Türk Eğitim-Sen'den yapılan açıklama:
Toplantıya Genel Başkanımız Talip Geylan, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM Özel Kalem Müdür Yardımcısı Mustafa Duru, MHP Antalya İl Başkanı Sadullah Güneş, MHP Yalova İl Başkanı Mustafa Deviren, Ülkü Ocakları Antalya İl Başkanı Ömer Faruk Yıldırım, Türkav Genel Başkanı Ebubekir Korkmaz, şube başkanları ve şube yönetim kurulu üyeleri katıldı.
Kamu çalışanlarını sekiz dönemdir sendikal esarete mahkûm ettiler!
Toplantının açılış konuşmasını Genel Başkanımız Talip Geylan yaptı. Konuşmasına kamu çalışanlarının sekiz dönemdir sendikal esaret altında bulunduğunu, sendika görünümlü bir çete tarafından esir alındığını vurgulayarak başlayan Geylan, kamu çalışanları adına toplu sözleşme masasına oturan sözde yetkili sendikanın, çalışanları temsil etmek yerine adeta işveren adına hareket ettiğini ifade etti. Geylan, “İşverenin suflesiyle tavır geliştiren yetkili sendikanın bu tutumu nedeniyle sekiz dönemdir kamu çalışanları kayda değer bir kazanım elde edememiş, aksine hak kayıplarına uğramaya devam etmiştir.” dedi. Geylan, kamu çalışanlarının daha fazla kaybetmemesi için buna bir son verilmesi gerektiğini belirterek, “Kamu çalışanlarını kurtaracak tek adres Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’dir.” diye konuştu.
Kamu çalışanlarının daha fazla kaybetmemesi için Türk Eğitim-Sen yetkili olmalı, 15 Mayıs’ta ipi göğüsleyeceğiz.
Geylan, toplu sözleşme süreçlerinde sendikaların pek tabi ki her talebini kabul ettiremeyebileceğini ancak asıl önemli olanın kamu çalışanlarını masada güçlü, kararlı ve ilkeli bir şekilde temsil etmek olduğunun altını çizdi.
Türkiye Kamu-Sen’in yetkili olduğu dönemlerde de Hükümetten bütün taleplerine olumlu cevap alamadıklarını belirten Geylan, buna rağmen kamu çalışanlarının Türkiye Kamu-Sen’e duyduğu güvenin hiçbir zaman sarsılmadığını ifade etti. Geylan sözlerini şöyle sürdürdü: “Elbette bir sendika, toplu pazarlık sürecinde işverenden her talebini kabul ettiremeyebilir. Nitekim Türkiye Kamu-Sen’in yetkili olduğu dönemlerde de bütün taleplerimize Hükümetten olumlu karşılık alamadık. Ancak hiçbir zaman kamu çalışanlarının sendikamıza duyduğu güven sarsılmadı. Çünkü çalışanlarımız şunu gördü: ‘Evet, belki sendikam her istediğimizi alamadı ama o masada bizi hakkıyla temsil etti; kora kor mücadele verdi, kararlı, ilkeli, adam gibi sendikal duruş sergiledi.’
İşte bu nedenle kamu çalışanlarının Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’e olan güvenlerini hiçbir zaman kaybetmediklerini bildiren Geylan, “Son sekiz dönemde kamu çalışanları, bırakın kayda değer kazanımlar elde etmeyi, adam gibi bir sendikal mücadeleden dahi mahrum bırakıldılar. İşte bu nedenle Türkiye Kamu-Sen, Türk Eğitim-Sen yetkili olmalıdır! Kamu çalışanlarının daha fazla hak kaybına uğramaması için yetkili olmalıyız! Çalışanlarımızın hem toplu sözleşme masasında hem de sahada adam gibi temsil edilmesi için yetkili olmalıyız.
Peki, bu nasıl olacak?
Hep birlikte başaracağız!
İşyeri temsilcimizden şube başkanımıza kadar teşkilatımızın bütün kademeleri sahada olacak. Teşkilatımızın tüm unsurlarının ortaya koyacağı kararlı mücadele ve tam saha presiyle hedefimize ulaşacağız. Neyi başaracaksak hep birlikte başaracağız! Geçtiğimiz yıl toplam 26 bin 177 yeni üyeyi teşkilatımıza kazandırmıştık. Bu yıl ilk iki ayda ise 11 bini aşkın meslektaşımızı teşkilatımızın çatısı altında buluşturduk. Allah hepinizden razı olsun. Bu büyük başarının gerçek sahibi, işyeri temsilcimizden şube başkanımıza kadar teşkilatımızın her kademesinde fedakârca görev yapan emektarlarımızdır. Ortaya koyduğunuz bu başarı her türlü takdirin ve övgünün üzerindedir. Çünkü sizler hiçbir meslektaşımızı tehdit etmeden, hiçbir gayriahlaki teklifle inandıkları değerler ile ekmekleri arasında tercihe zorlamadan, yalnızca adam gibi sendikacılık yaparak 11 bini aşkın meslektaşımızı bu şerefli hak mücadelesine dahil ettiniz. Her birinizle ayrı ayrı gurur duyuyorum.” diye konuştu.
Kamusal gündemin kirletilmesine, suni gündem oluşturulmasına müsaade etmeyeceğiz!
Kamusal zeminin, maalesef suni tartışmalar ve politik gündemlerle işgal edildiğini, kirletildiğini kaydeden Geylan, “Bizim bu noktada yapmamız gereken son derece açık: Kamu çalışanlarını siyasi ve ideolojik tartışmaların ekseninden çıkararak mesleki ve sendikal mücadelenin zeminine taşımak! Çünkü kamu çalışanlarının çözüm bekleyen, ertelenmesi mümkün olmayan pek çok sorunu var.” dedi.
Geylan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Peki, bizim gündemimiz ne olmalı?
Ekonomik kayıplarımız: Ekim ayı itibarıyla enflasyonun yüzde 28,77’ye ulaşması ve asgari geçim haddinin 123 bin TL seviyesinde olması karşısında kamu çalışanlarının alım gücünü koruyacak adımlar atılmalıdır.
Ek zam, aylık enflasyon farkı ve refah payı: Kamu çalışanlarının ücretleri enflasyon karşısında eritilmemeli, kayıplar telafi edilmelidir. Bu noktada kamu çalışanlarına ek zam yapılmalı, enflasyon farkı aylık olarak ödenmeli ve refah payı kalıcı hale getirilmelidir. Enflasyon oranında yapılan zam sıfır zam demektir. Çalışanların ve emeklilerin büyüyen ekonomiden, artan milli gelirden hak ettiğini almasının tek yolu enflasyon farkı üzerine refah payı uygulamasının hayata geçirilmesidir.
Sözleşmeli personele kadro: Çalışma hayatındaki istihdam farklılıkları giderilmeli, kamuda sadece kadrolu, güvenceli istihdam esas alınmalıdır. Aynı işi yapan kamu çalışanları farklı statülerde istihdam edilemez!
Mülakat: Mülakat uygulaması kamunun tüm alanlarından kaldırılmalıdır. Çekirdek çitler gibi çatır çatır kul hakkı yemenin enstrümanı haline getirilen mülakat garabetinin hem işe alımlarda hem görevde yükselmelerde hem yönetici atamalarında, kısacası kamunun tüm alanlarında kaldırılması gerekmektedir.
Ders yükü ve ek ders ücretleri: Ders karşılığı 15 saat uygulaması hayata geçirilmeli, ek ders ücretleri artırılmalıdır.
Yardımcı Hizmetler Sınıfı: Yaklaşık 110 bin YHS çalışanının kadro intibakı yapılmalı, bu arkadaşlarımız eğitim durumuna ve yapılan fiili işe uygun şekilde Genel İdare Hizmetleri Sınıfına alınmalıdır.
Bayram ikramiyesi: Memurlarımız da devletin görevlileri olarak bayram ikramiyesinden herkes kadar yararlanmayı hak etmektedir. Bayram ikramiyesi ödenmesi, son derece insani ve eşitlik ilkesinin gereği olan haklı bir taleptir. Kamuda bayram ikramiyesi alamayan tek kesim olan memurlarımız artık daha fazla ihmal edilmemeli, beklentileri görmezden gelinmemelidir.
Vergi dilimi: Kamu çalışanlarının yıl içerisinde artan vergi yükü nedeniyle yaşadığı gelir kayıpları önlenmelidir. Bu nedenle kamu çalışanlarının vergi dilimi yüzde 15’te sabitlenmelidir.
Emeklilik hakları: Sadece MEB’de emekliliği hak etmiş 110 binin üzerinde öğretmen, ne yazık ki emekli olamıyor. Çünkü devletin kamu hizmetini vatandaşa ulaştıran memurlarımız emeklilikte sefalete mahkûm edilmiş durumda. Bu nedenle tüm gelir unsurları, ilave ödemeler, uzman ve başöğretmen tazminatları emekli keseneğine dahil edilmelidir.
Seyyanen zam: Emeklilerimize de seyyanen artış yapılmalı, emekli kamu çalışanlarının yaşadığı gelir kaybı giderilmelidir.
Rektör atamaları: Mevcut rektör atama sisteminde ne yazık ki bazı lobilerin etkisi bulunmaktadır. Bir kısım rektörler, hangi ideolojiyle, hangi iltimasla iş başına geldiyse, o yapının emir eri haline geliyor. Bu yanlış gidişatın düzeltilmesi gerekiyor. Rektör seçimleri, üniversite çalışanlarının hatta öğrenci temsilcilerinin hür ve müstakil iradeleriyle gerçekleşmelidir. Sandıktan en yüksek oy alan kişinin rektör olarak atanması doğru olacaktır.
Akademik kadroların tahsisi: Akademik yeterliliği sağlayarak doçent veya profesör unvanını almaya hak kazanan tüm akademisyenlere, herhangi bir kadro ya da kontenjan sınırlaması olmaksızın kadro tahsis edilmesi gerekmektedir. Akademik kadro tahsisi liyakat esaslı kriterler doğrultusunda yürütülmelidir.
İdari personelin tayin hakkı: Üniversitelerimizde görev yapan idari personelimizin önemli beklentilerinden biri olan karşılıklı yer değiştirmeye imkan tanınması önemli bir adımdır. Ancak şunu özellikle vurgulamak isteriz ki; daha önce defalarca gündemde tuttuğumuz ve YÖK nezdinde de resmi başvurularla dile getirdiğimiz üzere, idari personelimizin nakil ve yer değişikliği sorunlarının kalıcı olarak çözüme kavuşturulabilmesi için kapsamlı ve üniversiteler arasında uygulama birliğini sağlayacak bir Nakil Yönetmeliği yayımlanması artık bir zorunluluktur.”
Geliştirme ödeneği: Geliştirme ödeneğinin yalnızca akademik personele ödenmesini doğru bulmuyoruz. Üniversitelerin işleyişinde önemli sorumluluklar üstlenen idari personelin bu uygulamanın dışında tutulması hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Üniversite idari personeli de geliştirme ödeneği kapsamına alınmalıdır.
Akademik olmayan yönetici pozisyonları: Üniversitelerimizde akademik olmayan yönetici pozisyonlarına sınav marifetiyle idare personele öncelik tanınmalıdır.
İşte bizim gündemimiz bunlardır!”
Grev ve siyaset yapma hakkını içeren bir Sendika Kanunu talebimizden vazgeçmeyeceğiz!
4688 sayılı Sendika Kanunu’nda revizyon çalışmaları yapıldığını hatırlatan Geylan, grev ve siyaset yapma hakkı içeren bir Sendika Kanunu istediklerini söyledi. Geylan, “Biliyorsunuz Türkiye Kamu-Sen olarak yıllardır grevli toplu sözleşmeli ve kamu çalışanlarına siyaset yapma hakkı tanıyan bir kanunu savunuyoruz. Bu taleplerimizin bir ayağı gerçekleştirildi ancak grev ve siyaset yapma hakkı taleplerimizi de gündeme getirmeye devam edeceğiz” dedi.
Genel toplu sözleşme ile hizmet kolu toplu sözleşmesi birbirinden ayrılmalı ve müstakil olarak yürütülmelidir.
Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun yapısının değiştirilmesini de talep ettiklerini bildiren Geylan, “11 kişilik heyetin 7 üyesi hükümet tarafından belirleniyor. Oysa ki hakem, iki tarafın anlaşmazlığa düştüğü durumlarda arabuluculuk yapmalı ve bağımsız karar verebilmelidir. Heyetin 7 üyesinin hükümet tarafından belirlendiği bir yapıda nasıl bağımsız bir hakemlikten söz edilebilir? Hakem Kurulunun müstakil karar alma kabiliyetine sahip olması gerekir. Biz diyoruz ki genel toplu sözleşme ile hizmet kolu toplu sözleşmesi birbirinden ayrılmalı ve müstakil olarak yürütülmelidir.” diye konuştu.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten ve O’nun temsil ettiği değerlerden rahatsız olanlar, kılıç artıklarıdır!
Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete uğurlayışımızın 88. yıl dönümünde; minnet, şükran, rahmet ve Fatihalarla anan Geylan, “Aziz ve mübarek ruhu şad, mekânı cennet olsun.” dedi. Genel Başkanımız Talip Geylan, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmayanlara da sert tepki göstererek, millî bayramlarımızda ve 10 Kasımlarda Atatürk’ün adını anmaktan imtina eden, içlerindeki kini ve nefreti her fırsatta ortaya koyanları aziz milletimizin takdirine bıraktığını söyledi.
Geylan sözlerini şöyle sürdürdü: “Öyle bir Atatürk alerjisiyle karşı karşıyayız ki; 23 Nisan’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışını kutlayıp ilk Meclis Başkanımızın adını anmayanlar, 30 Ağustos Zaferi’ni yâd edip Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ü görmezden gelenler, Cumhuriyet Bayramı mesajları yayımlayıp Cumhuriyetimizin ilk Cumhurbaşkanını zikretmekten kaçınanlar var. Allah onları ıslah etsin.
Bugün bu topraklarda bağımsız bir devlet olarak yaşıyorsak, ay yıldızlı al bayrağımız göklerde özgürce dalgalanıyorsa, ezanlarımız minarelerimizden yankılanıyorsa, bunun arkasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve O’nun kahraman silah arkadaşlarının verdiği eşsiz mücadele vardır.
Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran, yedi düveli bu topraklardan defeden, milli mücadelenin başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sevgi, saygı ve minnetle anmak için bütün bunlar yeterli değil midir? Peki, neden rahatsız oluyorlar? Atatürk’ü neden sevmiyorlar?
Atatürk demek;
Anadolu’da Türk varlığının ilelebet devam etmesi demektir.
Ebed müddet devletimizin bekası demektir.
Emperyalizmin bu topraklar üzerindeki emellerinin boşa çıkarılması demektir.
Cumhuriyet demektir.
Millî egemenlik demektir.
Demokrasi ve bağımsızlık demektir.
Aslında Atatürk’ten rahatsız olmak demek bu kıymetlerden rahatsız olmak demektir. Atatürk’ten ve temsil ettiği değerlerden rahatsız olanlar emin olun kılıç artıklarıdır, 9 Eylül 1922 de denize döktüklerimizin geride kalanlarıdır, ceddi muallak olanlardır.
Türkiye sevdalıları olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetlerine, Cumhuriyetimize ve millî değerlerimize sahip çıkmaktan asla vazgeçmeyeceğiz; milli değerlerimizi yaşatacak ve onları rahatsız etmeye devam edeceğiz!”
Genel Başkanımızın konuşmasının ardından Şube Başkanları Divan Toplantısı ve Genel Merkez Yönetim Kurulu toplantısı gerçekleştirildi.
Toplantının ikinci gününde ise çeşitli konularda eğitimler verildi. Sinan Topaç tarafından “Web Sitesi ve MOBİL Tanıtımı”, İstanbul 11 No’lu Şube Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Güven tarafından “Sosyal Medyada Kurumsal Kimlik ve Marka Değeri”, Ali Mutlu tarafından ise “Protokol Kuralları” konularında eğitimler gerçekleştirildi.
Eğitimlerin ardından Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz, kendi çalışma alanlarıyla ilgili olarak şube başkanları ve şube yönetim kurulu üyeleriyle ayrı ayrı toplantılar gerçekleştirdi.
Toplantı, Genel Başkanımız Talip Geylan’ın kapanış konuşmasının ardından sona erdi.