Kapsam: Yönetmeliğin kapsamını düzenleyen 2. Maddesinde “Müdür Başyardımcılığı” unutulmuştur. Unutulmuştur diyorum; çünkü diğer maddelerinde Müdür Başyardımcılığı ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. Yani bu yönetmelik teknik olarak müdür baş yardımlığını kapsamamaktadır. Bu durum tek kelimeyle çelişkidir. Bunun izahı ise olsa olsa acemilik ya da teknik yetersizlik olabilir. Yönetmeliğin bu kadar uzun sürede ancak çıkabilmiş olmasının sebebi de böylece anlaşılmış olmaktadır.

 

Dayanak: Bu yönetmelik 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 37/8 nci maddesine dayandrılarak güya olası davalarda sözlü sınavın sırtını sağlama yaslama amacı güdülmüştür. Ancak Anayasa gereği hakimlerin yalnızca kanunlara göre değil aynı zamanda “Hukuka ve vicdanlarına” göre karar verdikleri hesaba katılmamıştır.

 

 Yönetici Olma Şartları: Yöneticiliğe başvuru ve atanma şartlarını düzenleyen 5. Maddede önceki yönetmelikten farklı olarak, branşı itibariyle atanabileceği bir okula atanma şartına ilave olarak “Aylık karşılığı okutabileceği ders bulunmak” şartını da getirerek genişletmişlerdir. Bu durumda aslında bir karışıklığın sebebi olacaktır. Örneğin İlköğretim Matematik mezunu bir öğretmen yalnızca ortaokula atanabilirken, bir ortaöğretimde (Lisede) pek ala derse girebilmektedir. Eğer kendi okulunda on beş saatten daha az derse giriyorsa lisede girdiği derslerle on beş saat aylık karşılığı tamamlandıktan sonra ekders verilebilmektedir. Bu durumun örneği özellikle küçük ilçelerde görülmektedir. Bu durumda ataması ortaokul olsa da aylık karşılığı derse girebildiği için bu durumdaki öğretmenler liselere de yönetici olarak atanabilecekler şeklinde yoruma açık bir durum söz konusudur. Yani kapsam biraz daha genişlemiştir.

Atanma şartlarında bir diğer yenilik ise daha önce müdür yardımcılığı yapmayan birisi müdür olamazken şimdi müdürlük için beş yıl öğretmenlik yapmış olma şartı yeterli görülmüştür. Yani artık öğretmenlikten direk müdürlüğe atanabilme imkanı getirilmiştir. Bu durum fırsat eşitliği açısından belki makul karşılanabilir ancak, işleyişi öğrenmek ve tecrübe anlamında tartışılabilir. Müdür Yardımcılığı için ise daha önce olduğu gibi üç yıl öğretmenlik yapmış olmak yeterlidir.

Ayrıca asla unutulmaması ve mülakatla yani torpille kolay yoldan yönetici olma hayali kuranlar için şok etkisi yaratacak bir durumu da yine onların anlayacağı bir seviyeden açıklamak gerekir ki: Yazılı sınavı kazanamayan hiç kimse atanmak için başvuru dahi yapamayacaktır. Bu durumu onlara izah etmek belki zor olabilir, çünkü okuma alışkanlığı olmayıp yalnızca kulaktan duyma yöntemiyle yaşayan mülakat zihniyetli torpil tayfasına bunu anlatmak için tüm sınavlıların uygun somut örneklerler kullanarak bu gerçeği izah etmeleri müracaat patlamasını önlemek için toplum yararına olabilir!

 

Sözlü Sınav ve Değerlendirme Komisyonu: “İllerde, il millî eğitim müdürü veya görevlendireceği bir millî eğitim müdür yardımcısının başkanlığında, iki millî eğitim müdür yardımcısı veya şube müdürü, bir ilçe millî eğitim müdürü ile bir eğitim kurumu müdürünün katılımıyla beş asıl üyeden oluşur. İllerde, her elli müdür ve müdür yardımcısı unvanı sözlü sınavı için birer Komisyon oluşturulur. Komisyonlar, yeterli üye bulunmaması halinde aynı kişilerden oluşturulabilir.”

Anlaşılan başta büyük şehirler olmak üzere her ilde birden fazla komisyon olacak ve zaten birçok soru işaretini içinde barındıran bu konuda, komisyon kalabalığı ile işin suyu hepten çıkmış olacaktır. Ayrıca bu komisyonlarda sendikalardan üye bulunmaması ise ileri demokrasinin geriye doğru işlediğini ve 28 Şubat ruhuna uygun bir yönetmelik olduğunu tescillemektedir.

 

Tercih Sayısı: Yönetmelikte tercih edilecek okul sayısı net değildir. Zira “Adaylar, ilan edilen boş eğitim kurumları arasından atanmak istedikleri eğitim kurumlarından ilanda belirtilen sayıda tercihlerini yaparak başvuruda bulunur.” Şeklinde muallak bir cümle ile geçiştirilmiştir. Nitekim bu cümleye göre sayısına bakılmaksızın ilan edilen her okul tercih edilebilecek anlamı çıkmaktadır. Ancak bu cümlenin muallaklığından faydalanıp ilan yazısında tercih edilecek okul sayısını kendisi belirlemeye kalkan iller olursa buna şaşırmamak gerekir. Çünkü cümle net değildir. Bu da yönetmeliği çıkaranların yalnızca hukuk tekniğini, eğitim camiasını ve bu konunun geçmişini bilmek konusunda değil Türkçe konusunda da yetersiz olduklarını göstermektedir. Zira yoruma açık cümleler her zaman tartışma, farklı uygulama ve dolayısıyla yargı konusu olmaktadır. Bu nedenle yasal düzenlemelerde Türkçeyi doğru ve net kullanmak önemlidir.

 Mülakat: Her ne kadar sözlü sınav ibaresini kullanarak güya mülakatın torpille olan yüzde yüzlük organik bağından kurtulacağını zannedenler için hemen belirtelim ki bu oyun daha önce denendi ama yargı yutmadı.  Bu nedenle “Sözlü sınav = Mülakat = Torpil” olduğu gerçeğini bir kez daha vurguladıktan sonra yönetmelikteki sözlü sınavı özetlemek gerekirse;

            Bir okulu tercih etmiş olanlar,  yazılı sınav puanı en yüksek olandan başlanarak 6 kişi o okul için mülakata çağrılacaktır. Mülakattaki sorular zarf çekme usulüyle aşağıdaki konulardan sorulacak ve karşısındaki puanla değerlendirilecektir. Her üyenin vermiş olduğu puanların aritmetik ortalaması alınacak, 100 tam puan üzerinden 70 puan alanlar sözlü sınavdan başarılı olacaklardır.  Bu durumdan anlaşılan o dur ki 70 puanı alamayan birisi başarısız kabul edildiği için 70'in altındaki puanın % 20'si de dikkate alınmayacaktır, diye düşünmekteyim. Yine de bu konu izaha muhtaçtır. Zira yönetmelikte belirtilen  sözlü sınavın % 20'si  dikkate alınır esasıyla çelişmektedir.

Sözlü Sınav Konuları ve Puan Değerleri:

a) Yazılı sınav konularındaki bilgi düzeyi -50 puan

b) Muhakeme gücü ve ifade yeteneği- 10 puan

c) Liyakat ve temsil kabiliyeti-10 puan

ç) Özgüveni ve ikna kabiliyeti- 10 puan

d) Yeniliklere ve teknolojik gelişmelere açıklığı - 10 puan

e) Genel yetenek ve genel kültür düzeyi -10 puan

    

Ek- 1 Değerlendirme Formu: Eski adıyla Ek-2 olan Ek-1 Değerlendirme formuna göre ise her bir yüksek öğrenime 1 puan verilmektedir. Bu durumda 1739 sayılı Temel Eğitim Kanunu 36. Maddeye göre iki yıllık, dört yıllık ve Enstitü (Yüksek lisans) yüksek öğretim kurumları arasında sayıldığı için bunların her birinde geçene her yıl için puan verilmesi gerekmektedir. Yüksek lisanslara verilen önceki puanlar düşürülürken; hani şu ortalıkta adı olup kendisi olmayan, yılan hikâyesine dönmüş olan ve en büyük haksızlık konusu olan uzman öğretmenliğe yine 4 puan verilmeye devam edilmiş ya bu garabet bile bu yönetmeliğin adaletini tartışmak için yeterlidir. Zira yıllardan beri yapılmayan uzman öğretmenlik sınavı adeta unutulmuş iken, hasbelkader bir defa bu hakkı elde etmiş olanlara bol keseden puan verilmesi (Maaşa yansıyan 120 TL farkı burada geçiyorum). İzahtan varestedir. Bu durum da “Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa” NFK dizesini hatırlatmaktadır. Ayrıca e-akademide yapılan her bir eğitim için 0,5 puan verilmesi ve müdürlükte geçen sürelere puan verilmemesi ise yeni Ek-1'in yenilikleri arasındadır.

 

Atamalar:

Atamalar müdürlük, Müdür başyardımcılığı, Müdür Yardımcılığı, Kurucu Müdürlük ve Müdür Yetkili Öğretmenlik farklı atamalara tabi olduğu için her birini ayrı ayrı ele alarak analiz etmekte fayda var:

 

 Müdür Atamaları: Yazılı sınavın % 50'si, Sözlü sınavın % 30'u, Ek-1'in % 20'sinden elde edilen toplam puan üstünlüğüne göre her okul için üç kişi valiye sunulacaktır. Vali ise bu üç kişi arasından puan üstünlüğüne bakmaksızın istediğini karpuz seçer gibi seçecektir.  

 

Müdür Başyardımcısı Atamaları: Müdür Yardımcısı olan birisini il Milli Eğitim Müdürü önerecek vali de atayacaktır. Görüldüğü gibi ne yazılı sınav var ne sözlü sınav ne de ek-1 puanı. Tıpkı 2007 Yönetmeliğindeki gecekondu atamaları gibi. Oysa önceki yönetmelikte yazılı sınava girip tıpkı müdürler gibi yazılı sınav artı ek-2 kriterine göre atanmakta idiler. Yani sözün özü bu konuda 2007 yılına dönüldüğüne göre ileri demokrasi 5 yıl rötarlı gidiyor demektir.

 

Müdür Yardımcısı Atamaları: Aynen müdür atamalarında uygulanan yöntemle atanmaktadırlar.

 

Kurucu Müdür Atamaları: Komisyon tarafından valiye sunulan üç kişi arasında olup atanamayanlar öncelikli olmak üzere İl Milli Eğitim Müdürünün önerisi Valinin onayı ile atanır. Validen dönen kişilere öncelik vererek gönül alma kabilinden bir inceliği düşünmeleri bile bunca eksikliğin ve yanlışın arasında doğrusu insanın takdir hissini gıdıklıyor.

 

Müdür Yetkili Öğretmen Ataması: İl Milli Eğitim Müdürünün önerisi Valinin onayı ile atanır. Hiçbir kritere tabi olmaksızın karpuz seçer gibi yani…Ancak bu defa çok önemli bir şey var ki artık yeniden atama diye bir şey olmadığı için ve de Ek-1'de müdür yetkili öğretmenlikte geçen süreye puan verilmediği için daha doğrusu müdür yetkili öğretmenliğin artık yöneticilikle bağı koparıldığı için bu görev anlamını yitirmiş adeta bir angarya olmuştur.

 

Rotasyon: Rotasyon yönetmelikte korunmuş olup, daha önce müdürlerde 5 yıl olan çalışma süresi 8 yıla çıkarılarak Müdür Yardımcıları ile eşitlenmiştir.

 

 Öncelik Sırası: Puan eşitliği durumunda öncelik sırası “Öğrenim düzeyi, uzman öğretmenlik, yöneticilikte geçen süre ve öğretmenlikte geçen süre” şeklinde sıralanmıştır. Bu durumda yüksek lisans öne çıkarılırken hala sınavı yapılmayan uzman öğretmenliğe öncelik verilmesi gerçekten anlaşılması güç bir durumdur.

 

 Ve unutulanlar: Bu yönetmelik o kadar çok şeyi unutulmuş ki inanın saymakla bitmez. Topu topu 21 maddeden oluşan yönetmeliği bu kadar uzun sürede adeta kuşa çevirmişler demek abartılı olmayacaktır. Söz gelimi yeniden atama, müdürlükte geçen sürelere puan verilmemesi, kurumların hepsinin aynı tipte kabul edilmesi, müdür başyardımcılığı…vb.

Daha da önemlisi bu yönetmelikte, hukuk, adalet, fırsat eşitliği, liyakat, kariyer, geçmiş tecrübe, birikim, Sayın Hüseyin ÇELİK'in bakanlığı döneminde yaşanmış olan kaos,  yargı kararları, sendikaların derhal teker teker dava açacakları gerçeği, yaşanacak muhtemel kaos ve en önemlisi eğitim unutulmuştur.

 

Sonuç olarak Eğitim Bir-Sen'in ifadesiyle söylüyorum ki bu yönetmelik tam anlamıyla bir “Çıkmaz sokaktır.” Ve bu yönetmelikle atama yapmak mümkün değildir, yapılsa da yargıdan döneceği gün gibi aşikârdır. Dolayısıyla Bakanlığın yapması gereken şapkasını önüne koyup asgari bir vizyonla düşünerek, bu yönetmeliği derhal durdurmalı ve en azından mevcut başvuruları eski yönetmeliğe göre yapmalıdır. Daha sonra ise tüm sendikaların ve eğitim camiasının görüşlerini alarak eskisinden çok daha kaliteli bir yönetmeliği çıkarmalıdır. Geç olmadan…

 

28.02.2013

Cafer GÜZEL

[email protected]