Uzmanlık ve başöğretmenlik süreçleri iyice çığırından, zıvanadan, cılkı, rayından çıkıyor.

Bambaşka hallere girmeye yüz tutmuş durumda… Hatta girmiş de diyebiliriz.

Tabii ki Sayın Bakan’ın açıklamalarının, bambaşka hallere girmeye yüz tutmasında çok önemli etkisi ya da tesiri bulunuyor. Her ne kadar kendisi açıklamalarımın maksadı bu değil dese de…

Sayın Bakan, öğretmen camiasının ilk kez bu denli iş birliği ile sosyal medya üzerinden neredeyse günbegün/anbean oluşturduğu kamuoyu baskısını çözebilmek veyahut kırabilmek için öğretmenlik mesleğini rencide edebilecek potansiyeli olan ifadelerle gündeme geliyor. Sahadaki gerçeklik budur. Bu gerçekliği gören muhalif siyasetin vaat içeren ifadeleri, aslına bakılırsa bizi bu konuda haklı çıkarıyor ve teyit ediyor.

Sayın Bakan, öğretmenlerin tepkisini etkisizleştirmek için ilkin bir öğretmen edasıyla öğrencilerine seslenir gibi dedi ki: ‘‘Sınav kolay olacak.’’

Sonra baktı ki bu reaksiyon dalgasını bir türlü dizginleyemiyor Sayın Bakan.

Sayın Kılıçdaroğlu da bu konuyu siyasi mevzu ve mesele haline getirince o da çareyi karşı atağa geçmekte buldu.

Bu noktada Sayın Bakan’ın ana hedefi, bu sınav sürecini hiç değilse bu yıl için öğretmen camiasına kabul ettirmek... Yani kendince rıza yolları arayışında... Kısa vadeli bir arayış…

İşte bu rıza yolları arayışı esnasında birtakım açıklamalarda bulunuyor. Bu açıklamalar ise görülüyor ki sınava karşı oluşan sert ve keskin reaksiyon dalgasını etkisiz hale getirme rolü üstlenmiş. Yatıştırıcı ve teskin edici… Telaşa gerek yok, rahat olun mesajı içeriyor. Müsterih olun, temalı…

Lakin Sayın Bakan’ın ilk açıklamasının öğretmenler üzerinde onur kırıcı ve onları aşağılayıcı bir etkisi oldu. Sayın Bakan’ın verdiği mesajın aksi mesajlar hasıl oldu. Aksi algılar ortaya çıktı. Öğretmenler, bu süreçte hiç olmadığı kadar ıncınıyor da ıncınıyor.

Sayın Bakan, yine aynı gayelerle birkaç gün önce yaptığı ikinci açıklamasında ise karşısında LGS ve TYT tayfa varmış gibi gene bir öğretmen edasıyla şunları söyledi:

‘‘Eylül ayı içinde uzmanlık ve başöğretmenlik için örnek sorular yayımlanacak.’’

Öğretmenlerin ekseriyeti, bu tip açıklamalardan sonra uzman öğretmen ve başöğretmen olma yolunda iyice öğrenci moduna indirilmiş pozisyonda… Bu açıklamalar öğretmeni düşürüyor, motive de etmiyor. Düşünün ki hazırlık süreci öğretmeni düşüren bir sınavda öğretmen yükselecek. Burada sizce bir tutarlılık olur mu? Öğretmenlerin resmen insicamı bozuluyor.

Öğrenci olmak, hayat boyu öğrenen durumunda olan insan için gayet olağandır, bunun farkındayız elbette ve öğrenen olmak bir öğretmen için kötü hissedilecek bir olay da değildir.

Yalnız burada orta yerde duran bir sınav var, sınavla ilgili birtakım doküman, öğretmenin öğrenme serüvenini zerre hissetmediği bir sürecin içinde ha bire özlük ve mali haklarına  ilişkin hesaplamalar, öğretmenlerin büyük çoğunluğunun bu süreçten azıcık bile tat almadığı aksine kesif acı ve sıkıntı çektiği bir haletiruhiye söz konusu…

Tıpkı çilesi bitmeyen TYT ve LGS tayfaları gibi… Ha bire yıl atlayan bir tayfa… Ve vizyonu sonsuzluk… Misyonu da ille de sınav…

Sayın Bakan’ın bundan sonraki açıklaması uzman öğretmen ve başöğretmen adaylarına değil, 2022 uzmanlık ve başöğretmenlik tayfası için olsun. 2022 uzmanlık tayfası, 2023 uzmanlık tayfasına tecrübelerini aktarır böylece.

Birçok öğretmen artık Sayın Bakan’ın açıklamalarından sonra öğretmenlikten çıkıp öğrencilik moduna hatta LGS ve TYT tayfa moduna geçmiş durumda…

Öğretmenler üzerinde yarattığınız his ve düşünce budur Sayın Bakan.

Siz, ne yazık ki kaş yapayım derken göz çıkarıyorsunuz.

Kariyer kanunu da bu saatten sonra çığırından, zıvanadan, cılkı, rayından çıkmıştır.

Uzmanlık ve başöğretmenlik rütbelerinden sonra da sahada hep beraber bu olayın ne denli iç huzuru ve barışı bozduğunu göreceğiz.

Şu an öngörüyoruz, yarınlarda göreceğiz.

Öğretmen Şiarı: Öğretmenler, uzmanlık/başöğretmenlik yaftası için tayfa olmayı kabul etmiyor Sayın Bakan. Anlayınız ve hissediniz artık. Bu sınavları iş işten geçmeden kaldırmanız işten bile değil. Beklemedeyiz…

Saygılarımla…

Yusuf SEVİNGEN