banner220
 Evet, 24 Haziran 2018 Pazar günü tarihi bir seçime tanıklık edeceğiz.
Yalnız bu seçim bir ölüm kalım seçimi değildir.
Ne cumhuriyet ne demokrasi ne özgürlük ne hak ne hukuk ne eşitlik ne de adalet seçimden çıkan sonuca endekslidir.
Seçim sonucu ne olursa olsun kafalar değişmedikçe seçimler maç havasını andırır, seçim sonuçları ise maç sonucuna benzer.
Maç havasının verdiği heyecan ile maç sonucunun verdiği üzüntü ya da sevinç duygusu arasında hiçbir fark yoktur.
Seçmen, taraftarlıktan öteye gidemez. Yalnızca taraf tutar. Bertaraf olmamak için bitaraf olmaz yani.
Halbuki seçmen bir yurttaştır. Ve tarafsız olması onu kalıplaşmış algılardan, çıkmazlardan, açmazlardan, etiketlemelerden, anlamalardan kurtarır ve doğruya ulaşmasına yardımcı olur.
Demem odur ki seçmende yurttaş bilinci, birikimi ve duygusu olmalıdır.
Seçmenlik, yurttaşlığın yalnızca küçük bir parçasıdır. Ve yurttaşlığın önüne asla geçmemelidir.
Ama gelin görün ki özellikle seçim zamanlarında seçmenlik ‘olmasaydı olmazdınız’ modunda bir caka ile kendisini satıyor. Veee yurttaşlığın katbekat önüne geçiyor.
Gerçekten de öyle aslında.
Bu durum bile demokrasimizin ve cumhuriyetimizin gelişmediğinin göstergesi ve kanıtı değil de nedir?
Baksanıza, özellikle içinde bulunduğumuz zamanlarda milyonlarca insanımızın sırf seçmen olduğu için siyasetçiler tarafından yurttaş varlığı hissediliyor ve anlaşılıyor.
Seçimden seçime yani.
Bence sandığa, sandık sonucuna, seçime ve seçmene endeksli demokrasi ve cumhuriyet gelişime, değişime asla açık olamaz.
İfade etmeliyim ki gelişime ve değişime açık olmayan demokrasi ve cumhuriyet emzik için ağlıyorsa ağlamaya devam eder, abıldıyorsa abıldımaya devam eder, babıldıyorsa babıldamaya da devam eder.
Efendiler!
Seçme özgürlüğü ve güvenliği, yalnızca seçim günü kabin arasında ve sandık başında sağlanmaz. Seçme özgürlüğü ve güvenliği sadece dört duvar arasına sıkıştırılabilir mi? Kafalar da her an her yerde bu güvenliği ve özgürlüğü hissetmeli.
Belli zaman ve sınırlandırılmış bir yer içindeyse demokrasi ve cumhuriyet, o cumhuriyet ve demokrasi bazı ellerde oyuncağa çevrilmeye müsaittir.
Onun için seçme özgürlüğü ve güvenliği, yukarıda da ifade ettiğim üzere her günü ve alanı kapsar.
Bireyin aydınlanması, ifade-düşünce beyan etme serbestliği, hayat standartlarının iyileştirilmesi demokrasi ve cumhuriyetin gelişimi için gerekli olan gıdalardır.
Siz, birtakım güvenlik tedbirleri uğruna demokrasi ve cumhuriyetin gelişmesi için ihtiyaç duyulan gıdalardan yurttaşı yoksun bırakırsanız o zaman demokrasi ve cumhuriyetin sandığa endeksli, gelişime ve değişime kapalı, çağdaşlaşamayan hallerini yurttaşlarınızın iliklerine kadar hissettirirsiniz. Böyle bir demokrasi ve cumhuriyete yurttaş mahkum olur ki demokrasi ve cumhuriyet içinde en kötü hal budur bence.
HALBUKİ CUMHURİYET VE DEMOKRASİ YALNIZCA SEÇİMDEN SEÇİME DEĞİL, BÜTÜN ZAMANLARDA YURTTAŞIN ADAM YERİNE KONMASIDIR. BİZ İSE YURTTAŞI DEMOKRASİNİN VE CUMHURİYETİN KÖTÜ HALLERİ İÇİNDE BIRAKARAK VE MAHKUM EDEREK ONU YURTTAŞ BİLE HİSSETTİREMİYORUZ.
Oysaki;
Cumhuriyet ve demokrasi hiçbir ideolojiyi ve inancı içermez.
Cumhuriyet ve demokrasi Allah’ın tanıdığı cüz-i irade özgürlüğünün kullanımını sağlar.
Cumhuriyet ve demokrasi kula kulluğa açılmış bir bayrak gibidir.
Cumhuriyet ve demokrasi başa geçenlerin insanların tepesine çıkmasına bir settir adeta.
Cumhuriyet ve demokrasi bireyin zihinsel gelişimini ve değişimini sağlayan onu köle ve kula kul pozisyonundan alan, onurlu ve şerefli bir yurttaş seviyesine yükselterek kişilikli /karakterli bir kimliğe kavuşturan sistemin adıdır.
Cumhuriyet ve demokrasi tek güç sahibi olarak Allah’a inanır, bütün gücü asla bir insana vermez, bütün güçleri paylaştırır ki bir insanda olması gereken gücün bir sınırı ve limiti olsun, yoksa insanın eline geçen güç doyumsuzdur, doymak bilmez, hal böyle olunca o güç insanı tek güç sahibi olan Allah’a isyana kadar götürür, demem şudur ki güç paylaşımı hem güç dengesinin sağlanması hem de insanın ilahlaşmaması ya da tek güç sahibi gibi ya da tek güç sahibine denk seviyede görünmemesi için olmazsa olmazdır, hülasa cumhuriyet ve demokrasi gücün bir insanın elinde toplanarak tanrılaştırılmasını önler, tevhidi korur. Biliniz ki insanoğlunun güce tapınma eğilimi vardır. İşte bu yol bu sistem içinde kapanır.
Cumhuriyet ve demokrasi başa geçirdiği insana asla başını ezdirmez. Baş kaldırmaz ama sandık kaldırır.
Cumhuriyet ve demokrasi içinde bu nedenledir ki zulüm de zalim de barınamaz.
Cumhuriyet ve demokrasi artık Atatürkçülüğün, milliyetçiliğin, vatan-millet-Sakarya’nın, din-imanın, bilumum ideolojinin cirit attığı alanlarda oynanmamalıdır. Yeni gelen kuşak bunlara doydu ve gördü ki bunlarla da karnı doymuyor, yani bu kuşağa bunlar sökmüyor, benden demesi. Onlar, başlarına geçen insanların ideolojileri ile caka satmalarından haz almıyorlar. Her türlü ideolojik dayatmalara da karşılar.
Bilinmelidir ki karnı aç ya da iyi giyinmeyen, iyi yiyemeyen, iyi koşullarda ve durumda barınmayan, ağlayan bir çocuk için Atatürkçülük, vatan-millet-Sakarya, din-iman emziği o çocuğun ağıtını kesmez, o çocuğu geliştirmez. Atatürk gibi tek güç egemenliğine karşı çıkan ve buna mahal veren saltanatı da kaldıran ilerici bir insanı ideolojiye dönüştüren cumhuriyet ve demokrasi, insanımızı kesmediği için yön değiştirdi, bu günlere geldi. Şimdi de dini-imanı ideolojiye dönüştüren bir zamanı yaşıyor cumhuriyet ve demokrasi.
İyi belleyiniz ki insanları, hayatın-doğanın ve tarihin kanunu gereği ideolojiye dönmüş cumhuriyet demokrasi kesmediği için o cumhuriyet ve demokrasi gelişebilme adına değişir ve dönüşür.
Bu bakımdan cumhuriyet ve demokrasi sadede gelsin diyorum.
Yeter, ideolojilere bulanmış cumhuriyet ve demokrasi ile insanlarımızı seçmenlikten öteye götüremiyoruz.
Onurlu ve şerefli bir yurttaş yapamıyoruz.
Hayat standartlarını iyileştiremiyoruz.
Onlara Batı standartında ifade-düşünce özgürlüğü tanıyamıyoruz.
Onları değil birkaç kodamanın cebini büyütüyoruz.
Üzülerek söylemeliyim ki bu tip bir cumhuriyet ve demokrasi ile insanımıza değer veremiyoruz.
İnsanımızı da hem ekonomik hem de zihin olarak küçültüyoruz.
İnsanımıza ekonomik olarak asgariyi ve korku ikliminde kırmızı çizgilerle çizilerek daraltılan küçük zihin/düşün dünyasını reva görüyoruz.
Verilenle yetinmesini, daha ötesini istememesini arzuluyoruz.
Verince de hak ettiğini değil gıdım gıdım olanını veriyoruz.
Verdiğimizden fazlasını isteyince de başını eziyoruz tabii.
İnsanımızı aydınlatamıyoruz, bilimde-sanatta ilerletemiyoruz, hak ettiği özgürlüğü değil de zihnine bir parmak bal çalan özgürlüğü tattırıyoruz, bir de onunla övünüyoruz ve insanımızın refah seviyesini yükseltemiyoruz.
Yalnızca seçimden seçime onları demokrasi ve cumhuriyet enstrümanı olarak kullanıyoruz.
SORUYORUM O ZAMAN:
DÜNYADA DEMOKRASİ VE CUMHURİYET TARİHİNDE BİZİM İNSANIMIZ KADAR İSTİSMAR EDİLEN VAR MIDIR ACABA?
CUMHURİYET VE DEMOKRASİNİN RUHUNA, İNSANIMIZA REVA GÖRDÜĞÜMÜZ EŞİT OLMAYAN, ONU SÜREKLİ DÜŞÜREN BU KİMLİK UYAR MI?
Biliniz ki cumhuriyet ve demokrasinin nimetlerini gıdım gıdım vere vere insanımıza, insanımız ne doğru dürüst insan ne doğru dürüst yurttaş kimliğine kavuşabildi.
Artık yeter!
Cumhuriyetimiz ve demokrasimiz değişmeli ve gelişmeli bence.
Böylece insanımız da hak ettiğini alacaktır ve ideolojiler yıllarca insanımızı şu ya da bu emziklerle avutma imkanına ve fırsatına sahip olamayacaktır.
İnsanımız güneşi görecek, hayatı tadacaktır.
BU SAATTEN SONRA BUNU İNSANIMIZA ÇOK GÖREN GÜNÜNÜ GÖRÜR DİYORUM.
VALLA YILLARCA DOĞRU DÜRÜST VE ADAMAKILLI NE YURTTAŞ NE SEÇMEN OLABİLDİK.
HEP İKİ ARADA BİR DEREDE KALDIK.
VE BOCALADIK, AFALLADIK DURDUK, CUMHURİYET VE DEMOKRASİMİZ GİBİ, SONRA ŞAŞTIK KALDIK, ŞAİRİN DEDİĞİ GİBİ CAHİL KALDIK ŞU DÜNYADA.
NOT:
SEÇMEN DEĞİL, YURTTAŞ OLUN ARKADAŞLARIM!
ÇÜNKÜ;
SEÇMEN, SEÇİME ENDEKSLİDİR. SEÇİMDEN SONRA YOKTUR.
YURTTAŞ, SEÇİME ENDEKSLİ DEĞİLDİR VE HER GÜN VARDIR.
SEÇMEN, İSTİSMAR EDİLİR.
YURTTAŞ ASLA...
SEÇMENİN DOĞASINDA FAYDACILIK, ÇIKARCILIK, EYYAMCILIK, FIRSATÇILIK, GÜCÜ TUTMA, GÜCE TAPINMA, GÜCÜN YANINDA KONUŞLANMA-KONUŞMA VE GÜCE KOŞULLANMA VARDIR.
YURTTAŞTA İSE ASLA...
ONUN İÇİN HER AN VE HER YERDE YURTTAŞ OLUN Kİ TARİHSEL DEVİNİM İÇİNDE DEMOKRASİ VE CUMHURİYET DEĞİŞEREK GELİŞSİN...
Saygılar...
Yusuf SEVİNGEN
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.