MEB'in sınav değişikliğine tepki

Anadolu Eğitim Sendikası Genel Sekreteri Nihat ÖRS'ten MEB'in sınav değişikliğine tepki

Anadolu Eğitim Sendikası Genel Sekreteri Nihat ÖRS, sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulundu.

Nihat ÖRS'ün o açıklamaları:

MEB;ANGARYADA,SON AN DEĞİŞİKLİĞİNDE SINIR TANIMAZ HALE GELDİ. ÖLÇME DEĞERLENDİRME DE DEĞİŞTİ.

Maarif Modeli'nin ortaya çıktığı ve tartışılmaya başlandığı ilk günlerde, sistemin angarya üzerine kurulu olduğu belliydi.Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin eleştiri ve uyarılarını dikkate almadı. Tam tersine okullara müfettişler göndererek uygulamaların denetlenmesini ön plana çıkardı.

Ders kitaplarının içerik yetersizliği, derslerin etkinlik ağırlıklı yürütülmesi, proje baskısı, senaryolu soruların uygulamadaki sorunları ve özellikle edebiyat öğretmenlerinin artan sınav yükü nedeniyle dile getirilen eleştiriler görmezden gelindi.

Şimdi de sınavlara kısa bir süre kala ölçme ve değerlendirme sisteminde yapılan değişiklikler öğretmenleri çileden çıkardı. Sınavda her öğrencinin her soruya verdiği cevabın puanının ayrı ayrı sisteme girilmesini istemek, üstelik soruların sınavdan yalnızca bir gün önce erişime açılacak sistemden alınmasını izin vermek, eğitim ortamının gerçeklerinden ne kadar uzaklaşıldığının açık bir göstergesidir.

Bir öğretmenin 10 ayrı sınıfa girdiğini, bazı branşlarda bu kadar sınıfa girdikleri biliniyor,
ve her sınavın 6 sorudan oluştuğunu düşünelim.Sınıflarda 30'ar öğrenci bulunması durumunda öğretmenin 1.800, 40'ar öğrenci bulunması durumunda ise 2.400 cevabı ayrı ayrı puanlayarak sisteme girmesi gerekecektir.

Allah aşkına, bu uygulamayı isteyenler aynı işi kendileri yapabilir mi?
Millî Eğitim Bakanlığının sosyal medya paylaşımlarının altına öğretmenlerin yazdıklarını hiç okuyan yok mu? Öğretmenler, yaşadıkları sorunları açıkça dile getiriyor. Peki, bu sesleri duyan, eleştirileri dikkate alan var mı?

Öğretmen, öğrencisinin yararına olan hiçbir çabadan kaçınmaz. Ancak eğitimde kaliteyi artırmak yerine öğretmene yeni bir angarya yükleyen uygulamaların kimseye faydası yoktur.
Öğretmenler artık “Başımıza daha neler gelecek?” diye düşünmekten yoruldu.
Bakanlığın dayattığı angarya işler, artan evrak yükü, proje baskısı, müfredat uygulamalarındaki zorlamalar, okullarda maruz kalınan şiddet ve mobbing, bir de geçim sıkıntısı… Bütün bunlar öğretmenleri mesleki bir çıkmaza sürüklüyor. Öğretmenler, enerjilerini ve zamanlarını eğitim-öğretime ayırmak yerine bürokratik işlemlerle ve sürekli değişen uygulamalarla uğraşmak zorunda kalıyor.

Öyle bir noktaya gelindi ki öğretmenler, dersin ardından kendilerine “Ben şimdi ne anlattım?” sorusunu sorar hâle geldi. Öğretmenin zamanını ve enerjisini tüketen uygulamalar, doğrudan eğitimin niteliğini de etkiler.

Okullara gelen müfettişler, öğretmenlerin sistemin aksayan yönlerine ilişkin görüşlerini dinlemek yerine ağırlıklı olarak evrakları ve uygulamaları kontrol etmektedir.
Buradan Millî Eğitim Bakanlığını uyarıyoruz: Yanlış yoldasınız!
Öğretmenlerin eleştirilerini dikkate almadan, uygulamaların sahadaki sonuçlarını değerlendirmeden ve eğitimcilerin görüşlerini almadan sürdürülen bir sistemin başarılı olması mümkün değildir. Üstelik bu uygulamalardan en çok etkilenecek olanlar, geleceğin kuşaklarıdır.

Eğitim, “Ben yaptım oldu.” denilerek yönetilebilecek bir deney alanı değildir. Eğitim politikaları, masa başında alınan kararlarla değil, sahadaki gerçekler ve bilimsel veriler ışığında şekillendirilmelidir.
Yeni ölçme ve değerlendirme sistemi de olumlu ve olumsuz yönleri yeterince tartışılmadan, öğretmenlerin görüşleri alınmadan ve uygulanabilirliği ortaya konulmadan hayata geçirilmemelidir.

Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmenlere yeni yükler getirmek yerine onların sorunlarını çözmeye ve eğitim-öğretimin niteliğini artırmaya odaklanmalıdır.

İlk yorum yazan siz olun

Yorum yazarak topluluk şartlarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan kamuajans.com İnternet Sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Kamudan Haber Haberleri