Bizim doktorlardan her şey beklenir. Ne 5 dakikası! Ben bile daha önce dediğim gibi 8 saatte 322, üstelik Acil Polikliniğine gelen veya ambulanslarla getirilen hasta baktıysam 5 dakikada hayli hayli bakılır
diyebilirdim. Olayın bir de aması var. Yani en acil bir olaya çaresizlikten çok zor şartlar altında bazen de kısmen mahremiyete dikkat edemeyerek hasta bakılabilir ama bu adeta bir savaş yaşıyorsunuz hissini, tükenmişliğini, yorgunluğunu getiriyor. Malpraktis riski ise zirvede olur. Karşılığı ise bu dünyada yok.

Ayrıca birkaç yıl önce komşu ülkeden hekim ithalatı yapılacaktı. Maaşa razı olan hekimler biz haftada 20 saatten fazla çalışmayız demezler mi ! Yani yani bu maaşa yarım gün çalışırız dediler. Almanya’da yaşayanlar bilir, sedyede getirilmiş hasta saat tutmuşlar muayene edilene kadar 3,5 saat beklemiş. Siz bir de Kanada’ya vb. ülkelere gidin ve bizim ülkemizde onların 3-5 katı hastaya aynı sürede bakıldığını söyleyin sonra da bize ne diyecekler dinleyin. Yani olay tıbben mümkün değil. Böyle ne muayene olur ve ne de tedavi verilir. Bakın her işte aktif ve pasif süreler vardır. Yani çoğu çalışan işte bulunduğu sürenin ancak nispi kısa bir süresinde esas görevi ile meşguldür. Kalan sürede ise işi yoktur yani vakit doldurur. Bizde hele poliklinik çalışmaları ve Acillerde boş duramazsınız. Daha önceki yazılarımda da izah ettiğim gibi bir hastanın sadece bilgi işlemle ilgili süresi, yani giriş yapılması, çağrılması, hastanın tanısının konulması, tedavisinin verilmesi sırasındaki sadece kayıt süresi zaten neredeyse bu 5 dakika demek. Yani hasta daha derdini anlatacak, doktor anamnez, fizik muayene bazen de kısa süreli tedaviler, hastaya hastalığının tedavinin izahı, reçete planlanması... Bu arada soyunma, giyinme. İşte bunların çoğu yapılamaz. Ve yapılamadığı için hastalar tedavi olamadan o poliklinik senin bu poliklinik benim gezip duruyorlar. Daha bu anlatılanlar bir şey değil öyle komplike olaylar oluyor ki anlatması bile zor. Dahası birisi geliyor bana rapor verecekmişsiniz diyor, ne raporu diyorsunuz bilmiyor. Filan arkadaşı demiş! Şimdi anla bakalım ne raporu, ne için, neresi için, yani doktor olarak hafiyelik te görevlerimiz içinde.

Peki dünya standartlarına göre belki 3-5 kat fazla hasta başvurusu neden var?! Yani biz daha sağlıksız bir millet miyiz? Hayır asla değil ama buna neden sağlık sistemimizin hatalı eksik organizasyonu olduğu gibi insanımızın artık gerekli olmasa da ilaçlarla yaşıyor olması. Yani ekmek su gibi ilaç içmeleri de gerekli diye düşünüyorlar. Mesela birkaç kronik ilacı var yanında da bir pahalı mide koruyucu kullanıyor. Mide şikayetiniz var mı diyorsunuz, benim hiç olmadı ilaç kullandığım için verdiler diyor ve hiçbir mide şikayeti olmayan hasta uzun süre kullanıldığında ne tür yan ve zarar verici etkileri bazen bilinmeyen bir ilacı size zorla yazdırmaya çalışıyor. Bu ilacın zararı tespit edilmemiş başka bir ilaçla değiştirilmesine bile razı değil. Nezle oluyor ıhlamur, nane-limon, sıcak içecekler, bol meyve sebze tüketeceğine hiçbir komplikasyon olmasa da sadece bilinen grip ilaçları değil, hakikaten tıbben bir faydası olmasa da çeşitli antibiyotikleri yazdırmanın telaşına düşüyor. Yani biz birde poliklinikte insanımızı hakikaten lüzumsuz kullandıkları ilaçlardan kurtarmaya çalışıyoruz. İsraf olan milli kaynaklar hariç yoksa bir de zarar görecekler. Bu sorunları anlatmak bile kitaplara sığmaz. Bu durum ise bazı kurumlarımız için müşteri memnuniyeti ve bir menfaat anlamına geliyor. Yani tıbben yanlış ama idari olarak doğru. Hekimlere de hak ettikleri maaşı verme, çok hasta bak kazan de. Sonra vadettiğini de verme, tıbbın saygınlığını da yok et. Herkes Google’ı doktor sansın. Yani velhasıl, 5 dakikada Beşiktaş olur mu bilmiyorum ama muayene olmaz. Olmadığı da sonuçlarından belli. Değil mi?