Ülkemiz önce Güneysu ve Arhavi’de sel felaketleri yaşadı ve doğal bir sel ,Allah’tan geldi diye kabullenildi. Oluşan maddi kayıplar tespit edildi ve Devletimiz dört elle bunları tamire başladı.  

Ama 28 Temmuz'da Manavgat’ta dört yerde başlatılan yangın, doğal bir yangın değildi. Bir anda dört yerde başlatılan yangın, ardından Mersin, Muğla, Aydın, Bodrum, Marmaris, Köyceğiz, Milas gibi turistik yerlere yayıldı. Ardından da tüm yurtta 170 yerde çıkartıldı. 

Bu sırada yaşanan insan ölümleri ve ağaçların yanmasının yanında ,milyonlarca dilsiz melek olan hayvanlar da cayır cayır yanmaya devam etmektedir. 

Bunu sokaktaki vatandaş olmak üzere tüm milletimiz ,tüm herkes, ülkemizin ekonomisini, turizmini baltalayan topyekûn bir saldırı , bir sabotaj olduğunu ve bunu yapanların da millet düşmanı, hain bölücü terör örgütü olduğunu, ceza almaması için bu iş çocuklara yaptırdığının bildi ve söyledi. 

Bu sıradan bir yangın değildir. Bazıları sanki her yıl çıkan ,sıradan doğal yangınlar gibi değerlendirip,” Yakanı değil, yangının neden söndürülemediğini, neden yeni uçak alınmadığını dile getiriyor. 

Halbuki böle bir milli konuda ilk önce sorgulanması gereken, bu sabotajları yapan, hayvanların cayır cayır yanmasına neden olan hain örgüte tavır koymak, ardından da eksiklerimizin konuşulmalıdır.  

Maalesef ,muhalefet siyasi ikbal uğruna terör örgütüne laf söylemek yerine, iktidara yüklenmeyi hedef yol olarak gördüler. 

Bu sırada Tiwiterden ”Help Türkiye” gibi , başlangıcı Amerika’dan yayılmış olan, ülkemizi küçülten bir kampanya başlatıldı, foyası ortaya çıkınca milyonlarca tiwit hemen silindi. 

Yine bir artist, güvenlik güçlerini ve toplumsal gösteri sırasında kullanılan tomaların neden orman yangınlarında kullanmadığını söyleyip, gezi olaylarındaki artist gibi bir anda kahraman olmak istedi. Durup dururken polisimizi, askerimizi hedef gösterildi.  

Acaba güvenlik güçlerinin tamamı oraya çekilip, bu şekilde hain örgüte yeni bir alan mı açmak planlandı ki, böyle bir çıkışta bulunuldu sorusu akla gelmiyor değil. 

Bu iş yasalarla , belediyelerin itfaiyelerine ,devletin orman genel müdürlüğüne verilmiştir. Onlar yetersiz olursa ,ilin mülki amiri askeriyeden yardım talep eder. 

Zaten şu anda devletin asker, polis dahil tüm imkanları bu kirli sabotajı bitirmek için can siperane mücadele etmektedir. 

Kimse umutsuzluğa kapılmasın, Cumhuriyet tarihinin en muktedir, en güçlü hükümetine en güçlü Türkiye’si mevcuttur. Devletimiz yanan ormanların yerine yenisini kısa sürede diker, halkımızın yaralarını çabucak sarar. 

Önemli olan milletçe birlik içerisinde olmak, provokasyonlara kapılmamak, birbirimize kenetlenmek ve bir daha böyle kara günler yaşamamak için yapılacakları belirlemektir. 

Bu maksatla , hain bölücü teröre , insan ve hayvan ölümlerine, milli ekonomiye verilen zarara dikkat çekmek için, sabotajların ilk başlangıç tarihi olan 28 Temmuz'u KARA GÜN olarak ilan edilmeli, her yıl bugünde cayır cayır yanan canlıların tekrar yanmaması için, ,ciğerlerimizin yanmaması için, orman yangınına dikkat çekmek için, ağaçlandırmaya dikkat çekilmelidir.  

Milletimiz de “ciğerlerimizi yakanların, ciğerlerini sökülmesini” Devletimizden sabırsızlıkla beklemektedir. 

 

Şemsettin CERAN      

Eğitimci-Araştırmacı/YAZAR-ANKARA