CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık, “Asıl sorun çocuğunuz otizm tanısı aldıktan sonra başlıyor. Bugün için otizmli çocuklarımız için sunulan hizmetler bir zorluk, yük olarak görülüyor ve kişilerin inisiyatifleri ile tercihleri doğrultusunda şekil alıyor. Eğitim her çocuk için anayasal bir hak ama bizim çocuklarımız için eğitim haktan daha da öte tedavi, çare ve ilaç” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla düzenlenen, “Farkındayız Yanınızdayız” etkinliği düzenlendi. Etkinliğe CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra CHP Ankara Milletvekili Levent Gök ve Yıldırım Kaya ile CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık katıldı.

Arık, etkinlikte yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

Gözden kaçırmayın

Öyle Bakanlığın Böyle Kariyer Sistemi Olur! Öyle Bakanlığın Böyle Kariyer Sistemi Olur!

“Tüm dünyada otizm korkunç bir hızla ilerliyor. Bugün maalesef 44 çocuktan birisi otizmli doğuyor. Bilim insanları her iki çocuktan birinin otizmli doğacağını söylüyor. Dolayısıyla bugün otizm bugün bir memleket meselesi. Otizmin bilen bir tedavisi yok ancak tüm bilim insanları erken tanını önemine dikkat çekmekte ve kesintisiz, nitelikli, haftada en az 40 saat süren doğru bir eğitim, doğru bir yönlendirmeyle bu çocuklarımızın otizmin belirtilerinin gerilediği ve ergenlik döneminde akranlarını yakaladığını söylüyor.

Erken tanı konulsa da yetmiyor, asıl sorun çocuğunuz otizm tanısı aldıktan sonra başlıyor. Otizmli çocuklarımız için sunulan hizmetler bir zorluk, yük veya bir lütuf olarak görülüyor ve kişilerin inisiyatifleri ile tercihleri doğrultusunda şekil alıyor. Oturmuş bir sistem yok. Eğitim her çocuk için anayasal bir hak ama bizim çocuklarımız için eğitim haktan daha da öte tedavi, çare ve ilaç. Hal böyleyken biz eğitime ulaşmakta zorluklar yaşıyoruz. Otizmli bir çocuğunu varsa önce okul müdürüne sonra sınıf öğretmenine sonra da velilere kabullendirmek zorundasınız. İş bununla bitmiyor her an okuldan gelen bir telefonla ‘Gelin çocuğunu alın’ denebiliyor. Bir empati yapın, ilkokul ikiye giden kızınızın bir koluna bir öğretmen, diğer kolunda başka bir öğretmen görüyorsunuz, ‘Ben bu çocuğa nasıl ders vereyim’ diye avazı çıktığı kadar bağıran bir öğretmen, ne düşünürsünüz? Sorun, kendiliğinden tahtaya çıkan ve bir şeyler yazmaya çalışan kıza ‘Otur yerine, ben sana kalk mı dedim’ diye verilen sert bir komut ve sınıftaki diğer çocukların bu duruma gülmesi sonrası çıkan öfke nöbeti…Bu öğretmen hizmet içi eğitimle otizm konusunda bilgilendirse, okulda gölge öğretmen olsa böylesi öfke nöbetlerinde çocuğu sınıftan alıp tekrar öfke geçince sınıfına verse eğitim devam edecek.  Biz toplumdaki her bir bireye sahip olduğumuz hakların herkes için geçerli olduğunu kimseyi otizmli olduğu için haklarından keyfi bir şekilde mahrum edemeyeceğimizi anlatmamız gerekiyor.”