Rahmetli Adnan Menderesin adını taşıyan Aydın Adnan Menderes Üniversitesinde; son günlerde yerel medyalarda Üniversitenin rektörü hakkında hiç de hoş olmayan yazılar çıkmaktadır. Yazlıların genel içeriği yüz kızartıcı suçlar ve kendisinin rektörlük yönetimiyle ilgilidir. Hakkında çıkan yazılara tekzip yayınlamaması da haliyle enteresan…! Basında, üniversite hakkında birçok iddialar mevcut, sanırım gerçeklik payı olan konular ki yönetimden herhangi bir düzeltme açıklaması gelmedi gelmiyor. Bu iddiaların içerisinde, ulusal medyaya düşen bir konu var ki akıllara zarar bir durum; Yeniçağ Gazetesinde belgeleriyle çıkan haberde ‘’Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü olarak atan Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir’in Kayseri’de imalattan sorumlu müdürlük yaptığı bir üretim tesisinde ürettikleri sucukta e-coli tespit edildiği ortaya çıktı. Memeli hayvanların kalın bağırsağında yaşayan koli basili de denilen tehlikeli bir bakterinin sucukların içinde tespit edilmesiyle Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir’in sorumlu veteriner olarak soruşturma geçirdiği, hapis cezası aldığı ve iş yerinin kapatıldığı öğrenildi.‘’ bilgilerine rağmen, rektörün sessizliğini bozmaması neyin tezahürüdür? Dikkatimi çeken bu konu üzerine eğildiğimde, son birkaç yönetimdir sürekli birçok karmaşık ilişkilerin olduğu ortaya çıkan Adnan Menderes Üniversitesinde, bu atanan rektörde bu karmaşık ilişkilerin devamı mı? Sorusu insanın aklını kurcalıyor. Akademik başarılara odaklanması gereken üniversitede, bundan önceki rektörle birlikte, bu rektörün geçmişine dönük hukuki süreçlerden kaynaklanan kaos, tüm üniversitenin ve hatta Aydın halkının ehl-i müslüm değerlerine zarar vermektedir. Gün geçmiyor ki rektör hakkında yeni skandallar çıkmasın, Aydın için üzücü ve sıkıntılı bir durum, üniversite yönetimi hakkındaki konuşulanlar; Külliyeye ve Devlete olan güveni zedelerken, diğer taraftan Külliyeye bu durum muhakkak anlatılmalı diyenlerin sayısı oldukça fazla olduğunu biliyorum. 

Aydın yerel basınında; Adnan Menderes Üniversitesi rektörü ve rektörlük yönetimindeki kişiler hakkında, iftiradan-yolsuzluğa, aynı kişilerin dergahta zikir etkinliklerinden- özel yerlerde içkili masada alkol sohbetlerine varan, bunların bazılarının mahkemelik olduğu bilgilerini içermektedir. Aydın halkının kabullenmediği ve tepki gösterdiği, Aydın’da üniversiteyle ilişkisi olan birçok kişi ve özellikle farklı siyasi erkler bu durumu bilmekte onlarda zaman zaman tepki göstermektedirler. Sayın rektörün özel hayatının renkli olması kişiliğinden mi kaynaklanmaktadır bilinmez ama geçmişi ile ilgili birçok iddiaya çıkıp cevap vermesi nezaketi ve sorumluluğu gerektirir. Aslolan, üniversitede son 3 yönetimdir olan duyulanlar ve görülenlerin tezahürü; Aydın ilinin prestij kaybı, Aydın siyasetinin kan kaybetmesine ve Aydın halkının her zaman bu yaşanmışlıklara karşı oya yansıyan tepkisidir. 

Aydın halkı, naif, saygılı ve demokrat kimliğe sahiptir. Aydın halkını, değişik maskelerle yaklaşanlar kızdırır ve irrite ederler. Aydın halkı eğitime ve eğitim kurumlarına çok önem verirler ve üniversitende olan bitenlerle yakından ilgilenirler. Aydın’a yakışan yöneticilerin atanması konusunda,  daha çok özen gösterip şaibeye karışmamış, devletini ve milletini seven bürokratların görevlendirilmesi siyasi önem arz etmektedir. 

Üniversiteler o şehrin yüz akıdır, bu kurumları yöneten insanların geçmişleri şaibesiz olmalıdır ki genç nesillere örnek olsunlar. Cumhurbaşkanı tarafından atanan bu kişilerin, hem Cumhurbaşkanına hem de halka hesap verebilirliği olan şeffaf akademisyenlerden oluşması önem arz etmektedir. Üniversitenin akademik kadroları oluşturulurken, kalite ölçütleri yüksek tutularak yapıldığında, üniversite başarısı yükselecek böylece bilimsel başarılar ve daha çok tercih edilir üniversite haline gelecektir. Üniversitenin görevi çalıştığı bölgeye değer katmasıdır. Makamlar gelip geçicidir, temel olan üniversitenin işleyişi ve bilimsel çalışmalarda sürekliliğidir. Gençlere meslek kazandıran güzide bir kurumun başındaki yöneticilerin, daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Bu tip kurumlardaki yöneticilerin, devletimi seviyorum derken kendi yakınlarının terör bağlantıları, terör sevicileri çıkması, bir handikap ve geleceğimize ihanettir. O yüzdendir ki, bu kurumlara talip olan insanların devletini ve halkını sevmesi bundan daha önemlisi geçmişinin tertemiz olması gerekmektedir. 

Aydın, rektörler konusunda son yirmi yılını kısır geçirmiş akademik açıdan hiçbir başarı sağlayamamış nadir şehirlerdendir. Göz boyayarak akademik başarıyı yakalamanız mümkün değildir. Ancak günü kurtarmaktan öteye gidemezsiniz. Bence, bir an önce Adnan Menderes Üniversitesinin kendisini toparlayıp akademik açıdan üst sıralara gelmesi gerekmektedir. Bunu da yapabilmesi için, yöneticilerin makam hırsından uzaklaşıp akademik planlamaya önem vermesi ile mümkündür. Üniversitelerde rektör ve yönetimi sorunlu ve vizyonsuz olursa, kısır döngü devam eder ve başarıdan asla söz edilemez. Başarı yerine yöneticilerin kişisel hırsları ile hatırlanan bir üniversiteden öteye gidemez. Rahmetli siyaset şehidinin isminin verildiği üniversite kimsenin malı değildir. Bu üniversite Aydın halkına aittir, bunun iyi idrak edilmesi gerekir ki buradan siyasi erklere sesleniyorum, bir an önce üniversite yönetiminin yeniden şekillendirmesini sağlasınlar. Sözün özü şudur: yerel basında üniversite rektörü ve yönetimi hakkında seslendirilen bu iddiaların bir an önce yetkili organlarca araştırılıp sonuca bağlanması gerekmektedir. Bu üniversite yönetimi hakkında konuşulanlar gibi, hayatta hiçbir şey gizli kalmaz gün gelir ortaya çıkar o yüzden dosdoğru olmak gerekmektedir. Umarım, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi de bundan sonra rektörü ile değil, uluslararası akademik başarısı ile basında yer alır ve almalıdır! 

Yasin Erdem