MEB, 2020-2021 Eğitim Öğretim yılı takvimini açıkladı. Geçen yılda olduğu gibi, bu yılda Kasım ve Nisan ayında birer haftalık ara tatilleri uygulamasına devam edileceği açıklandı.

Avrupa’dan esinlenerek getirilen bu uygulama, bana göre, öğrencilerimiz açısından, öğretmenlerimiz açısından, pedagojik açıdan bir fayda sağlamadığı gibi, eğitimin insicamını da bozmaktadır.

Zaten kültürümüz, yaşam tarzımız bu ara tatillere uygun olmadığı için de özellikle de çalışan velilerimiz açısından da bu uygulama bir sıkıntıya dönmüştür. Çocuklarını güvenle bırakacak bir yer olmadığı için, evde yalnız başlarına bıraktıklarında yangın çıkarma korkusu, pencereden sarkma korkusu, çalışan veliler için ara tatil, ara sıkıntı olarak geçmesine sebep olmaktadır.

Müze, tiyatro, tarihi yerlere gezmek amaçla konulan ara tatilde, maalesef çocukların çoğu ders yok, diyerek, velilerinin sözlerini dinlemeyerek, sokaklarda, inter-net kahvelerde zaman öldürmekte,kötü alışkanlıklar kazanmaktadırlar.

Avrupa’daki ara tatiller dinsel bir gerekçeden kaynaklanmaktadır. Bir başka deyişle Noel Tatili Hz. İsa’nın doğumu, Nisanda yapılan tatilde Paskalya Tatili de Hz. İsa’nın ölümü ile alakalı bir dini tatildir.

Bunun bizde zaten Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı olarak karşılığı mevcuttur. Ayrıca Milli Bayramlar; 29 Ekim Cumhuriyet,23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı,19 Mayıs Gençlik ve Spor. Bayramlarında da en az birer gün zaten okullar tatil olmaktadır. Böyle bakıldığı zaman Türkiye,  en çok tatil nedeniyle eğitimin soğutulduğu, insicamının bozulduğu ülkelerin başında gelmektedir.

Öğretmenlerin ara tatillerde seminer çalışması için okulda bulunuşu da pratikte bir fayda sağlamamaktadır. Öğretmenlerin bu tür seminerlere angarya olarak bakmaktadırlar. Öğretmenler için en sıkıntılı dönem; tatile girilmeden önceki ve tatil sonraki haftadır. Çünkü konsantresi bozlan öğrencilerin tekrar derse adapte olması oldukça zordur.

Eğer bu milletin her kuruşunun değerli olduğu düşünülüyorsa, anlamsız amaçlar için değil, milli ekonomimiz için, eğitimde ara tatil kesintisi değil, 4 hafta süreli tatilde yapılacak tasarrufu desteklenmelidir.2002 de yayımladığım “Eğitimde Yeniden Yapılanma “ kitabımda da uzun tatillerin uzun olduğunu dile getirdim. Ancak ben uzun tatilden alınan iki haftanın ara tatiller biçiminde değil, sömestriye ilave edilmesinin doğru olacağını dile getirmekteyim.

Sömestri Tatilinin 4 hafta olması, yoğun kış koşulları nedeniyle, sağlıklı eğitim ortamı için, kışın iç turizmin ivme kazanması için, kış mevsimindeki hastalık ve trafik kazalarından korunmak için bunun zorunlu olduğunu düşünüyorum. Zaten kıyı bölgeler dışında, diğer tüm bölgelerde yoğun kış koşulları nedeniyle sık sık kar tatilleri yapıldığından uygulamada kış tatili(sömestri) 4 haftayı geçmektedir.

Ayrıca tasarruf için önemini vurgulamak istiyorum. Türkiye"de 62 binin üzerinde resmi ve özel okullar var. Bunların 1 aylık elektrik, su, doğal gaz, servis ücretlerini bir hesaplarsak, sadece bunun için bile sömestrinin 4 hafta olmasının ne kadar anlamlı olduğunu söyleyebiliriz. Kasım ve Nisan aylarında zaten yakıt kullanımı yok. Milli servet boşa gitmesin.

Bunun için MEB, Eğitim-Öğretim Takvimini bu söylediklerimiz hususları dikkate alarak yeniden belirlemelidir. Eğer teklif ettiklerimizin doğruluğu test etmek isteniyorsa, konunun tarafları olan veliler ve öğretmenlere anket yapılmalı ve bu yanlıştan bir an önce dönmelidir.

Şemsettin CERAN
Eğitimci-Yazar