Geçmişten günümüze insanlar iyi yaşam uğruna her türlü değerleri yok saymış güç ve kuvvet için değerlerini bir kenara itmiş. Oysaki onu insan yapan en önemli özellikti tinsel(Manevi ) yaklaşımı. İnsan saf ve pak şekilde yaratıldı. Kusursuz bir yaratık olarak yaratılıp tüm yaratılanların üstüne yerleştirildi. Bu saf ve pak varlık dünya üzerine geldiğinde inanılmaz bir hırs sahibi oldu. Kendinden başkasını düşünmeyen yalnızca kısa ömrünün gösterişli ve rahat olması için elinden gelen her şeyi yaptı. Ama artık o noktaya geldi ki geliş amacını unutup kendisini her şeyin üstünde tutmaya başladı. Bu farklılık nerden kaynaklanıyordu usundaki ihtirasın kaynağı neydi. Eşit yaratılan insanların bir birinin üstünde görme çabası bunu yaparken de maddi meta kullanması ve ona ulaşmak için her yolu denemesi kendi benliğinden çıkıp bambaşka bir mahlûkata dönüşmesi, geçmişten günümüze metotları değişse de son hızıyla devam ediyor. Hiyerarşi kisvesi altında insanlar sınıflandırıldı ve günümüze kadar çeşitli kisvelere bürünerek varlığını korudu daha da güçlenerek kast bir yapıya dönüştü. Arık insanlar bu yargıya ayak uyduruyor bu sisteme gerebilmek için her türlü işlemi gözleri kapalı olarak yapıyor hatta aileler çocuklarının bu yapıya girmesi için öğretiler ile destekliyor ve yapılandırıyor. Biz insanız unuttuk mu dünya üzerinde yaşayan yaratılmışların en üstünü maalesef kirlendik eskidik ve değerlerimizi unuttuk. 

Globalleşen bir dünyada, bir çocuk hayat yolunda daha iyi bir yer, itibar ve ekonomik rahatlık için uçsuz bucaksız bilgi denizinde yüzerken rekabeti öğreniyor. Hayat boyu insanların yaşamını yok edecek bireyler olarak algılıyor. Bu iş yaşamında artık entrikalar, ayak kaydırmalar ve akıl almaz yöntemler. Biz âdemoğlu olarak nerelere geldik ne yapıyoruz ortalama yaşamımız da hiç umarsızca iyi yaşam uğruna her türlü fenalığı yapıyoruz. Birde makamlara oturduğumuz da onu kaybetmemek için her türlü fenalığı yaptığımızı düşündüğümüzde değerlerimizi ayaklar altında aldık. Hele dinimiz kesinlikle sınıf farkını kabul etmezken bizim ısrarla sınıf farkını oluşturma gayemiz ne ola ki. Hele makama gelip her türlü fenalığı yapıp bunu makamdan aldığı kudretle maruz görme çabası  ve kendini haklı görmesi acınası bir durum. Bir rektörün gayri meşru ilişkiye bana kumpas kurdular gibi zavallı yaklaşımı acı bir tebessümle izliyorum. Bunun açıklaması böyle bir olay zuhur etmemiştir demesi gerekmez mi sizce? Yerel gazeteler bangır bangır bağırırken kanun koyucu gereken işlemi yapması gerekir. Bunun gibi uzayıp giden makamı bir ayrıcalık gibi kullanan insanlar var. Bu karakterli insanların bir an önce kamudan uzaklaştırılması gerekmektedir. Bu makam delilerinin vicdani ve ahlaki değerleri yoktur. 
Vicdan insanı insan yapan temel özelliklerden biridir. Ne kadar yanlış yaparsan yap vicdani yaklaşım insanın yakasını bırakmaz. Ama o noktaya geldik ki insanlar vicdanını rahatlatmak için kendi çıkarları için yaptıklarını hak saymış ve kendilerini kandırmışlardır. Ne yazık elimizde kalan tek temel değer olan vicdan ise kişinin ussal değerleri içinde öğütülmüş yok edilmiş bir kenara atılmış vaziyette yerlerde sürünmektedir. Çıkarlar uğruna bizi insan yapan değer yargılarını, ruhunun içinde söküp bir çöp gibi kenara fırlattık. Vicdan insanın değer yargılarını içinde barındıran bir olgu ise biz o olgudan uzaklaştık. Artık vicdanın insancıl ve manevi değerler üzerinde işlemesi için elimizden geleni yapalım. Vicdanını kaybeden insanlardan uzak durup yeni nesli insancıl ve değer sahibi olarak yetiştirelim. 

Koronavirüsle yatıp kalktığımız bu günlerde, ufacık bir virüsün ölümü ne kadar hızlı getirdiğini gördük. Dünyaya baktığımız da sınıf ayırt etmeden ölümü bize sunuyorken bizim sınıf ayrımı yapmamızın ne anlamı var. Türk insanı artık bu gibi kalıplardan sıkıldı geçmişten gelen üstünlük, kendini üstün görme gibi yaklaşımlardan uzak durmalıyız. Anadolu’nun tertemiz gençlerine yol verip onlarında bu sistemde olduğunu gösterelim. Bunu yaparken vicdanımızın sesine kulak verip bazen bizi yargılamasına izin verelim ki iyiliğe güzelliğe ulaşalım. Korkmayalım bazen insan içindeki vicdan terazisinde tartılması gerektiğini bilelim çıkan yargıyı hayatımıza uygulayalım. 

Yasin Erdem
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Turgut Kaçar 2 ay önce

Vicdan yarası çok ağırdır.Bir ömür taşınır o yük.O nedenle vicdan kantarını hiç eksik etmemek lazım hayatta.