En çok eğitime dair yazıyorum. Aslında ben dahi kendi yazdığım bu minvaldeki yazılardan sıkıldım. “Bizim oğlan emsile-bina okur, döner döner bi daha okur” hesabı ya da “oğlum Reşit; sen söyle sen işit” durumu. Ne var ki, her gün yeni bir saldırı olduğu için ister istemez yine yazıyor, yeni ya da eski cevaplar veriyoruz. En son bir yarışma programında, ülkemizin kalem ehli ve de beyin takımı olan muallimlerimiz yine alaya alındı ve küçük düşürülmeye çalışıldı. Ne gariptir ki; bu programı hazırlayan-sunan şahıslar da mutlaka birçok öğretmene öğrencilik yaptılar ve oralara gelmelerinde öğretmenlerinin de mutlaka katkıları oldu. TV kanalı sonradan özür dilemiş ama b'ade harabü'l Basra…

Daha önceleri de defaten bahsettiğimiz gibi; maalesef öğretmenler en fazla hakarete uğrayan meslek gruplarının başında gelmektedir. Yeni amirleri “veliler” tarafından hakaret, tartaklanma; öğrenciler tarafından sövülmek hatta sınıfta vurulmak öğretmenlerimizin sıkça karşılaştığı bir durum olmaya başladı. Artık sadece erkek veliler değil; bayan veliler de idareci ve öğretmen dövmeye yeltenir oldular. Böyle giderse okullarımız; gelenin stresini attığı boks torbasına dönecek. Sendikacı Talat YAVUZ’un da yazdığı gibi; “Toplumumuzda en kolay eleştirilen kesim öğretmenlerdir. Öğretmeni eleştirmek sıradan bir iştir. Ülkemiz insanı her şeyden anlar, ancak eğitimden daha çok anlar. “Psikoloji” ve “ergen” kavramalarını öğrendikleri günden beri, daha bir anlar oldu insanımız eğitimden…

Öğretmen deyince, insanlarımızın aklına tatil gelir. Kar tatili, kış tatili, yaz tatili, hep tatil yaparız biz. Üç ay boyunca eve girmeden bütün dünyayı dolaşırız. Boş zamanlarımızda okula uğrar, öğrencilerin psikolojisini bozar, yine tatile çıkarız…” Özellikle yaz tatillerinde Havaii’ye, sömestr tatilinde de Dubai’ye gideriz. Christmas tatilinde genellikle İsviçre Alplerini tercih ederiz. Ne yapalım yani tatil bizim işimiz(!)…

Geçmiş yıllarda oturmuş tatil hesaplaması yapmıştık. Yıl içerisinde herkes için ortak olan hafta sonu tatillerini, dini ve milli bayram tatillerini, diğer kamu çalışanlarının da kullandığı otuz gün yıllık izni çıktığımızda geriye 20 gün ekstra tatil kalmıştı. Yani şu; “yazın üç ay yatan meslek erbabı” olarak yaftalanan tatil esasında 20 gündür. 3 ay tatil yapan da öğretmenler değil; öğrencilerdir. Eğer devletimiz tatilin gereksiz olduğunu düşünüyorsa çalışma şartlarını yeniden belirler.

Öğretmenlik kanunlarla tanımlanmış profesyonel bir meslektir. Bugün öğretmen olmak için 4 yıllık fakülte bitirmek dahi yeterli değildir. Bunun KPSS’si var, mülakatı var. Öğretmen olunduğuna ve genel toplum zekâsının ilk yüzde beşlik dilimine de girildiğine göre, bu mesleğinin ederi, imza atmayı bilmeyenlerden de mi düşüktür ki öğretmenler sürekli aşağılanmaktadırlar. Bugünlerde falanca kurumda yeni işe başlayan bir işçinin aylık kazancı beş bin lira civarındayken bir öğretmen, şube müdürü olduğunda bile aldığı ücret bu kadardır, neyini kıskanıyoruz bilemedim.

Maarif davamızın neferlerinin sürekli örselenmesinin kime ne yararı vardır acaba. Medyanın öğretmenlerle ve eğitimle ilgili olumsuz haberleri “insanın köpeği ısırması” kabilinden değerlendirip, haberleştirmesinin de bir sınırı olmalıdır. Kutad-gu Bilig´de Yusuf Has Hacib: “Bilgisiz kişiye, bilgisiz sıfatı yeterli bir hakarettir” der. Öğretmenlerin işi cehaletle, bilgisizlikle değil mi ki? ? Bu memlekette teröristlerce, asker ve polisten sonra en fazla şehit edilen memurlar öğretmenlerdir. Eğitim ordusu, neden bilinçli olarak etkisizleştirilmekte ve çocuk bakıcısı konumuna itilmektedir? Hülasa, eğitim asli unsuru olan öğretmen hoşnut edilmeden başarı gösterilecek bir süreç değildir. Eğitimde başarılı olmak her şeyden önce öğrencinin, öğretmenin ve eğitim yöneticisinin motivasyonunun arttırılmasıyla doğrudan ilişkilidir. Eski yokluk günlerinde, öğretmenlerin şartları bugünlerden daha iyi olduğu için değil; bilene-bildirene yani hocaya saygı ön planda olduğu için daha başarılı sonuçlar elde edilebiliyordu. Şarkılarımızda, türkülerimizde, şiirlerimizde eli öpülesi muallimlerimiz vardı, hep.

“Bir harf için kırk yıl köle olunuyorsa, yirmi dokuz kere kırk yıl kölesiyiz öğretmenin, öğretmenin” demiyor muydu, Ali Rıza BİNBOĞA. Âşık Murat ÇOBANOĞLU;

“Ana baba gibi emeği vardır
Ağızdır lisandır dildir öğretmen
Sevgisi şefkati insana yardır

Vücuttur kanattır koldur öğretmen” demiyor muydu… Hangisini söyleyelim?

“Bir harf için kırk yıl köle demişler
Okumuş öğrenmiş hem öğretmişler
En kutsal mevkiye onlar yetmişler
Allah'ın sevgili kulu öğretmen” diyen Aşık Ayşe Çağlayan’ı mı, Tokat Niksar Yöresinin meşhur “Öğretmene Varamadım” türküsünü mü…

“Öğretmene varamadım

Naylon çorap giyemedim

Karyolada yatamadım

Muradıma eremedim

Abum abum gız abum...

Sebebim sensin abum...

Gözün kör olsun abum…”

Yoksa, kaynaklarda Seyfettin Sığmaz’a ait olduğu belirtilen “muallim” adlı Erzurum türküsünü mü…

“Penceresi cam cama muallim
Selam verdim amcama muallim
Amcam kızını vermezse muallim
Turşu kursun fincana muallim



Penceresi cam değil mi muallim
Boyaları ham değil mi muallim
Ellerinen gezersin muallim
Benim ki can değil mi muallim”

“Anlat Bana Öğretmenim” diyen nesillere ne oldu?

“Anlat bana öğretmenim

Eskileri yenileri

Öğret bana öğret bana

Bir yol göster geleceğe…”

Oysa günümüzde maktulü öğretmen, katili öğrenci olan cinayetler işlenmeye başlandı. Ben bugüne kadar, en azından kendi ülkemde, öğrencisini öldürmüş bir öğretmen duymadım. Ama evladını doğramış çok anne bana duydum. Annesini babasını doğrayan genç daha da fazla. Buna rağmen aşağılanan ve saldırılan yine eğitimciler oluyor. Bu nedenle eğitim çalışanlarına yapılan saldırılarda, şikâyete gerek kalmadan direk kamu davası açılmalı ve saldırganlar ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

Basınımızın, olumsuz öğretmen görüntülerini haberleştirdikleri gibi bu konuları da haberleştirmelerini, eleştirdikleri gibi çözüme dair de görüşlerini de bekleriz. Ayrıca; yasal olmayan yollarla elde edilen görüntüler delil olmamalı, bu görüntüler yayımlanmamalı ve yayımlayanlar hakkında ağır cezalar getirilmelidir. Devlet dediğimiz yapı asıl olarak valisinden yardımcı hizmetlisine kadar memurlar topluluğu değil midir?. O halde devleti temsil edenler neden hedefe alınır acaba? Devlet adına iş yapan memurunu, devlet korumayacaksa kim koruyacak…

Mustafa Kutlu “Hesap Günü” adlı hikâyesinde İslâmi bir devlet teorisi kurar ve başı ve sonu “ADALET” olan bir devlet önerir. Öteki unsurlar çemberin neresinde olursa olsun dönüp dolaşıp gelecekleri yer adalettir der. Bizler de öncelikle devleti temsil eden memurlara karşı, gerek vatandaş gerek basın karşısında adaleti tesis edelim.

Es-selam.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
ÖĞRETMEN 3 hafta önce

Her mesleğin kendine özgü zorlukları olduğu gibi avantajlarıda olabilir maddi olur manevi olur bir şekilde artısı olabilir kimse kimseyi kıskanmasın mademki eğitim eşitliği var herkes kendi mesleğini kendisi seçer.Adam zamanında yangelmiş yatmış boş gezenin boş kalfası olmuş şimdide ahkam kesiyor unutmayalım ki bütün meslek çalışanları bir öğretmenin tornasından geçer Anasınıfı,İlkokul,Ortaokul,Lise ve Üniversite burada sizlere birinden birinde kesin emek verilmiştir Bunu göz ardı ederseniz nankörlük etmiş olursunuz.

Misafir Avatar
Öğretmen 3 hafta önce

15 haziran 15 Temmuz arası nda öğretmen ne iş yapar.sakin seminer var demeyin.seminerin ne olduğunu herkes biliyor.biraz gerçekçi olalım.ayin 15 inde maaşı garanti olan ve başarısı olculmeden iş garantisi olan öğretmenlerle anca kendimizi kaldırırız.

Misafir Avatar
Almanya 3 hafta önce

Almanya ya gelin bakın.Öğretmen 2-4 yıllık periyotlar ile okul yönetimleri ile sözleşme imzalar. Başarılı ve üretken olanların sözleşmesi yenilenir ücreti yüksek olur.Başarısız yada performansı düşen öğretmenin sözleşmesi fesh edilir. Önceki çalıştığı okullardan aldığı bonservisi ile ile başka şehirlerde veya okullarda iş başvurusu yapar.Bizde ise kıdem arttıkça maaş artar.En kıdemli öğretmen en yüksek ücret alır. Bazıları bilgisayarı dahi açamaz.İstemedikçe hiçbir hizmetiçi kursa katılmayabilir.Ama yeni mezun heyecanlı teknolojiye hakim öğretmene en düşük maaşı veririz.Bu böyle gitmez.Başta öğretmen ve okul yöneticileri olmak üzere belirli aralıklarla çalışmalarının ölçülüp sözleşmelerinin yenilenmesinden geçer.Aksi halde kimseyi zorla çalıştıramazsınız .Almanya örneği ortada.3600 değil 5600 verseniz de yine iş garantisi olduğu sürece kimse çalışmaz ve üstelik emekli de olmaz.

Misafir Avatar
Ahmet 3 hafta önce @Almanya

Allahın alamancısı, çok biliyorsan gel burada yaşa, ordan ahkam keseceğine. Almanya dediğin ülke, aynı burdaki gibi eğitime ve eğitimciye değer vermeyen bir ülke, buradan farklı olarak eğitimciye daha fazla maaş veriyorlar. Örnek vereceksen git çiden örnek ver, orada öğretmen saygı kanun gereği.

Beğenmedim (3)
Misafir Avatar
Ali ALTUN 3 hafta önce

Harika diline yüreğine sağlık.

Misafir Avatar
bıktırdınız 3 hafta önce

amma uzattınız ha her meslek ıcın soylenen bısey varda ucu ogretmene deydımı dunya yıkılıo aslında ewet 3 ay degıl daha fazla cunku haftanıın ıkı gununu maaş karsılıgı dolduran ogretmen gerı kalan 3 gun ya ek mesaı gıbı ders bası para alır yada dersı yoksa gelmez yada ogleden sonra dersı yoksa gıder ewıne en gec cıkansa 3 bucukda ewındedır ne olmus yanı

Misafir Avatar
insaf insaf 3 hafta önce

kıskanma ne olur oku seninde olur.

Misafir Avatar
saglıkçılar 3 hafta önce

yapılması gereken 1 dereceye düşmüş 1/1,1/2,1/3,1/4 ve düşecek mtüm memurlara 3600 ek gösterge verilmelidir.yada kendi alanı olsun yada olmasın tüm lisans mezunlarına 3600 ek gösterge verilmelidir.geçmişte bu şekilde yapılmıştır askerlere ve polislere lisans mezunu olanlara 3600 ek gösterge verilmiştir.kendi alanların olmayan kamu yönetimi,işletme,maliye vb lisans mezunu olmaları yeterli sayılıp 3600 ek gösterge verdiler.şimdide öğretmenlere,saglıkçılara,polislere verilmelidir.askerlere varda bize yok mi.hatta nisan ayında askerlere yapılan 400tl ile 900 tl seyyanen iyileştirme polislerede sağlıkçılarada öğretmenlere yapılmalıdır..hani nerde sağlık bakalığımız hani nerde yetkili sağlık sen bir açıklama yapın haklarımızı savunun.ne yapılıyprsa askerlere,öğretmenlere yapılıyor bu ülkede.bizr hemşire bir sağlık memuru tedavi eden şifa dağıtan meslekler dir hastanın altını boku nu temizler gece gündüz başında durur tedavisini yapar hemşirelerin sağlık memurlarının değeri bilinmelidir

Misafir Avatar
halil kaya 3 hafta önce

öğretmenin başarısı öğrencilerin almış olduğu şube başarısı ile orantılı olmalı ve ona göre maaş verilmeli malesef şimdilerde öğretmenlik para için yapılan bir iş olmuş. (İdalist olan öğretmenleri kastetmiyorum) bir okulda onlarca belkide öğretmeninin içinde gerçek manade bir kaçtane öğretmen çıkar diyerleri (manken veya adres belli olsun)

Misafir Avatar
Arif 3 hafta önce @halil kaya

senin başarın ne ile ölçülsün koçum, sen ne iş yapıyorsun bi onu de hele.

Beğenmedim (2)
Misafir Avatar
Öğrt. 3 hafta önce @halil kaya

ee senin gibilerin çocuğu da sana çektiyse zekası da az olur, senin çocuğunu okutmaya çalışan öğretmen, neden senin çocuğun yüzünden zarar görsün.

Beğenmedim (2)