Bunlardan birincisi ,belki de en önemlisi öğretmen atamaları (ilk atama)oluşturuyor.Bu sorun ülke gündeminden hiç düşmeyen, belki de önceki bakanı da en çok yıpratan sorunlardan biridir.Her ne kadar 2011 yılında çıkarılan KHK ile öğretmen atamaları yılda tek bir sefere indirgense de , sistemde var olan öğretmen açığı ve buna bağlı olarak görevlendirilen ücretli öğretmenlerle bu açığın kapatılıyor olması, haklı olarak dışarıda atanmayı bekleyen binlerce öğretmen adayında mesleklerine bir an önce atanma beklentisini yaratmaktadır.Zira bu durumda olan öğretmen adaylarının özel sektörde iş bulması da çok zordur.Çünkü özel sektör, bu arkadaşlarımızın her an kendi mesleklerine dönebilme ihtimallerini göz önünde bulundurarak iş vermekte kılı kırk yarıyor ve çalıştırmak istemiyorlar. Tüm bu sebeplerden dolayı yeni Milli Eğitim Bakanımızın öncelikle halletmesi gereken konulardan birini oluşturuyor.

 

         Bir diğer konu ise yine 2011 yılında çıkarılan KHK'dan sonra bir türlü rayına oturtulmayan özür durumu atamalarıdır.Bu atama çeşidi için yetkililer sadece “eş durumu” olarak ifade etseler de gerçekte “eş durumu”,”sağlık durumu”,”özel hayatı etkileyen olaylar” ve bakanlık tarafından ortadan kaldırılan “eğitim özrü” atamalarıdır.2011 yazına kadar il emri uygulaması ile sorun yaşanmayan bu atamaların yeni KHK ile atanmak istediği il genelinde boş kadro şartına bağlanması, dahası yeni eğitim sistemi ile ortaya çıkan binlerce norm kadro fazlası öğretmen  ile bu tayinler ,bir tür içinden çıkılmaz hale getirildi.Bu yıla kadar her yarıyıl tatilinde yapılan özür durumu atamaları ile bu tür sorunlar yaşanmazken ,şu ana  kadar bu atamaların yapılacağına dair ciddi bir adım atılmamıştır.Sayın Başbakanın da katıldığı bir televizyon programında dile getirdiği gibi, yeni bakanımızın bu konulardaki hassasiyetini göz önünde bulundurduğumuzda ikinci dönemin başına kadar bu  konuda bir çalışmanın yapılarak bu konuyu çözüme kavuşturması, özür durumu atamasını bekleyenlerin süreğine su serpecektir.

 

 

     Üçüncü olarak ele alacağımız ve bir an önce halledilmesi gereken önemli sorunlardan biri de yan alan geçişleri sorunudur.Hiç kimse bu geçişlerin keyfiyetten dolayı olduğunu iddia edemez.Zira 4+4+4 eğitim sitemi ile birlikte ortaya çıkan norm kadro fazlalığı, bu sorunun oluşmasına sebebiyet vermiştir.Yeni eğitim sitemi ile ortaya çıkan norm kadro fazlası ve sonrasında özür durumu atamalarının boş norm kadroya tabi tutulması ,dahası bu boş norm kadrolarının da okul bazında değil de, il bazında gösterilmesi ,yeni mağduriyetler doğurmuştur.İller arası atama döneminden sınıf öğretmenleri için sadece yedi il açık gösterilmiş, bunlardan ikisi batı, diğer beşi ise 3. ve 4.bölgelerdeki illerden oluşmuştur.Öte yandan özür durumu atamalarının ikinci aşamasında yine hemen hemen hiçbir sınıf öğretmeni sistemdeki “tercih ettiğiniz ilde alanınızda boş norm kadro açığı bulunmadığından  tercihte bulunamazsınız” ifadesi yüzünden tercihte bulunamamışlardır.Bakanlığın ilk yapması gereken şeyi en sonunda yapması,alan değişikliği ile beraber yan alan geçiş hakkını vermesi kısmen de olsa özür durumu atamalarının gerçekleşmesini sağlamıştır, ancak yeni mağduriyetler yaratmıştır.İstisnalar hariç hiçbir öğretmenimizin keyfi olarak alanını değiştirdiğine inanmıyorum.Özür durumu olanlar atanabilmek için yan alana geçiş yapmış,il içinde yan alanını değiştirenler de 2012 yılı iller arası yer değiştirme faciasını gördükten sonra, sonraki yıllarda başka bir branşta daha rahat atanabilmek için alan değiştirdikleri herkesin malumudur.

 

     Aradan geçen dört aydan sonra yeniden bir değerlendirme yapılmalı asıl branşında başarılı olup,yeni branşında kendini başarısız olarak gören,ya da moral motivasyon olarak kendini kötü durumda hisseden binlerce yan alan mağduru öğretmenimize ikinci dönem başlamadan bulunduğu ilde alanında varsa açık bir kadroya atanma hakkı tekrar verilmeli ve bu konudaki mağduriyetlerin önüne geçilmelidir.

 

        Sonuç olarak görüldüğü gibi  her üç konu da İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünü ilgilendiren ve aciliyet ihtiva eden konulardır.Sayın bakanımızın bu genel müdürlükten alacağı bilgiler ışığında ele alması beklenen bu üç konuyu ikinci dönem başlamadan çözüme kavuşturması, kırılan,dökülen,hırpalanan,mağdur edilen öğretmenlerimizin gönlünü almaya yetecek,eğitimde daha mutlu,daha verimli bir ortamın sağlanması ve eğitim gündemini meşgul eden bu konuları gündemden düşürmesi hepimizin ortak beklentisidir.SAYGILARIMLA

 

İbrahim KAYA

[email protected]