul Teknik Üniversitesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, en son Demirören Medya’yla kurduğumuz medya mesleki ve teknik lisesi 0,12’lik dilimden öğrenci aldı" dedi.

"Öğretmen başına kırk dört saat, ama bu ortalamayı bazıları fazla almıştır, bazıları çok daha az almıştır"

Bir eğitim sisteminin öğretmeni kadar güçlü olduğunu dile getiren Özer, "Bir toplum öğretmeni kadar güçlü. Biz öğretmenlerimize ne kadar destek olursak eğitim sistemimiz o kadar güçlü olur" dedi. Özer, bu sebeple atılan adımlardan bahsederek, "Çok sayıda adım attık ama ikisi kritik: Birincisi MEB’in mesleki gelişim ve kişisel gelişim programındaki yaklaşımını tamamen değiştirdik. MEB olarak okul temelli mesleki gelişim programı yapalım istedik. Yani, öğretmenler neyi istiyorsa o eğitimle ilgili bütçelenmeyi hazırlayıp bizim sadece bütçe gönderdiğimiz bir mesleki ve kişisel gelişim programına geçiş yapalım istedik. Aynı zamanda bilişim ağı devreye aldık. 2020 yılında MEB’in düzenlemiş olduğu eğitime katılımlar sonucu, öğretmen başına düşen eğitim saati kırk dört saat. Öğretmen başına kırk dört saat, ama bu ortalamayı bazıları fazla almıştır, bazıları çok daha az almıştır. 2022 yılında doksan dört saate çıkarttık. 2022 yılında şu anda kaç biliyor musunuz? Daha yıl bitmedi ve 192 saat. OECD ortalamasının altındayken bir anda OECD ortalamasının üzerinde" diye konuştu.

Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun altmış yıllık bir özlemi gidermesine rağmen çeşitli manipülasyonlara sahne olduğunu ifade eden Özer, "Öğretmenlik Meslek Kanunu, bir başlangıç olması anlamında kritik bir öneme sahip. Artık bu ülkede öğretmenlerin bir meslek kanunu var ama bu kanun sürekli ilavelerle zenginleşecek. Gittikçe öğretmenliğin tüm boyutlarını gören bir kanuna dönüşecek. Belki zamanla 657’de olan kısımlar öğretmenlik meslek kanunu içinde dercedilecek. Orada geliştirmiş olduğumuz kariyer sistemi, bizim orijinal bir kariyer sistemimiz değildi. 2004’te zaten sınavlarla yapılan uzmanlık ve başöğretmenlikle ilgili sistematik vardı. Zaten o günden itibaren 92 bin uzman öğretmen 338 başöğretmen sisteminin içinde vardı. Bizim derdimiz, sizlerin o haktan yararlanmasını sağlamak" dedi.

Öğretmenlik kariyer sınavıyla öğretmenlerin yeterliklerini ölçülmediğini, alınan eğitimleri ölçen bir sınav olduğunu vurgulayan Özer, şartlarını sağlayan öğretmenlerin yüzde 95’inin bu sınava başvurduğunu söyledi. Özer şunları söyledi:

"Biz öğretmenlerimizi seviyoruz. Biz öğretmenlerimize güveniyoruz. Biz öğretmenlerimizin imkânlarını daha iyi noktaya taşımak için çırpınıyoruz. İnşallah, 19 Kasım günü o öğretmenlerimizin tamamı başarılı olursa tamamı uzman ve başöğretmen olacak. Hiçbir sınırlama yok."

"Okullara bütçe göndererek sürekli mevcut durumu iyileştiriyoruz"

MEB'den "İYEP Ek Ders Ücreti" Konusunda Resmi Görüş Yazısı MEB'den "İYEP Ek Ders Ücreti" Konusunda Resmi Görüş Yazısı

"Biz istiyoruz ki okullarımız, öğretmenlerimiz çok daha güçlü olsun, velilerimiz gönül rahatlığıyla Türkiye’nin her noktasındaki okullara evlatlarını emanet etsinler." diyen Özer, ekonomik arka plan ne olursa olsun bu ülkedeki tüm çocukların en kaliteli eğitimi almalarını istediklerini dile getirdi. Özer, "Okullarda imkân farklılıklarını azaltmak için Temel Eğitimde 10 bin okul projesi gibi, tüm okullarda okul kütüphaneleri yaparak kitap sayısını 28 milyondan 80 milyonun üzerine çıkardık. Okullara bütçe göndererek sürekli mevcut durumu iyileştiriyoruz." değerlendirmesiyle katılımcılara teşekkür etti.

Bakan Özer, programı çerçevesinde Kütahya Belediye Başkanlığı ve AK Parti Kütahya İl Başkanlığını ziyaret etti.

Özer, ziyarette Kütahya’daki eğitim yatırımı yapılacak alanlara vermiş oldukları desteklerden ve okulların imkânlarının iyileştirilmesi konusunda verdiği katkılardan dolayı Belediye Başkanı Alim Işık’a teşekkür etti.

Özer’e AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay tarafından hediye takdim edildi.

Bakan Özer, Kütahya’nın tarihi Ulu ve Dönenler camilerini ziyaret ettikten sonra kentten ayrıldı.