Okullar, bir ders yılını daha tamamlayarak, önümüzdeki ders yılına kadar öğrencilerine veda etti. Tabi, 3 Temmuz-27 Ağustos 2017 tarihleri arasında yapılması planlanan bazı derslere yönelik destekleme ve yetiştirme kurslarına katılacak olan öğrenciler hariç...

Okulların cari ders yılını tamamlaması ile birlikte tüm illerde, ilçelerde, beldelerde ve köylerde yaz kuran kursları dönemi başladı. Bazı öğrenciler, hem yaz dönemi okul kurslarına hem de camideki kuran kurslarına devam edecekler.

Geçenlerde, bir TV programında izlediğim Prof. Dr. Mehmet OKUYAN’ın yaz dönemi kuran kurslarına ilişkin bir önerisini çok değerli buluyorum. Bence, tüm kuran kursu hocalarının, bu öneriyi dikkatle ve önemle üzerinde durarak değerlendirmesi ve uygulaması gereklidir diye düşünüyorum . Mealen diyor ki saygıdeğer hocamız: ‘’ Kuran kurslarında, çocuklarımıza dönük olarak, kur’an-ın zihinlerde-düşüncelerde anlamlandırılması ve doğru anlaşılması için Türkçesi ile ilgili çalışmalar da yapılmalı...’’

Bana göre bu öneri, yalnızca Allah’a kul olacak, yalnızca Allah’ın önünde eğilecek, kendisine şah damarından daha yakın olan TEK Allah’a yalvaracak, yalnızca ondan şefaat dileyecek, medet umacak, onun ile irtibatı dolaylı yollara girmeden doğrudan yalnızca kur’an vasıtasıyla yapabilecek, tekellerine dini almış olan din tüccarlarının putperestliğe varan ya da evrilen adetlerini yıkabilecek, Dünya yaşamında ise ne paranın ne gücün ne de kutsanmış başka nesnelerin ya da canlıların önünde onlara taparcasına kul olmuş gibi durmadan, her gün 35 kere minarelerden tekrarlanan ‘Allahuekber’ nidalarının hakkını verebilecek bir neslin inşası için Sayın OKUYAN’ın bu önerisini çok yerinde ve doğru görüyorum.

Bilinmelidir ki, ne kur’an-ın şeklinde ne içindeki arapça kelimelerde ne de o arapça kelimelerin seslendirilişinde bir keramet vardır; ama yalnızca bunları kutsayarak, sanki kur’an, gönderiliş amacını bu şekliyle gerçekleştiriyormuş gibi inandırıldık. Halbuki, kur’an yüce Tanrı tarafından insanlığa sunulan bir mesajdır. Böyle bir mesajın, yalnızca şeklini kutsayarak, ona toz kondurmayıp raflarda ya da duvarlarda bekleterek ya da ellerimize alıp okumaya başladığımızda düşüncelerimizde anlama kavuşturmayarak, mucizevi esasını, yani içeriğini, yani anlamını kaçırıyoruz, her geçen gün de bunlardan giderek uzaklaşıyoruz.
Kur’an-ın kerametini ve mucizesini, ANLATTIKLARINDA, KUR’AN-IN insanlığa sunduğu MESAJLARINDA aramalıyız, onun için de Türkçesi’ni okumalıyız ve okutmalıyız. Kur’an bakmak ya da düşünmeden ve anlamlandırmadan okumak için gönderilmiş bir mesaj değildir. Aksine kur’an anlamlı kılındığında, üzerinde düşünüldüğünde değerini ve mucizelerini gösteren bir ilahi mesajdır. Bu bakımdan, diyebilirim ki, hiç kimse kur’an-ın asılı durduğu duvarda ya da raflarda boşuna muzicesini beklemesin.

Bu bağlamda, çocuklarımız için Allah’ın bu mesajını anlamlı kılmalıyız, çocuklarımızda kur’an şuuru ve bilinci oluşturmalıyız. Camilerdeki yaz kursları, isminin başına getirilen ‘kur-an’ tamlayanının hakkını ancak böyle verebilir ve eda edebilir. Yoksa, çocuklarımızı, kur’an-ın anlamından ve mesajından uzak tutan, kur’an dışı uydurmalarla, yalanlarla aldatan bir kısım din tacirlerinin tuzağına düşürebilir ve onlara kaptırabiliriz. Tam da bu noktada, ifade etmeliyim ki, FETÖ, bu din tacirlerinden ve tekellerinden birisiydi. Ve ismi Ali, Mehmet, Ayşe ve Fatma olan çocukları, onlara kur’an-ın Türkçe’sinden önce ‘kur’an-ın tefsiri ya da açıklaması’ diyerek kendi kitaplarını ve başka kaynakları okutarak, kur’an-ı adeta onların anlayamayacağı yalnızca kendisinin anlayabileceği bir mesaj haline dönüştürerek, kendini adeta putlaştırıp kutsayarak aldattı ve tuzağına düşürdü.

Bilinmelidir ki, dinimizi, kendi kirli ve pis emellerine amade eden FETÖ ve benzeri yapılar, çocukları kur’an-ın Türkçe’sinden, önce uzaklaştırma, sonra soğutma, en sonunda da kur’an-sız bir yığın gereksiz kitaplarla ve materyallerle vs... aklını hipnoz edilmeye müsait hale getirmektedir. Bu hipnoz hali ile de, çocuklarımız, kur’an-ın Türkçe’sinden uzaklaşmış, soğumuş, kur’an-ın Türkçesi yerine din tüccarlarının kitaplarını okuyan, kendisine kur’an yerine başka kaynakları ve kimseleri referans almış, dinsel inanışta asla kendisi olamayan, cüz-i iradesini kullanamayan bir kişi olarak her türlü dinsel istismara açık duruma gelebilmektedir. Ve aklını kullanamamakta, Allah’ına inanırken kendisine aracılar aramakta, böylece, dinsel yaşantısına, Mekke müşriklerinin tapındığı putlar gibi modern canlı putlar ikame edebilmektedir. Bunları yaparken de, Mekke müşrikleri gibi davrandığının ve hareket ettiğinin farkında değildir. Farkında olamayış, birtakım uyduruk hadiseler üzerinden aklın hareketsiz kılınarak, hipnoz olmuş halinden kaynaklıdır. Sanırım, kur’an-ın esası, anlamı ve içeriği ile meşgul olmayıp kur’an üzerinde Türkçe yani ana dilinde düşünmeyen bir kimse, bu tür yapıların çıkarları ve yararları için kurduğu düzene, kolayca adapte olup adeta hipnoz olabilmektedir. Çocuklarımızın akıllarına ve vicdanlarına musallat olan, hipnoz ederek rahatlıkla ve kolayca onların akıllarını ve vicdanlarını çelen ve çalan din tüccarlarına karşı çocuklarımıza kur’an-ı anlayarak ve hissederek okutacağız, bu tür bir okuma ile çocuklarımız akıllarına da, vicdanlarına da, inanınız ki, mukayyet olacaklardır. İşte tam da bu noktada, Diyanet’e bağlı camilerin açtığı yaz kur’an kurslarındaki hocalarımıza önemli bir görev düşüyor. O da, kur’an üzerinde Türkçe okuma yaptırarak, çocuklarımızı düşünmeye, aklını kullanmaya sevk edip dinsel inanış içinde bu yetilerini güçlendirmek. Unutmayınız ki, aklı hareketlendirmeyen bir kur’an okuması, kur’anda tekrarlanan ‘ne kadar az düşünüyorsunuz...’ ayetini adeta tecessüm ettirecektir. Görüldüğü üzere kur’an-da insana getirilen ‘az düşünüyorsunuz...’ eleştirisi, insanın çok düşünerek, bunun için de aklını devreye sokarak ve harekete geçirerek, Allah’ın mesajını anlayabileceğinin ve hissedebileceğinin apaçık bir kanıtıdır. Unutulmamalıdır ki, Kur’an, üzerinde anlamlandırmak ve sonra hayatını buna göre şekillendirmek için düşünme yetisini kullanan her insana, ayrı ayrı bir pencere ve kapı açar. İnsana, mucizevi yönlerini ve özelliklerini görme fırsatı sunar. Siz, hala duvarda asılı duran kur’an-dan mucize mi bekliyorsunuz? Bence boşuna bekliyorsunuz, zira, Kur’an-ı anlayanlar, kur’an üzerinde aklını hareket ettirenler, kur’an-ı zihinlerinde özümseyenler, cüz-i iradeleri ile de kur’an-ı yaşantılarında tam manasıyla ortaya koyanlar, kur’an-ın mucizelerine şahit olabilirler ancak. Bilinmelidir ki, KUR’AN, ANLAŞILMADAN HİSSEDİLEMEZ VE YAŞANILAMAZ... VE ANLAMLANDIRMA NOKTASINDA, DİL İLE DİN ÇOK YAKINDAN İLİŞKİLİDİR... Kur’an-ı , huşu içinde bir durağanlıkta yalnızca dinleyenler, kur’an-ın peygamberimizi nasıl hareketli kıldığını, hatta sarstığını bilmezler mi acaba? Nedir, müslüman toplumundaki bu miskin hal? Zor mudur düşünmek, külfet midir yoksa kendi aklını aracısız harekete geçirip Allah ile iletişim kurmak? Bence, şu sözleri ile M. Akif, çok iyi anlatıyor müslüman toplumundaki bu ahvali:

‘Biz cehaletimiz yüzünden Din’i bu hale getirdik,

Din de bizi bu hale getirdi’

Kur’an-dan bazı ayetleri, yazımızın konusu ile ilgili olduğunu düşündüğüm ve üzerinde düşünmeniz için sizlerin dikkatine sunmak isterim:

Nahl Suresi 51.ayet:
‘’Allah buyurdu ki: ‘İki ilah edinmeyin; O sadece bir tek ilahtır. Yalnız benden korkun.’’

Nahl 52.ayet:
‘’Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Din de sürekli olarak yalnız O'nundur. Hâlâ, Allah'tan başkasından mı sakınıyorsunuz!’’

Nahl Suresi 61.ayet:
‘’Eğer Allah, insanları zulümlerine karşı cezalandırsaydı, yeryüzünde debelenen bir şey bırakmazdı. Ama öyle yapmıyor, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Süreleri geldiğinde ise ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçebilirler.’’

Nahl Suresi 25.ayet:
‘’Şunun için ki onlar, kıyamet günü kendi günahlarını tamamen yüklendikten başka, ilimsizlik yüzünden saptırdıkları kişilerin günahlarının bir kısmını da yüklenecekler. Bakın, ne kötü şey yükleniyorlar!’’

Ahzab Suresi 17.ayet:
‘’De ki: ‘Allah size bir kötülük murat eder yahut bir rahmet dilerse, Allah'la aranıza kim girebilir?’ Onlar kendileri için, Allah'tan başka ne bir dost bulabilirler ne de bir yardımcı.’’

Yunus Suresi 107.ayet:
‘’Allah sana bir zarar dokundurursa, onu kaldıracak olan başkası değil, yine O'dur. O sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu reddedecek yoktur. Kullarından dilediğini lütfuyla nasiplendirir. Gafûr'dur O, Rahîm'dir.’’

Yunus Suresi 109.ayet:
‘’Sana vahyedilene uy ve Allah hüküm verinceye kadar sabret. O, hâkimlerin en hayırlısıdır.’’

Not: NE YAZIK Kİ, BİRÇOK İNSANIMIZIN VE ÇOCUĞUMUZUN, AKLI ALINARAK, ONLAR AKLEN-FİKREN HAREKETSİZ KILINIYOR, DİN İLE İLGİLİ MESELELERDE İSE DÜŞÜNCEDEN VE ANLAMADAN UZAKLAŞTIRILIYORLAR... VE GEREKSİZ HASSASİYETLER YIĞINI (TUVALETE SOL AYAK İLE Mİ, SAĞ AYAK İLE Mİ GİRİLİR GİBİ) İÇİNDE BİLİNÇLİ VE KASITLI BİR BİÇİMDE ADETA DİNSEL ÖZ ORTADAN KALDIRILIYOR... DİNİN ESASI DEĞİL DE, ŞEKLİ ÜZERİNDE GÜYA DÜŞÜNEN, BUNA GÖRE SORULAR SORAN (NİHAT HATİPOĞLU’NA YÖNELTİLEN SORULAR), GERÇEKTEN AKLINI KULLANMAYI, DÜŞÜNMEYİ BAŞKALARINA HAVALE EDEREK, GEREKSİZ HASSASİYETLER YIĞINI ARASINDA GERÇEK MÜSLÜMAN KİMLİĞİNİ DE, KENDİNİ DE, DİNİNİ DE KAYBEDEN BİR DİNDAR (!) PROFİLİ YARATILMIŞ OLUNUYOR. İŞTE BU İNSAN TİPİ, DİNİMİZE VE KİTABIMIZA ÇOK BÜYÜK ZARARLAR VERİYOR.

UNUTMA, ALLAH KATINDA ‘İNSAN’ OLARAK ÇOK DEĞERLİSİN...

VE KİMSE ‘İNSAN’ OLARAK SENDEN ÜSTÜN DEĞİL...

İSMİNİN ÖNÜNE BİRTAKIM SIFATLAR TAKARAK, SANKİ ALLAH’IN SENDEN ÜSTÜN KULUYMUŞ GİBİ NAM SALANLARA, İNANMA VE KANMA!...
ŞAH DAMARINDAN YAKIN OLAN ALLAH İLE HER VAKİT KONUŞABİLİRSİN, ÇÜNKÜ SEN ALLAH’IN EN SEVGİLİ KULU OLAN ‘İNSAN’SIN... KUR’AN, İŞTE BU ÖZGÜVENİ, MORALİ VE MOTİVASYONU VERİYOR İNSANA...

DİLERİM, YAZ KUR’AN KURSLARINDA, TÜRKÇE KUR’AN ÇALIŞMALARINA GEREKEN ÖNEM, DEĞER VE İLGİ GÖSTERİLİR...
UNUTMAYINIZ, ALLAH’IN MESAJI KUR’AN, TEK TEK İNSANA GÖNDERİLMİŞTİR, TEMENNİ EDERİM Kİ, İLGİLİ KURUMLAR, BU TEBLİĞ GÖREVİNİ ANLAMLI BİR ŞEKİLDE YERİNE GETİRİR...

Saygılar...
Yusuf SEVİNGEN 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
elinize sağlık 4 ay önce

kuran ile aydınlanan dini anlatan mehmet okuyan hocayı destekliyoruz... ayrıntıda boğulmadan öze dokunan ve din konusunda sadede gelen mehmet hocanın aydınlanmacı yaklaşımıyla insanların ilgisini görüyor ve dikkatini çekiyor.

Misafir Avatar
yeter! 4 ay önce

insanların dini duyguları üzerinden din hassasiyetlerini kullanarak, oradan çıkar ve fayda sağlayan tarikatların-cemaatlerin sonu yakın... insanlar, bu aydınlanma ile uyanacak ve Allah'ına aracısız inanacak, dinini yaşamında benimseyecek... insanları, Allah yerine şeyhlerinin önünde eğip büken zihniyet ve düzen yıkılacak... FETÖ, bunun başlangıcıydı... İlk yıkılan FETÖ oldu, FETÖ zihniyetine-kafasına sahip olan diğer cemaatler de bu toplumda artık hüküm süremez... Bu toplumun kuru laflara, uydurma laflara karnı tok artık...

Misafir Avatar
iskender buğday 4 ay önce

şu hadis ve sünnet inkarcısı mehmet okuyan mı?