Güneydoğu Asya, Avrupa ve diğer Batı ülkelerine doğru yayılım gösteren Asya Kaplan Sivrisineğinin ısırdığı yere alkol, çay poşetleri, aloe vera, sarımsak, yulaf ezmesi, fesleğen ve limon sürülerek vücuda yayılımı yavaşlatılabilir. Asya Kaplan Sivrisineği; insanlar, köpek ve kuş gibi hayvanlardan beslenebilir.

Asya kaplan sivrisineği veya Aedes albopictus; Güneydoğu Asya’ya özgü, gövdesinde ve bacaklarında bulunan beyaz renkli şeritlerle diğer türlerden ayırt edilebilen, kan emici bir sivrisinek türüdür. Asya kaplanı sivrisineği, Batı Nil Virüsü Ateşi, Zika Virüsü, Ensefalit, Sarı Humma, alerjik reaksiyonlara sebep olmaktadır. Çünkü an emerken tükürük bezindeki proteinler kan emdiği sırada deri altı dokuya geçmekte böylece yukarıda sayılan durumlar ortaya çıkmaktadır. 

Tehlikeli bazı hastalıkları taşıma potansiyeline sahip Asya Kaplan Sivrisineği bu kez İstanbul’un çeşitli ilçelerinde görüldü. Güneydoğu Asya kökenli olan ve isminde de bu bölgenin adını taşıyan 'Asya Kaplan Sivrisineği' ısırığı sonrasında aşırı alerjik reaksiyonlar da oluşabiliyor. Asya kaplan sivrisineği en önemli 100 istilacı canlı türü içerisinde yer alıyor.

Diğer sivrisinek türlerine göre daha saldırgan bir yapısı olan asya kaplan sivrisineğinin ısırığı sonrasında oluşan yaralar ve kaşıntı daha uzun süre kalıcı oluyor. Asya Kaplan Sivrisineği diğer sivrisineklere göre farklılıklar gösteriyor. Bedenleri ve bacakları siyah, eklemlerinde beyaz noktalar var,diğersivrisinek türlerinin aksine asya kaplan sivrisineği gündüzleri faal oluyorlar, vızıltıları işitilmiyor, bildiğiniz sinek kovucular bu sivrisinek türünde etkili olamayabiliyor.

Asya Kaplan Sivrisineği'nin bazı hastalıklarda taşıyabiliyor, Zika, Dengue, Chinkungunya, Batı Nil Humması, Ensefalit bu hastalıklar arasında. Bu sinekler daha çok insan yapımı küçük su rezervlerinde yaşıyor. Bahçede bulunan saksıların dibindeki suda ya da süs havuzunda üreyebiliyorlar.

Mikrobiyolog İpek Ada Alver, “İklim değişiklikleri, sanayi ve evsel atıkların deniz ve göllere karışarak sularda kirlilik oluşturması, çöplerin ve atıkların fazlalaşması ve imha yöntemindeki aksaklıklar, müsilaj ile dere ve nehir sularının kuruması ve kirlenmesi, Asya Kaplan Sivrisineği başta olmak üzere diğer pek çok tehlikeli sivrisinek türleri için yaşam alanları oluşturmakta ve hızla üremelerine neden olmaktadır. Bu nedenle özellikle su kirliliğine çözüm bulunması gerekiyor” dedi.

Mikrobiyolog İpek Ada Alver, Göçmen kuşlar, pandemi dediğimiz kıtalararası enfeksiyonların bulaşında önemli yere sahip canlılar arasındadır.

Kendilerinde patojen (hastalık yapıcı) virüs ya da bakteri türlerini barındıran göçmen kuşları ısıran sivrisinekler, enfeksiyonu insanlara kan yoluyla bulaştırmada aracı durumuna geçiyor ya da şehirlerarası taşımacılıkla da başka bir ülkeye yeni bir sivrisinek türü geçiş yapabiliyor.

Böyle bir durumda bakteri ya da virüsü tükürük bezlerinde barındıran sivrisinek, bir insanı ısırdığında insandan kan emerken aynı anda tükürük bezlerindeki mikroorganizmaları da kan yoluyla bulaştırabiliyor.

Patojen mikroorganizmalar, direkt kana geçtiğinden diğer doku ve organlara da hızlı bir şekilde yayılım göstererek ölüme kadar götürebiliyor.

Asya Kaplan Sivrisineği başta olmak üzere dişi tatarcık, Anofel, Culex, sarıhumma sivrisineği ölümcül enfeksiyonları taşıyan sivrisinekler arasında yer alır. Asya Kaplan Sivrisineği, Batı Nil ateşi başta olmak üzere sarıhumma, dang humması, Zika virüsü, Chikungunya ve Dirofilarya adlı enfeksiyon hastalıklarına neden olabiliyor.

Bu Yıl 2021 Yılı Ramazan Pidesi Ücreti Kaç Lira? Pide Ne Kadar? Bu Yıl 2021 Yılı Ramazan Pidesi Ücreti Kaç Lira? Pide Ne Kadar?

Ülkemizde rastlanan Asya Kaplan Sivrisineği özellikle seyahat hastalığı olarak da bilinen ve ilk olarak Uganda'da salgın hastalık meydana getiren Batı Nil virüsünü taşıdığı için bu sivrisineklerin ısırdığı kişilerde ateş, ishal, kusma, eklem ağrıları, halsizlik, deri döküntüleri meydana gelebilir.

Bu semptomlar ilerleyip baş ağrısı, yüksek ateş, ense sertliği, oryantasyon bozukluğu, koma, titremeler, nöbetler veya felç gibi nörolojik hasarlarla ölümlere yol açabildiğinden vakit kaybedilmeksizin tedavi altına alınması gerekmektedir.'' dedi.

Mikrobiyolog İpek Ada Alver, “Tehlikeli sivrisinek türlerinin bertarafı için öncelikle denizlerimizdeki müsilaj kirliliğiyle mücadele edilmeli, bataklıklar kurutulmalı, durgun dere ve nehir su kirliliği önlenmeli, sanayi, evsel ya da endüstriyel atıkların sulara karışmaması yönünde önlemler alınarak cezai yaptırımlar arttırılmalı, havuz temizliğine dikkat edilmeli ve çöplerin ve atıkların imha yönetmeliğine uygun şekilde bekletilmeksizin bertaraf edilmesi sağlanmalıdır. Balık türlerinin yok olması, tehlikeli sivrisinek türlerinin meydana gelmesine kapı açıyor. Çünkü balıklar sivrisinek larvalarıyla beslendiklerinden çoğalmalarını engelliyorlar.'' dedi.