18.09.2020, 09:12

1 Olay 3 Farklı Öğretmen

21 - 25 Eylül arasında okulla ve öğretmenleriyle tanışacak olan birinci sınıf öğrencilerimize eğitim hayatlarında başarılar diliyorum. Birinci sınıf okutacak meslektaşlarıma da yeni eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını diliyorum. Bu dönem salgın sebebiyle “Ela, Lale el ele.” gidemeyecekler diyerek bir tebessümle yazıma başlamak istiyorum.
Her öğrencinin okulla ilgili bir lavabo anısı vardır. Derste sıkıldığı zamanlarda dışarıyı çıkışın -kaçışın- ve rahatlamanın bir yoludur çoğu zaman. Okulların ilk haftası sınıf kuralları belirlenirken de gündemin ana unsurlarındandır lavabo için izin konusu. Tabii ki bu yazımda ”Lavaboya gitmek için izin nasıl alınmalıdır, öğretmen hangi durumlarda lavaboya gitmeye izin vermelidir?” gibi sorulara cevap aramayacağız. Aramak da komik olur. Biz bu yazımızda daha çok trajikomik bir olaya değineceğiz. Aslına bakarsanız ortada sadece bir olay olacak ama bu olay karşısında üç farklı öğretmenin ortaya koyduğu üç farklı davranış ve tepkinin öğrenci üzerinde nasıl etki ettiğini net bir şekilde göreceğiz. “Yapmak” ve “yıkmak” kavramlarını hepimiz biliriz. Öğretmenin elinde olan kavramlardır bunlar. Sihirli bir mesleği icra ediyoruz. Bir sözümüzle veya davranışımızla dünyaları da yıkabiliriz, yepyeni dünyaları da yapabiliriz. Öğrencinin hayallerini yıkmak, dünyasını yıkmak, hevesini yıkmak (kırmak), azmini yıkmak (kırmak)… Bu yazımızda öğretmenlerimizin davranışlarını ve tepkilerini bu iki kavram açısından ele almanızı istiyorum. Henüz 1. sınıfa giden bir çocuk. Okulla, öğretmenle, dersle, öğrencilikle sınıf arkadaşlığıyla daha doğrusu hayatla yeni tanışan pırıl pırıl, cıvıl cıvıl bir kalp ve masumiyet. Okula uyum sürecinin yavaş yavaş bittiği ve derslere henüz yeni yeni geçilmeye başlandığı, okulların ikinci veya üçüncü haftasında sınıftan bir öğrenci “Lavaboya gidebilir miyim öğretmenim?” diye izin istiyor. Derste lavaboya gitmiyoruz, teneffüste yapacaksınız o işi cevabı tokat gibi yüzüne geliyor. Öğrenci yerinde kıvranıyor. Aradan beş dakika geçiyor aynı öğrenci tekrar “Öğretmenim lavaboya gidebilir miyim, gerçekten çok sıkıştım?” diye izin istiyor. Öğretmenimiz bu kez de “Beş dakika kaldı, sık biraz daha dişini. Lavabo ihtiyacınızı teneffüste karşılamayı öğreneceksiniz.” cevabını veriyor. Nihayet zil çalıyor ve öğrenci sınıftan koşa koşa lavaboya gidiyor, gidiyor da zar zor yetişiyor. Daha sonra da ağlayarak annesinin yanına. Evet, okullar yeni başlamış, öğretmenimiz de stresli ve biraz da gergin. Okutabilecek miyim endişesi hâkim. Bunu elbette ki eşi de sınıf öğretmeni olan biri olarak çok çok iyi anlıyorum. Öğrencilere toplumsal kuralları öğretmenin ve bu kuralları oturtmanın da önemli olduğunu söyleyebiliriz. Ancak henüz birinci sınıfa giden bir öğrenci sizin kızmanıza rağmen çok sıkıştığını ikinci kez size söylüyorsa çocuğun oturuşundan, ses tonundan bunun ciddiyetini anlamak gerekmez mi? Sonra ne oluyor pekiyi? Çocuk okula gitmek istemiyor. Aile okula gidiyor. Öğretmen ve okul idaresiyle görüşmeler, konuşmalar, falanlar, filanlar. Gerisinin benim için önemi yok ki… Benim için önemli olan kısım çocuk ağlayarak annesine gidiyor, sonrasında da okula gitmek istemiyor. Daha acısı ne biliyor musunuz? Çocuk annesine şunu söylüyor. “Siz öğretmen annedir, babadır demiştiniz. Öğretmen öğrencisini çok sever demiştiniz. Okul ve sınıf sizin eviniz demiştiniz. Yalancısınız. Hepsi yalanmış.” Yıktın öğretmenim yıktın, dünyasını yıktın, hayallerini yıktın, öğretmeni yıktın, okulu yıktın, hevesini, heyecanını, yıktın yıktın yıktın… Gelelim bir başka öğretmenimizin bu husustaki davranışına. Yine 1. sınıf öğrencisi. Yine izin istiyor ve yine izin vermeyen başka bir öğretmen arkadaşımız. Bu öğrenci ise az evvelki öğrenci gibi ikinci defa söyleme cesaretini de bulamıyor kendinde. Sadece sırasında kıvranıyor, kızarıyor, bozarıyor. Neyse ki öğretmenimize bir şans daha doğuyor. Bu öğrencinin sıra arkadaşı sesleniyor öğretmenine. “Öğretmenim, arkadaşım çok sıkıştı galiba.” Ama yine nâfile. Sıkışsın sıkışsın, teneffüste ihtiyacını gidermeyi öğrenir böylece. Bu kez öğrenci sınıfta altına kaçırıyor daha da vahimi bunu diğer arkadaşları görüyor. Her ne kadar bazıları ağlayan arkadaşının yanına gidip üzülmemesi için teselli etse de gülenler de oluyor tabii. Çocuklar nihayetinde, öğrenecekler zamanla. Bu çocuk, o ân’ı ömrü boyunca unutmaz. O unutmadığı gibi arkadaşları da unutmaz. O öğrenci öylece kazınır hafızalara. Tebrikler öğretmenim. Okul değiştirmek zorunda bıraktığın o küçük fidanı baltayla yıktın. Başardın. Son olarak da “öğretmen” tutumuyla, davranışıyla yazımıza nokta koyalım. Sınıfta sıkışan bir öğrenci ama ne hikmetse söylemiyor masum. Dedik ya çocuk diye. Kimisi afacan, kimisi sessiz, kimisi sıkılgan, kimisi çekingen… Nihayetinde çocuk bunlar, çocuk… Öğrenecekler diyoruz ya ama zamanla. Kimden? Ailesinden, öğretmeninden, arkadaşından, çevresinden ama doğru modeller üzerinden öğrenecek. Biraz sabır. Neyse, devam edelim… Öğretmenimiz de dersini anlatıyor. O esnada gözlem gücü de yüksek olan öğretmenimizin gözüne bir de ne çarpsın. Kızarmış, bozarmış, utanmış bir öğrencisi. Altına kaçırmış ve ıslak belli. Bir şey yapmalıyım, demiş kendine. İmdadına masasındaki su şişesi yetişmiş. Almış eline şişeyi, dolaşıyor sınıfın ortasında. Bir yudum su ile ağzımı ıslayayım çocuklar, ıslayayım da sesim yerine gelsin demiş gülerek. Bu sırada elindeki şişeyi de tabii ki altını ıslatan öğrencinin üzerine düşürüvermiş. Bak sen şu işe. İşte budur öğretmen, budur tepki, budur düşünce, budur çözüm, budur, budur, budur. Bir de espri patlatmış üstüne, bak sen şu sakar öğretmenin işine. Az evvel kızaran, bozaran, ağlayacak çocuk başlamış gülümsemeye. Bir de öğretmenimiz göz kırpmış öğrencisinin minik yüreğine. Tebrikler öğretmenim, tebrikler sana. Öğretmenin, okulun, sevginin, sabrın, çözümün, hayatın, paylaşmanın, sırrın ne olduğunu öğrettin o yavruya. Yazımızın başında “yıkmak” da “yapmak” da öğretmene ait kavramlardır demiştim. “Yapmak” demişken aklıma Yunus Emre’nin şu dörtlüğü geldi. Bu dörtlükle veda edelim yazımıza, selamlar olsun gönüller yapan dostlara…
Ben gelmedim dâva (kavga) için, Benim işim sevi (sevgi) için Dost’un evi gönüllerdir Gönüller yapmağa (yapmaya) geldim.

Erkin SAÇAR
Eğitimci Yazar / Türkçe Öğretmeni
Yorumlar (4)
Turgut Kaçar 8 ay önce
Gönüller yaparken gönüllerimiz tükenmez inşaAllah sayın hocam.
Ezs 8 ay önce
Empatik bir yazı olmuş teşekkür ederiz
adem 8 ay önce
Konuşssam tesiri yok,sussam gönül razı değil.
Ali Gülveren 8 ay önce
Teşekkürler öğretmenim. Etkili bir yazı. Yüreğinize sağlık.
13
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 33 71
2. Fenerbahçe 34 69
3. Galatasaray 33 65
4. Trabzonspor 34 59
5. Alanyaspor 34 52
6. Gaziantep FK 33 51
7. Hatayspor 33 50
8. Sivasspor 33 50
9. Karagümrük 33 49
10. Göztepe 34 46
11. Antalyaspor 34 42
12. Konyaspor 33 41
13. Rizespor 33 39
14. Malatyaspor 33 37
15. Ankaragücü 33 37
16. Kasımpaşa 34 37
17. Kayserispor 33 34
18. Başakşehir 33 33
19. Erzurumspor 34 31
20. Gençlerbirliği 33 31
21. Denizlispor 33 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 31 63
2. Adana Demirspor 31 61
3. Samsunspor 31 61
4. Altay 31 57
5. İstanbulspor 31 57
6. Altınordu 31 53
7. Ankara Keçiörengücü 31 49
8. Ümraniye 31 47
9. Tuzlaspor 31 47
10. Bursaspor 31 43
11. Bandırmaspor 31 39
12. Boluspor 31 38
13. Balıkesirspor 31 35
14. Adanaspor 31 34
15. Menemenspor 31 31
16. Akhisar Bld.Spor 31 26
17. Ankaraspor 31 23
18. Eskişehirspor 31 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 32 66
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 32 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 32 53
7. Tottenham 32 50
8. Everton 31 49
9. Arsenal 32 46
10. Leeds United 32 46
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 32 41
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Newcastle 32 35
16. Brighton 31 33
17. Burnley 32 33
18. Fulham 33 27
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 32 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 31 70
2. Real Madrid 31 67
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 31 64
5. Villarreal 31 49
6. Real Betis 31 48
7. Real Sociedad 31 47
8. Granada 30 39
9. Levante 31 38
10. Celta de Vigo 31 38
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Osasuna 31 37
13. Cádiz 31 36
14. Valencia 31 35
15. Getafe 31 31
16. Deportivo Alaves 31 27
17. Huesca 31 27
18. Real Valladolid 30 27
19. Elche 31 26
20. Eibar 31 23