Soğuk havanın yüzlerde hissedildiği, ellerini cebinden çıkarmaya gözünün kesmediği bir gün…
Uzaktan bir ses duyuluyor, ‘’İstanbul yolcusu kalmasııııııınn’’
Yolcular da bir telaş… Kimisi son kez sarılıyor yolcu etmeye gelen yakınlarına, kimisi bavulunu bagaja yerleştirme çabasında.
Otobüs hareket haline geçerken muavin son bir kez bakıyor etrafına, unuttuğu birileri ya da bir şeyler kaldı mı? Diye bu şehirde…
Kimisi adeta cama yapışmış yakınlarına el sallıyor, kimisi yolcu etmeye gelmeyenin hüznü ile başını çoktan yaslamış bile cama.
Ağır ağır hareket ediyor otobüs. El sallayanlara biraz daha fırsat tanımak adına…
Gitmek; gidene mi zor yoksa kalana mı? Diye bir soru beliriyor akıllarda.
Otobüs terminalden çıkıyor ve usulca gözden kayboluyor…
Yolcu yakınları bir anda hızlı adımlarla günlük hayatlarına dönmek için çıkıyor terminalden ve sorunun cevabını bulmuş oluyorsun. Gitmek gidene zor…
Yolcular kendileriyle baş başa kaldıkları, geride bıraktıkları ile biriktirdikleri anılarla birlikte, gidenin aslında yol değil yolcunun olduğunu da biraz farkına vararak yol alıyorlar, uzun saatler boyunca…
Bir yandan da heyecanlı halleriyle gelecek olan yakınının yolunu gözleyen insanlara ilişiyor gözler…
Bir köşede elinde bir buket gül genç bir çocuk volta atıyor, diğer yandan yaşlı bir karı koca soluklanmak için oturdukları terminalin bankında.
Belki kuşaklar farklı ama o an paylaştıkları heyecan, duygu aynı. Öylece bekliyorlar…
Ve beklenen otobüs yaklaşıyor perona. Az önce volta atan yerinde duramayan çocukta, soluklanmak için bir köşede oturan anne babada aynı heyecanla yaklaşıyor otobüse.
Sevdiklerine kavuşmanın verdiği mutluluk, özlemle sarılışın, kalplerdeki sevginin anlatımına yetmiyor kelimeler.
Uzaktan bir çift göz izliyor yaşananları, soğuk havayı iliklerinde hissederek. Az önce giden otobüsle babasını 1100 km uzağa yolcu etmiş, bu şehirde yalnızlığın verdiği soğuk, havanın soğuğu ile birleşip içinde fırtınalar estiren, okumak için çıktığı yolda aileden ayrı kalışının verdiği özlem omuzlarında yük olmuş genç bir kız…
Gözleri hafif nemli, gözyaşlarını babasına belli etmemek için içine akıtmayı başarabilmiş ama yinede otobüsün arkasından birkaç damla dökmüş bir genç kız.
Oturduğu yerden kalkmak gelmiyor içinden. Öylece izliyor çevresindekileri. Babası ‘’hava çok soğuk, gelme sen terminale’’demişti ama o el sallamak, babasına sarılarak uğurlamak istemişti. ‘’Kızım hava çok soğuk hasta olursun’’ demişti.
Bir anda havada yavaş yavaş çiseleyen ve karla karışık yağmur olarak saçlarına düşen taneleri fark etti ve soğuktan donmuş elleriyle telefonunu çıkardı cebinden. Annesini ararken bir yandan da diğer yolcu yakınları ile hızlı adımlarla kaldığı yerden devam için yola koyuldu.
Ve bir söz yankılandı kulaklarda ‘Giden yol değil, yolcuydu’…
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.