Nihat Hatipoğlu Hoca, bir ilimizde birkaç genç kızı ellerinde bira şişeleriyle gördüğünü ve sonra bu gençlerin kendisini tanıyınca bira şişelerini sakladıklarını söyledi. Bu sözler üzerinde sosyal medyada kıyamet koptu. Tabii Türkiye’nin sağlı sollu hallerinden mi desem yoksa gelgitli haletiruhiyesinden mi desem, bilemedim, Nihat Hatipoğlu’na bir grup alkış tufanı ile bir başka grup bu durumun tam zıttı bir tavır ile karşılık verdi.

Nihat Hoca’ya göre çocuklar çok mahcup olmuşlar, öyle ki ellerindeki şişeleri onu görür görmez hemen saklamışlar. Tabii Nihat Hoca, bu noktadan hareketle bu gençleri yok saymamak lazım geldiğini ve onları asıl karakterlerine yönlendirmenin mühüm olduğunu dile getirmiş.

Nihat Hoca etkisi ile çocukların mahcubiyeti ve bira şişelerini saklıyor oluşu elbette ki gençlerimizdeki kişilik bocalamasının, yalpalamasının ve sendelemesinin aleni alametifarikasıdır. Yalnız Nihat Hoca, şunu göz ardı ediyor bence. Bu gençler, durduk yerde böyle olmuyor. Şöyle ki:

Önce Emre Kongar’ın Cumhuriyet’teki köşesinden bir M. Kemal Atatürk sözü alıntılamak istiyorum. M. Kemal, Nihat Hoca’nın yaşadığı deneyimle de ilgili olduğunu düşündüğüm çok isabetli bir noktaya parmak basıyor aslında: ‘‘Göz korkutma ilkesine dayanan ahlak, bir erdem olmadığı gibi güvene de uygun değildir.’’

Nihat Hoca’m, belki sizin bulunduğunuz mahallede M. Kemal’e itibar edilmez ama bu sözü üzerinde düşünüp sorgulayıp bir kanaat oluşturmak elzem görüşündeyim. Konunun, bu açıdan bakıldığında ortaya konulan faslı budur.

Diğar taraftan Sayın Hoca’m bir kere gençlere anlatılan din onlara bir masal gibi geliyor. Sanki sözde var, pratikte yok. Bir dönem yaşanmış, geçmiş ve gitmiş. Hayatlarda dinin hiçbir belirtisi yok. Bence bir insan, inandıklarını kendi hayatında, başkalarının hayatına musallat etmeden yaşıyorsa ne mutlu ona! Dürüstlüğüne herkes şapka çıkarır. Zaten herkesin aradığı ve bulamadığı bu değil mi? Özellikle her işte... Din kaynaklı bir dürüstlüğe de kimse inanınız laf etmez.

Ayrıca yukarıdaki söz konusu ifadelerden kastettiğim, dini kuralların zorla insanlara kabul ettirilmesi değildir. Özellikle bilinmesini isterim. Yanlış anlamaya mahal vermek istemem. Laikliğe inanmış özgür bir yurttaş ve birey olarak birtakım kişilerce belirlenip kalıplara dökülmüş dini kuralları insanların kabule zorlamasını ifade etmem mümkün değil zaten. Dinin, insanın ta kendisiyle ilgili olduğunu ve insanın kendi kendine bunu işletmesi gerektiğini savunuyorum. Ama bizim ülkemizde din, birtakım insanların etrafına adam toplayıp bunun üzerinden tacirlik yaptığı, yani para kazandığı, kendi çaplarında dini işletmeler kurduğu bir yapıya büründü. Gençlere din anlattıklarını, bilmem şu kadar gencin namazına vesile olduklarını, bilmem şu kadar genci imana getirdiklerini savunan bir güruhun birtakım adlarla -bunların sosyal medya platformlarında kitleleri de var- dini kendi işlettikleri işletmevari yapılarda adeta maskaraya çevirdiklerini göz ardı etmemek lazım. Aslında tek gayeleri var: O da din üzerinden yollarını bulmak... Ve insanları din üzerinden maddi ve manevi cihette yolmak. Yani buna din sömürüsü diyoruz. Çünkü ne iş yapıyorsunuz? diye sorsanız bu kişilere. Bu kişiler diyecekler ki gençlere dinimizi anlatıyorum, sonra... Sonrası yok. Demek ki işleri güçleri dinimizdir. Ve din, üzerinden para kazanılan bir şekilde servis edildiği müddetçe gençler dini masal gibi dinler, bilahare kötü bir iş içinde iken mahcup olur, en sonunda da bildiğini okur. Gözünü kapat, kulağının üstüne yat, Allah her yerde diyerek yanızca din adamı görünce mahcubiyet yaşa... Mesele dini, işletilen bir dükkan olmaktan çıkarmaktır. Bunun için de dinin yakasından düşülmesi icap eder, herkes anlattığını anlatsın ama bunu asla ticari bir şekle ve esasa bağlamasın. Din, insanın ta kendisinde bitsin. Din, insanın ta kendisinde işlesin ve işletilsin. Yoksa zorlama din ile gençler her şeyi numaradan yapar. Bırakalım, din insanların içinde bitsin. Birileri gelip kendi dinlerini (kendi inandıklarını) insanların içine atıp onu zorla büyütmeye çalışmasın. Yoksa her şey -mış gibi ve numaradan olur. Din, özeldir. Ve peygamber son sözü söylemiştir: ‘‘Sizin dininiz size, benim dinim bana...’’

M. Akif ne güzel anlatmış dini ticarete çevirip maskaralık yapanları:

’’... Çalış! dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun
Onun hesabına birçok hurâfe uydurdun.
Sonunda bir de "tevekkül" sokuşturup araya
Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya!
Bırak çalışmayı emret oturduğun yerden,
Çalışma, öyle ya Mevlâ ecir-i hâsın iken
Bütün o işleri Rabbin görür, vazifesidir ...’’

Son olarak Nihat Hoca’ya bir tavsiyemiz var. İllerdeki bazı kurumları da gezin. Orada ellerinde bira şişesi olan insanlar yok. O yönden içiniz rahat olsun. Ama ne var biliyor musunuz?

Koskocaman bir nepotizm...

Çünkü ben geçenlerde oğlunu, kızını, gelinini, bacanağını, eşini işe alan bürokratları gördüm. KPSS‘li iş kuyruğunda bekleyen milyonlar var iken... Gençler mahcup olmuşlar. Ama bu insanlar mahcubiyeti bırakın, yüzlerinde zerre utanç emaresi yok. Sayın Hoca’m, gelin bir de onların ötelerinden geçin biraz. Kim bilir, nepotizm bataklığında iken Allah’tan utanmıyorlar, belki sizden utanırlar. İkinci durağınız nepotizm bataklığı olsun... Bu bataklıktakiler oğlunu, kızını, gelinini, torununu kendi nüfuzunu kullanarak işe çekenler... Korkmayın hocam, kendi cenahlarına İŞ çekiyorlar. İş çekiciler yani...

UTANMAZLARA BİR NİHAT HOCA YETER!


Saygılarımla...


Yusuf SEVİNGEN
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
yeloğlu 1 ay önce

Yazdıklarınızın çoğuna katılmakla birlikte madem din anlayışıyla ilgili bir yazı yazıyorsunuz yazıda alıntıladığınız sözün kime ait olduğunu da bir araştırıp yazsaydınız.ya.Sadede gelirsek yazınızdaki "Sizin dininiz size ,benim dini bana "sözü peygambere ait değildir Bu söz Allahın sözü yani ayettir.

Misafir Avatar
Ümit 1 ay önce

belki özel mecedesiyle geçerken görmüştür

Misafir Avatar
Orhan Ok 1 ay önce

hocadan sakladi ama Allah tan nasil saklayacak.

Misafir Avatar
cengiz karaca 1 ay önce

güzel bir yazı

Misafir Avatar
Anadolu isyanı 1 ay önce

Din adına yıllarca korkutularak büyütüldü nesiller, yalan söyleme ağzına biber sürerimle başladı, yalan söylemenin ahlaksızca birşey olduğu için kaçınmak gerektiğini değil de biberin acısından kaçınmayı din saydırdılar....