banner220
Türkiye yeni yönetim sistemine geçiş yaptı. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Besmelesiyle başlayan süreçten ülkenin büyük çoğunluğu iyi şeyler bekliyor. Özellikle de Milli Eğitim Bakanından. Şimdiye kadar sürekli eleştiri alan Milli Eğitim Bakanının eğitimci olması ve aynı zamanda entelektüel birikiminin olması gibi söylemlerin hepsini karşılayan bir bakanımız oldu. İzlediğim ve takip ettiğim kadarıyla konuyla ilgilenen çok fazla kişi bu durumdan ve yapılan tercihten memnun görünüyor ve yeni bakandan çok şey bekliyor. Ancak burada bir şeyi vurgulamak istiyorum.


Bizim toplumumuzda bir gelenek haline gelen bir kurtarıcı bekleme hali, hep sorumluluğu başkalarına yıkmamıza ve kendimizi işin dışında tutmamıza neden oluyor. Mesela 2005 yılında yine şimdiki bakanın da içinde olduğu bir sürecin sonunda büyük umutlarla bir müfredat değişikliği gerçekleştirildi, ancak sonuç hiç te istenildiği gibi olmadı. Öğretmen atamaları için çok önemli bir ölçüt olan mülakat modeli getirildi, hiç kimse memnun kalmadı, çalışanla çalışmayan birbirinden farkı olsun, öğretmenler ne yapıyor anlayalım diye performans değerlendirme getirildi öncekilerin hepsinden daha kötü bir sonuç ortaya çıktı.


Bu arada hem öğretmen atamalarının mülakatla olması hem de öğretmenlerin performans değerlendirmeye tabi tutulmaları oldukça gerekli ve güzel uygulamalardır esasında. Ancak uygulamanın yanlış olması ve öğretmenlerin bunun gereğine inanmamaları uygulamaları akamete uğrattı ve istenilen sonuç alınamadı. 2005 yılında yapılandırmacı anlayışa dayalı olarak geliştirildiği söylenen ve buna göre de oldukça köklü yenilik ve değişiklikler getiren eğitim programı da özünde oldukça işe yarar ve iyi düşünülmüş bir modeldi. Ama buna rağmen başta öğretmenler olmak üzere pek çok çevrenin ne yapılacağını anlamaması ve nasıl yapılacağı konusunda gayret göstermemesinden, hatta yapmamak için direnmesinden kaynaklı olarak başarılı olamadı (tabi model de tamamen mükemmel değildi, bir takım eksiklikleri vardı).
Konumuza dönersek. Bu örnekleri bundan öncekiler ve sonrakiler için çoğaltabiliriz. Benim söylemek istediğim şey; bir kurtarıcı beklemekten vazgeçmemiz gerektiğidir. Çünkü bizim bir kurtarıcıya değil, daha dürüst, ilkeli, gayretli ve üretken olmaya ihtiyacımız var. Bu arada yöneticilerimiz de tabiki yetenekli olsun ve bizim önümüzü açsın. Bizim göremediğimizi görsün ve bize ufuk olsun, umut aşılasın. Aksi durumda yönetici tüm gayret ve şevkinizi kırabilir. Bunu da kabul etmek lazım.
Benim tavsiyem (özellikle eğitim çevreleri için söylüyorum); herkes sorumluluğunu yerine getirmeli, öğretmen iyi öğretmenlik yapmalı, öğrenci gayretli ve disiplinli olmalı, veli kendi yaptığı hataların suçunu öğretmene atmamalı ve öğrencisinin eğitimi için rolünün gereğini yapmalı, idarecilerimiz mevzuatın çalışmayı ve çalışanı nasıl engelleriz kısmına takılmadan okullarına hedefler koymalı ve geliştirmeli, hakeza herkes görevini yapmalı ve daha çok çalışmalı.
Bütün işleri Milli Eğitim Bakanı yapmayacak sonuçta. Eğer bir şeylerin düzelmesi ya da değişmesi isteniyorsa bu sadece bakanla ilgili değil, hepimizle ilgili. Herkes elini taşın altına koymalı.

İlk olarak yaptıklarımızın ve yapmadıklarımızın sonuçlarına katlanmaya ve yapmamız gerekenlerin sorumluluğunu kabul etmeye ihtiyacımız var. Herkes görevini iyi yaptığı sürece sistem ne kadar kötü olursa olsun bence yine de başarılı olunabilir. Bence bizim asıl sorunumuz sistemin ve sistemi yönetenlerin başarısız olması değil. Sistemin asıl unsurları olan insanların (en başta öğretmen, idareci, öğrenci, veli) görevimizi iyi yapmamamızdan kaynaklanıyor.
Birilerinin diğerlerini düzeltmesini beklemekten vazgeçelim. Bu, bence tembelliğin farklı bir türü. Hatta beklemekten vazgeçelim. Bugünden itibaren daha çok çalışmalı ve daha çok sorumluluk almalıyız. Özellikle öğretmenlerimiz devletin ve Milli Eğitim Bakanının yüküne omuz vermeli. Bu yük bir insanın kaldırabileceği bir yük değil. Hiç kimse kendini dışarda tutmamalı. Bütün eksiklikler ve hatalar sanki kendi dışındaki olaylarla ilgiliymiş gibi davranmayı bırakmalıyız.

Bütün öğretmenlerime saygılarımla.

Doç. Dr. Bayram Özer 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Ahmet 5 gün önce

adamı çok övdük ya hayırlısı, kesin eskileri ararız gibi geliyor.

Misafir Avatar
ninniyeren 5 gün önce

Çok başarılıydı görevden alındı ve 12 sonra yeniden küllerinden doğdu. Bu masalı niçin dinliyoruz?

Misafir Avatar
hakrah 5 gün önce

yazınız çok güzel ilk önce proje okullara öğretmen atamasını düzene koyması ve hakkaniyetle yapması gerekir

Misafir Avatar
kemal 5 gün önce

golge bakan başkan oğlu.sevin ama ver mehteri

Misafir Avatar
Nur 5 gün önce

Mülakat modelini önemli ölçüt olarak görmemiz için uygulama sonuçlarındaki adalet ve liyakat katliyamına bakmak lazım