Tez canlı bir halkız.

Öyle ki atalarımız bile kulağımıza küpe olması için ‘Acele işe şeytan karışır.’ diye öğütte bulunmuş bizlere.

Ama gelin görün ki bu öğütler de ‘Can çıkar, huy çıkmaz.’ atasözüne takılmış.

Yani anlaşılan pek de etki etmemiş.

Bir kulaktan girip diğer kulaktan çıkıvermiş.

Ve sonra dillere pelesenk olmuş bütün kötü huylarımızı olağan ve normal göstererek yoluna devam eden şu özdeyiş:

‘Böyle gelmiş böyle gider.’

Sonra bu özdeyişe bir saltanat gerek, onun da yolu bulunmuş ve kral tacı gibi dilimizde duran, dalkavukluğun alameti şu söz çıkmış meydana, dillerden dökülmüş ortalığa:

‘Gelene ağam gidene paşam.’

Ve bütün kötü yönlerimiz, bunlardan güç alagelmiş. Hatta cesaret toplayagelmiş desem yeridir.

Sıkıştıklarında ya da zorda ya da darda kaldıklarında dahi kendilerine her daim bir çıkış yolu da bulagelmişler tabii.

Böyle böyle kötü yönlerimizle durumu ya da vaziyeti idare edegelmişiz.

Böyle gelmiş böyle gider diyenlere yol verip böyle gelmiş böyle gitmez diyenlere dokuzuncu köyün yolunu göstermişiz. Onuncu köyü ise onlar oraya sürülmeden ya da sığınmadan evvel çoktan yakıp yıkmışız. Onuncu köyün esamesi bile okunmuyormuş artık. Hayallerde dahi onuncu köyden eser kalmamış.

Resmen sıkıştırmışız ya da bastırmışız hatta tepelemişiz işte, eğitim öğretimi bu kurulu düzende. Ne kadar da eğitim muhafakazarız değil mi! Eğitim öğretimi, aman açılır ya da açılmasın diye bir yerlere çıkarmıyoruz. Sonra alimallah bozulur! Değerlerimizden falan kopar gider!

Belli kalıplaşmış sözlerle eğitim öğretimi idare ediyoruz işte. Belli kalıplaşmış sözlerimizden dışarı çıkmayan bir eğitim öğretimi kuruyoruz ve devamında bu kurulu düzenin makam koltuğuna şöyle bir güzel kuruluyoruz, o güzelim koltuklarda bir de öyle bir kasılıyoruz öyle bir kasılıyoruz ki değmeyin keyfimize, oh ne güzel, mis gibi dünya! Yaz bir kenara, düzenin soy ağacı: kur, kurul, kasıl. Soyu hala devam ediyor şöyle bir etrafına baksana.

Ve özellikle eğitim öğretim ortamları; kötü, çirkin ve devamlı çoğalmaya yüz tutmuş dikenlere benzeyen kötü huylardan dolayı işin içinden çıkılmaz durumlara düşmüş.

Sonra bu durumları anlatmak için şu dökülmüş dilimizden:
‘İş işten geçti.’

Halbuki kötü huylara cevaz verilmeseydi, yol verilmeseydi, bu huylar normal ve olağan görülüp sorumluluk duygusu kaçırılmasaydı o zaman eğitim öğretim ortamları içinden çıkılır bir duruma ve vaziyete gelebilecekti. Yani BU İŞTEN BİLE DEĞİLDİ.

Ama dediğim gibi kötü huylar süregelmeseydi.

Mesela:

1- Tez canlılık
2- Nitelikten çok nicelik fetişizmi
3- Sadelikten, anlaşılır durumdan çok karışıklık ve anlaşılmazlık
4-Uyumdan ziyade uyumsuzluk
5-Yapılan işlere bilinçten ziyade aşırı şuursuzluk ile yaklaşım
6- Plandan çok plansızlık
7-Düzenden çok düzensizlik
8-Koordinasyonsuzluk, birbirinden habersizlik
9- Ego savaşları
10- Eğitim öğretim ortamına babasının çiftliği gibi bir bakış
11- Çocuk odaklı değil tribün odaklı, çocuğun gelişimi için değil kendi makam koltuğu gelişimi için yapılan çalışmalar
12- Kıskançlık, nefret, haset, değerlerimizle bağdaşmayan bilumum kötü huylar da cabası
...

İşte bu kötü huylar milli eğitime doğru ve düzgün bir saç ördürmez, arapsaçı ördürür. Bu düzenin içinden çıkan çocuklar da toplumun başına çorap örer.

Aklı başında olanlara ise bu düzen saç baş yoldurur ve onları erken yaşlandırır.

Bu düzende bir Allah’ın kulu da çıkıp ‘Böyle olmaz.’ ya da ‘Böyle gitmez.’ demez. Derse başına geleceklerin neler olabileceğini bilir. Bir kere sorumluluk altına girecektir. Bir kere sorumluluk altına girdi mi kimsecikler o sorumluluğu paylaşmayacağı için o sorumluluk altında ezilecektir. Onun için sorsanız kendisine böyle iyi mi diye eminim ki böyle iyi diyecektir.

SON SÖZ: KÖTÜ HUYLAR ÖLMEDEN OLUNMAZ. KÖTÜ HUYLAR VAR İKEN HİÇ OLUNMAZ.

Not: Sözümden dışarı çıkma diye eğittiğimiz çocuklara ne özgürlüğü tattırabiliriz ne de çığır açtırabiliriz. Onun için çocuklarımızın önce başını dışarı çıkarması lazım. Hem madden hem manen... Başı, bir bütün olarak yani. Tabii bir de şu sınıf duvarları, bahçe ihataları, sınav kağıtları, bu kağıtlara beton döker gibi dökülmüş kalıplaşmış sınav sualleri olmasa...

Saygılar...

Yusuf SEVİNGEN