Ülkemizde son 1 haftadır yaşananların bir kısmı, İslami kesimlerde kesif bir reaksiyona sebebiyet vermiştir.

Statik iken dinamik hale geçmişlerdir hemen.

Ayaklanma, köpürme, galeyan, infial vs. bunlar da beraberinde dışa vurduklarıdır.

Ekspresyonistlere rahmet okutuyorlar bu halleriyle.

Pekala nedir bu olaylar?

Bir kaşık suda boğdukları…

Bir bardak suda fırtınalar kopardıkları…

Ortalığı ayağa kaldırdıkları…

Velvele, vaveyla, gümbürtü vs…

1-    İmam hatip ortaokuluna ait bir fiziksel mekanda dansözlü eğlence etkinliği

2-    Tiktok fenomeni bir erkeğin hamilelik süreci ve akabinde doğumu

3-    Bir lisede Kuran’ın tekmelenmesi

İslamcı kesimlerin bu hallerini özellikle 90’larda Atatürkçü yani Kemalist kesimlerin, birtakım olaylar üzerinden tahrik edilmesine, mütemadiyen en hassas ya da duyarlı damarları üzerine oynanılmasına çok benzetiyorum. Bunu, bazı kitlelerin siyasi arenaya çağrılıp sonrasında hallerini topluma gösterme veyahut sunma girişimi olarak da değerlendiriyorum.

İslami kesimler de o dönemki Atatürkçü kesimler gibi bir olay olsa da hemen oraya toplansak modunda hazır bekliyorlar izlenimi içindeler. Bu tip yoğunlaşmalar ve odaklanmalar,  HASSATEN ekonomik kriz dönemlerinde toplum nazarında hedef tahtasına oturtulmanıza neden olabilir. Bilin isterim. Zira toplumun karnı aç iken bunlara karnı toktur. Toplum nezdinde keyfekeder konulara yoğunlaşma, toplumun asıl meselelerini gözlerden kaçırma teşebbüsü şeklinde yorumlanabilir.

Evet, anlaşıldığı üzere koruyuculuk, muhafızlık sadece Atatürkçü kesimlerin nitelikleri değildir.

Özellikle son dönemde görüldüğü üzere İslamcılara da sirayet etmiştir.

Tabii ki bu sirayetin başlıca nedenleri bulunmaktadır. Şöyle ki:

1-    İktidardan alınan cesaret…

2-    İktidardan alınan güven, güvenilen bir dağ sanki iktidar, lakin güvenilen dağlara karlar yağabilir. Çok da güvenmemek gerekir siyasete. Siyasetin sağı solu belli olmaz. Bir çarptı mı insanın feleği şaşar.

3-    İşgüzarlık ruhu… Bu ruhun dava vs. ile kıvama getirilmesi…

4-    60 ve 70’lerin solcuları misali hemen öne atılma refleksi… Tez canlılık… Bu tez canlılık 70’lerde solcu gençleri idam sehpalarına götürmüştür.

5-    İslam için gövdelerini ortaya koyduklarını ispatlama çabası, gövde gösterisi ile de tatmin olma mutluluğu ve aşkı… Lakin hiç tatmin olmama hallenmesi… Tatmin etme çabası ne var ki tatmin edememe cabası…

6-    Toplumu dizayn etme, şekillendirme ve hizaya getirme hevesi… Bunlar TÜRKİYE’DEKİ tüm ideolojilerde deneyimlenmiştir ve hepsi akamete uğramıştır. Tam bir fiyasko ve hayal kırıklığı olmuştur hepsinde. Diğer kesimler gibi İslami kesimler de bu hisleri bir gün yaşayacaktır. Zorla güzellik olmayacağını her kesim ve herkes bir gün deneyimleyerek içselleştirecektir. Zaten o günden sonra başlayacak zihniyet dönüşümü. Ve birbirimize karışmadan karışmamız gerektiği…

Ve olayları alt alta dizdiğinizde kıyameti koparmanıza gerek olmadığını düşünüyorsunuz. Pireyi deve yapmanın bir anlamı olmadığı sonucunu çıkarıyorsunuz.

Neden mi?

1-    İmam hatip ortaokulunun fiziki mekanında yapılan dansözlü eğlence, kadınların bir etkinliğidir. Bir sendikanın algı oyununun kurbanı olmuştur. Ah şu siyaset, ah şu siyasi sendikalar… Ah şu siyasete malzeme, adam taşıyan sendikalar… Hele hele henüz sınanmamış olanları var ya… Onların sınanacağı iktidar günlerini de iple çekiyorum. Bakalım, ne olacak? Biz şöyle yaptık, ettik diyerek iktidar günlerinde nemalanma yarışına mı girecekler acaba? Dört gözle bekliyorum.

2-    Tiktok fenomeni bir erkeğin mizansen olduğu açık hamilelik sürecini ve doğumunu kafaya takan İslami kesimler, açlığa ve yokluğa mahkum edilmiş bebekleri, hamile anneleri niçin kafaya takıp da gündem yaratmaz? Bir döneme ait  Huysuz Virjin tiplemesini nereye koyacağız o zaman? Bir erkekten tamamıyla mizansen olan bir kadın yaratılmıştı. Güldük, eğlendik ve geçtik. Eskinin TV’si, şimdinin Tiktok’u ya da başka sosyal medya platformu olduğuna göre… Gülmekten ötesi kahkaha olabilecek bir olay… Gelin görün ki Türkiye’de soruşturmalık oldu. İslamcı kesimler, bunu bir iş yaptık diye de paylaşıyorlar. Keşke bununla değil de daha önemli işlerle uğraşıp bir iş yapmış olsanız… Ha, bu arada İslamcıların girişimi neticesinde bu erkeğin kurgu icabı doğum yaptığı hastanenin kapısına mühür vurulmuş. Bundan böyle diziler ve filmler de kurgularına dikkat ederler artık. Ya da dizilere ve filmlere yer temini sağlayanlar kurguları ince eleyip sık dokur. Ne olur ne olmaz, önlerinde laik ülkede İslami bir içtihat var. Kurgu murgu da olsa İslamcılara ters ise akıbetleri söz konusu hastane ile aynı olabilir. İslamcılar resmen mahallenin kabadayısı oldular yahu. Bu İslamcılar kedi olalı bir fare tuttukları için ağızları kulaklarına varıyordur şimdi. Etekleri tutuşuyordu bir dönem bunların. Günümüzde etekleri zil çalıyor.  Bu saatten sonra yani İslamcıların devreye girmesi akabinde hastane ağzı ile kuş tutsa kendini izah edemez. İslamcılar artık başları dik yürür, nasıl olsa hastane kapısına da mühür vurdurarak başları göğe erdi. Ağızlarımıza vurdukları mühür zaten cabası… İfadeyi bırakın, gık deme özgürlüğümüzü dilimizden aldılar.

3-    Kuran’ın tekmelenmesi elbette tasvip edilmeyen bir davranış… Lakin o çocukları da kıskaca almak, feleğin çemberinden geçirmek hiç doğru değil. Bu videonun sosyal medyaya düşmesi de ayrı bir handikap… Lüzumsuz birisi, böyle prim yapmak istemiş sanırım. Zırvalıklarla popüler olma yarışı var yeni kuşakta. Bu hal herkesçe malum olduğuna göre olayın bu denli büyütülmesi ise tamamıyla siyasi manipülasyonların ve algıların bir ürünüdür. Siyasi rant da diyebiliriz. Gençler de çok iyi biliyor neyin hemencecik gündem olacağını. Ya da dikkat çekeceğini… Sınıfta, en önemlisi eğitim sistemi içinde varlığını  ispatlayamamış çocukların ve gençlerin varlıklarını ortaya koymak için nasıl bir sapkınlığa düştükleri görüldüğüne göre o gençlere cezadan ziyade sistemde her gencin kendini gerçekleştirmesine ve varlığını ortaya koymasına dönük kafa yorulmalıdır. Peygamber Taif’te çocuklar tarafından taşlanırken şöyle diyordu, sizler de anlatırsınız ya sürekli yoksa vaz mı geçtiniz? Şuydu sözleri: ‘‘İlâhî! Sen kavmime hidâyet ver; on­lar bilmiyorlar.’’ İslamcı kesimlerin, bu noktada derin bir muhasebe içine girmeleri lazım. Tabii ki her zaman olduğu gibi muarızlarını suçlamak ya da günahları onların üzerine boca etmek yerine…

Eskiden Atatürkçülerde görülen yasakla, cezalandır yaklaşımı ve yolu şimdilerde İslamcılarda vücut buluyor.

Ama korkmayın hepsi muvakkat… Geçici yani…

3 olay mahalli… İslamcılar olay yerini inceliyor. Şeriat falan yüklenmiyor.

Sakin olun…

Saygılarımla…

Yusuf SEVİNGEN