Evet, 2019-2020 ders yılı 1.dönemi sona erdi.

Öğrenciler, malum derslerdeki başarı durumlarını da görmüş oldular böylece. Eee, öğrencilerin bir kısmına da haddini bildirmiş olduk. Yani resmen derslerini almış oldular o soytarılar (!)

Ama gelin görün ki çağın bir rutini artık karneler. Yani sıradan, çeşitlilik göstermeyen, alışılmış düzenin içinde olan... Asla geliştirmeyen aksine gerileten... Tapteze, ham insanları dünya düzenine ayak uydursun diye yazdırıp bastıran, yazdırıp bastıran, yazdırıp bastıran... Bir çocuk, bu bağlamda diyor ki: ‘‘Otomat olsun diye ne güneşler batıyor!’’

Bu bakımdan karneler, çağın rutini iken çocuklar için de anlamsız birer kağıt parçalarıdır. Kendilerini bulamadıkları, kendilerini karanlıklara gömdükleri... Eee, insan kendini görürse kendi olacak. Onun için insana kendini değil, başkası gösterilmeli ki başkası olabilsin ve asla kendini arama yoluna falan girmesin.

Onun için karneler birer illüzyondur. Ve çocuklarımız, karnelerde monoton yaşama ayak uydurmadaki başarılarını görürler. Monoton yaşama ayak uydurmadaki başarıları, kendi başarıları değildir.

Monoton yaşam ise onlar nazarında sıkıcı ve bıktırıcıdır ama buna tahammül göstererek yaşama akarlar. Bir müddet sonra kendilerini çoktan bu akıntıya kaptırmışlardır. Ve kendi içlerinde kopan fırtınalardan bihaberdirler.

Zaten bir müddet sonra kendilerini bu monoton yaşamdan öyle bir atacaklar ki kendi başlarına bile kalamayacaklar. Halbuki insan kendi başına bir kalabilse bir otomat değil, bir güneş olduğunu anlayacak. Ama gelin görün ki insan, otomat olduğuna inandırılıp otomatiğe bağlanmıştır. Aslında bu yönden düşünülürse hepimiz bitkisel hayatta var olan insanlarız.

İnsanlar kimi zaman da kendileri ile savaşırlar.

Zira kendilerini yene yene karnelerindeki başarı grafiklerini yükselteceklerdir ya da kendilerinin başını eze eze çıtayı yükseltip toplumsal statü elde edeceklerdir.

En kötü olanı ise kendilerinden başka başka insanlar yaratırlar. Hiç kendisi olmayan bir insan ile çıkarlar aynaların karşısına. Aynalarda görürler kalplerine gömdükleri kendilerini.

Bazen ağlarken bazen de masumca bakarken...

O anlarda kapı deliği gibi bir aralıktan baktığını gördüğü kendine bir mahpus gibi muamele edecektir belki de.

Bir gardiyan olup yaşamı onun yüzüne kapatacaktır.

Son yaşam deliğini de kapattıktan sonra kendini ölüme terk edecektir.

Ve çocukluktan itibaren monoton yaşama sıkıştıracaktır kendini. Yaşayan ölü olacaktır sonra.

İşte karneler bu yaşayan ölüleri dirilten değil, ruhuna fatiha okuyan belgelerdir.




İNSANI KENDİNE KAPATAN BİR SİSTEMİN ÇIKTISIDIR KARNELER.

BU SİSTEMİN BÖYLE BİR ÇIKTISINI VERİRKEN ŞUNLARI SÖYLEMEK İSE BİR PARADOKSTUR:

‘Evlerinize, odalarınıza kapanmayın. Hayat çok güzel. Çok anlamlı ve çok derin bir kitap.’

Çocuklar, monoton yaşama ve ortalama insana hapsedilmiş iken asla ama asla A-ÇI-LA-MA-YA-CAK-LAR-DIR.

Saygılar...


Yusuf SEVİNGEN
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.