Toplumun değer yargıları hızlı bir şekilde değişirken bu değişime yalnızca bakmakla yetiniyor, hatta bu değer yargısı içinde kaybolup uyum sağlamaya çalışıyoruz. Nereye gittiğimizi kimseler bilmiyor. Rüzgâr nereye sürüklerse oraya yol alan gazel parçaları gibiyiz. Her gün insanlar yataklarından fırlıyor geleceklerini rahat yoldan sağlamak için bir avcı edası ile evden ayrılıyor. Gün içinde ya av oluyor ya da avcı o günkü kişisel becerilerine kalmış. İşte sistemin istediği birer birey olduk. Elem verici bir durum insanoğlunun kendini kaybettiği, çılgınlar gibi makam, şan, şöhret ve para için ruhunu sattığı bir dönem geçiriyoruz. Artık kimsenin tahammülü kalmadı. Yüz yıla yakın bizi ev, iş ve alışveriş merkezleri arasına sıkıştıranların insanoğluna armağanı belirsizliktir. Belirsizlik içinde olan insanoğlu her çılgınlığı yapacak karamsar bir tablo çizer. Toplumsal dejenereler ilerleyen dönemde devletler üzerinde büyük nekrozlar oluşmasına sebep olur. Halk arasında uçurumları oluştururken sosyal ve kültürel farklılıklar artık gün yüzüne çıkmaya başlar. Devletin yönetimsel sıkıntılara girmesine yol açan bir faktör olur ki kargaşanın önü açılır. Bu kargaşayı önleyen tek gerçek ise hukuk yasaları, örfü kuramlar ve dinsel referanslardır. Devletin yönetimsel biçimi yasalarla olur ki bu kuram insanların rahat yaşamalarını sağlayan bir sistemdir. Bu sistemi halkın örfü adetleri ve dini referansları ile güçlendirilen sosyal bir yaklaşım olarak görmek mümkündür. Ama belirsizlik virüsü çıka gelip bu sisteme girerse istenmeyen sonuçlar doğurur.
Koronavirüsü bugünlerde dünyaya yayılıp insanoğlunun yaşama hakkını kısıtlayan ve ölümüne sebep olduğunu her birey görüyor. Bu mekanizmayı devlete uyarladığımız da devlette kargaşa, kaos ortamı çıkartır. Bu şekil de devletimize hastalık bulaşmasını istemeyiz. Devlet hükümetler tarafından yönetilirken, dışardan bir virüsün yönetim sistemine karışmasını asla istemeyiz. İşte bugünlerde devletin bazı kurumları virütik yaklaşımla, devletten bağımsız işler yapma telaşıyla kendilerini gösterme çabasına girmişlerdir. Bu popülist yaklaşımdan öte bir şey ifade etmez. Ama şu açıdan baktığımızda devlete zarar verecek yaklaşım hem toplumu hem de bireyleri hasta etmeye yetecektir. Bunu bilerek isteyerek yapan kisvelere, bunu yaparken bir kahraman edası ile yapmaları kime fayda verir ki, sizlere soruyorum. Evet, Yerel Yönetimlerden bahsediyorum. Görevleri bölgesel olduğu aşikârken bir anda kendilerini tüm ülkenin sahibi saymaları neyin tezahürüdür. Kanun ve yasaları hiçe sayarak siyası rant etmeleri ve bunu yaparken gayet rahat olmaları bana şu soruyu sorma gereği isteği doğurdu. Bu öz güven nerden nereden geliyor. Devletin kuvveti ve bekası buna asla izin vermez. Biz bu sahneleri geçmişte II. Abdülhamit Han zamanında hatırlar gibiyiz. Devleti parçalamak yetki gaspı yapmak kimsenin üzerine vazife değildir. Bunun ayrımı iyi yapılmalı, özellikle zor günler geçirdiğimiz bu dönemde siyaset üstü olup herkesin üstüne düşen görevi hakkıyla yapması yeterli olacaktır. Devlet içinde bulunan hükümet tarafından atanan bürokratlar var ki, yasalar, tebliğler ve genelgelerden öte kişisel görüşleri ile bulunduğu makamı yönetmeye çalışıyor. Başına buyruk bu kişiler kendi görüşleri ile kamuda halkın sorunlarını çözmekten öte Arapsaçına çevirerek işlerin içinden çıkmaz hale gelmelerini sağlıyorlar. Oysaki her şey yasalarla sabitlenmişken, bu tarz insanlar kendilerini yasalardan üstün görmelerinin sebebi ne ola ki?
Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuda ki hassasiyeti bilinirken bu yapılana aymazlık denir. Pişmiş aşın içine su katılması devleti çökertmekten başka bir amacı olmasa gerek. Devletimizin ve milletimizin bekasına göz koyan bu tarz insanlara yasalarla taşıntırmak gerektiği kâinatındayım. Zor günler geçiren devletimizin yanında olmak işleyen çarkın daha iyi olmasını sağlamak tüm bireylerin görevidir. Siyaset uğruna, çıkar uğruna devleti harcamak ne hak nazırın da ne de halk nazarında hoş karşılanmaz.
Bu sıkıntılı günlerde, Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında durarak ona destek olmalıyız. Salgın illetinden kenetlenerek güçlü ve sağlam olarak çıkmamız lazım. Tabi bu süreçte kamuda kendini tanrılaştıran çürük elmaları da temizlemek zaruri hal almıştır. Ben inanıyorum ki kamuda yasalara uymayan bürokratların temizleneceğine inancım tamdır. Her ne kisve altında barınıyorsa barınsın ‘’ Türkiye’de Kimse Hukukun Üstünde’’ değildir…

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Ümit saraydaroğlu 2 ay önce

Kalemine sağlık hocam.Kötü günler geçirdiğimiz bu günlerde hala daha muhalefetçilik,ayrımcılık ve çıkarcılık peşinde olanlar yarınların hesabını yapmaları lazım nedeni ise gün birlik beraberlik günü olma zamanı gün kenetlenme zamanı.Tamam biz bireyler olarak hata yapabiliriz biz hatamızı dahi zamanla çözebiliyoruz.Ama bizi yönetenler de hata yapabilir.Bunu en iyi bir şekilde kaleme aldığın için teşekkürler Hocam.saygılr

Misafir Avatar
Turgut Kaçar 2 ay önce

Kalemine sağlık Yasin Bey.Biz bize yeteriz Türkiye'm. Kamunun gerçekten hâlâ temizliğe ihtiyacı var.

Misafir Avatar
Coşkun Güdücü 2 ay önce

Elbette olamaz.