2016-2017 ders yılı, 9 Haziran 2017 Cuma günü itibariyle tamamlanacak. Bu vesile ile tüm öğretmenlerimize ve öğrencilerimize ‘iyi tatiller’ dileğinde bulunmak istiyorum.

Her ders yılı tamamlandıktan sonra olduğu üzere bu ders yılı sonunda da öğretmenlerimiz, 1 Temmuz 2017 gününe değin okul/ilçe/il bazında hazırlanarak planlanmış olan mesleki çalışma programlarına katılacaklar.

Öğretmenlerimizin hem ders yılı başında hem de ders yılı sonunda katılımlarının mecburi olduğu mesleki çalışma programlarına ilişkin mevzular, Okul Öncesi ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 38.maddesinde (5) fıkra olarak düzenlenmiştir.

Söz konusu yönetmeliğin anılan maddesi uyarınca bu ders yılı sonundaki mesleki çalışma programlarına dair öğretmenlerimizin bilmesi gerekenleri, yorumlarımızı ve görüşlerimizi de içine dahil ederek, aşağıda maddeler biçiminde sizlerle paylaşmak istiyorum:

Mesleki çalışma programları, süre olarak (hafta ya da gün şeklinde) sınırlandırılmamıştır. Lakin, yıl sonu mesleki çalışma programları önceden ilan edilen yıllık çalışma takvimine göre belirlenen ders yılının bitiş tarihi ile 1 Temmuz aralığına adeta kilitlenmiştir. Yani yıllardan beridir mesleki çalışma programları, süresi her yıl değişkenlik gösterebilen bu aralıkta tutulmaktadır. Mesela, geçen yılki sene sonu mesleki çalışma programı, 9 iş günü sürmüş iken, bu ders yılı sonunda yapılacak olan mesleki çalışma programı, 3 günlük ramazan bayramı tatilini çıkardığımız takdirde tam 13 gün sürme ihtimali ile karşı karşıyadır. İhtimal diyorum, eğer ki, ramazan bayramı tatili, tatilin sarktığı o haftayı tamamen içine alacak şekilde uzatılırsa, bu süre 10 güne inebilir. Gördüğünüz üzere ramazan bayramı tatili 3 gün olarak hesaplandığında oluşan aradaki 6 günlük fark, cari ders yılının, geçen ders yılına göre daha erken tamamlanacak olmasından kaynaklanmaktadır. Bakanlığımız, öğretmenlerden gelen isteğe rağmen 1 Temmuz kilitlenmesini ya da bu aralık tutulmasını bir türlü bir anahtar bulup açamamaktadır. Yapılacak olan, 1 Eylül-1 Temmuz kilitlenmelerini (adeta bir dogma ve kutsal bir ritüel olmuştur), bu programları tarih sabitlenmesinden ya da aralık tutulmasından kurtarıp ya yıllara göre uygun süre sınırlandırması ya da daha makul sabit süre sınırlandırması ile açabiliriz. Programlardan azami verim elde edilebilmesi, programların amacına ulaşabilmesi, daha anlamlı kılınması ve öğretmenler açısından da angaryaya-zorlamaya dönüşmemesi için bunun yapılması bir önkoşuldur diye düşünüyorum naçizane. Gelecek ders yılında da, açıklanan çalışma takvimine göre yine sene sonu mesleki çalışma süresi konusunda bir farklılık yaşanabilecektir. Bu farklılık, maddi olarak öğretmen aleyhinde tecelli edebilir. Bu yılki sene sonu mesleki çalışma programının süre yönü, bayram tatili süresi uzatılırsa, imdadına tatil yetişmiş olacağından hissedilmeyebilir ve fark edilmeyebilir. Ücretsel olarak da öğretmen aleyhinde tecellisi söz konusu olmayabilir. Ama gelecek yıl, kaçarı yok gibi görünmektedir.

Öğretmenlerimiz, sene sonu mesleki çalışma programlarının ilk haftasında, okul bazında hazırlanan programlara göre kendi okullarında bu programlara katılacak iken, sonraki haftalarda istekleri doğrultusunda başka illerde ya da ilçelerde belirlenen merkezlerde bu programlara katılabilirler. Öğretmenlerimiz, okulları dışında başka merkezlerde programlara katılmaları durumunda, bunu okullarına bildirmek zorundadırlar, ayrıca mesleki çalışma sonunda da bu programlara katıldıklarını, programa katıldıkları merkezden alacakları bir belgeyi kendi okullarına ibraz etmek suretiyle belgeli bir şekilde kanıtlamaları gerekecek. Bana göre bu programların ilk haftasının bir yerde, diğer kısımlarının başka yerlerde alınması, programın sağlığı, düzeni, verimi ve nihai amacı açısından bir kopukluğa neden olabilir ve bu durum istenilen verimin alınmasına-istenilen amaca ulaşılmasına engel teşkil edebilir. Ayrıca, bir kısım merkezlere doluluk ya da merkezlerdeki kalabalık da mesleki çalışmaların sıhhatine uygun değildir görüşündeyim. Bence, öğretmenleri bir yere yığmak ile okullarında boş boş oturmaları arasında bir fark yoktur. Bu bakımdan, mesleki çalışma programlarını anlamlı, anlaşılır, anlamına-amacına uygun bir şekilde ve esasta tanzim etmeliyiz. Yoksa, ne yaparsak yapalım bu programlardan istenilen verimi alamayacağız. Ve bu programlar giderek amaçlarından uzaklaşacak.


Öğretmenlerimizin, mesleki çalışmalara fiilen katılım gösterdikleri her gün için kendilerine 3 saat ek ders ücreti ödemesi yapılmaktadır. Bu da MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI YÖNETİCİ VE ÖĞRETMENLERİNİN DERS VE EK DERS SAATLERİNE İLİŞKİN KARARIN 6.maddesinin 3.fıkrasında hüküm altına alınmıştır. Şöyle ki; ‘Öğretmenlere, ilgili mevzuatına göre öğretim yılı başında ve sonunda yaptıkları meslekle ilgili çalışma sürelerinde iki haftayı geçmemek üzere ve fiilen görev yapmaları kaydıyla haftada 15 saat ek ders ücreti ödenir.’

Görüleceği ve anlaşılacağı üzere mesleki çalışma süreleri sabitlenmemiş olmasına rağmen, mesleki çalışmalarda alınacak ek ders ücreti 15 saat olarak sabitlenmiştir. Bu durum, 2 haftayı geçen mesleki çalışma programlarında, 2 haftanın üzerine çıkan süreler için öğretmenin hakkını alamamasına neden olmakta ve hukuki açıdan tutarlı olmayan bir sonucu doğurmaktadır. Bunun çözümü için önerebileceğim bir yol ise, mesleki çalışma sürelerini, bu karar hükmünü uydurmak olmalıdır. Yani, 1 Temmuz kilitlenmesinden ya da bu programların belirlenmiş bir aralıkta tutulmasından kurutulup azami 2 haftalık süre ile sınırlandırılarak mesleki çalışma programları planlanabilir. Yoksa, geçen yıl süren 9 iş gününden dolayı mesleki çalışmalarda hak kaybı yaşamayan öğretmen, bu yılki mesleki çalışmalarda, 1 Temmuz tutulmasından dolayı 13 iş gününe tekabül edecek olan sürelerin, 10 iş günü için hakkını alabilecek iken, kalan 3 iş günü için bir ücret ve doğal olarak hakkını alamayacaktır (Bayram tatili süresi uzatılırsa bu ihtimal gerçekleşmeyecektir, bunun doğal sonucu olarak bir hak kaybı yaşanmayacaktır). Gelecek yıl olacak olan sene sonu mesleki çalışmalarda ise öğretmenin bu bağlamda düşünüldüğünde hak kaybı yaşaması yani ücretsel olarak aleyhinde bir sonucun gerçekleşmesi kuvvetle muhtemeldir.

Bu bakımdan, anılan iki mevzuat içinde değerlendirildiğinde tutarsız ve anlaşılır olmayan bu husus, yıldan yıla değişkenlik gösteren sürelere göre haksızlık doğurabilmektedir, yani haksızlığa ihtimaller dahilinde her zaman gebedir.

Ve bilinmelidir ki, mesleki çalışma sürelerinde, öğretmenin 1 gün ücret hakkını ya da hak edişini verip, diğer gün süreye takıldığından ötürü hakkını vermemenin hukuki olarak tutarlı, uyarlı ve kabul edilebilir bir yanı yoktur. Yani, her yönetmelik ya da başka mevzuat hükmü hukuki olmayabilir.
Sonuç olarak, mesleki çalışmalar hem süre hem içerik hem de yukarıda görüşlerimizi sunarak eleştirdiğimiz diğer bakımlardan az ve öz olmalıdır. EN ÖNEMLİSİ İSE HAK KAYIPSIZ, ZARARSIZ VE ZİYANSIZ.

Öğretmenlerimize ve öğrencilerimize, yeniden iyi tatiller diyorum...
Saygılar...

Yusuf SEVİNGEN 
KamuAjans.Com / ÖZEL
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
AHMEDSALİH 4 ay önce

sene başını anladık da sene sonu çalışmasının zerre kadar faydası olduğunu söyleyebilecek çıkmaz; isterseniz sorun-soruşturun anket yapın bir tek eğitimci dahi sene sonu mesleki çalışmalarını gönülsüz, inanmayarak zoraki yapıyor-yapıyor görünüyor