Öğrenci eğitimin sonucunda iyi bir puan almak ister. Aynı zamanda eğitimin sonucudur değerlendirme. Ancak amacı değildir. Öğretmenler bazı durumlarda sanki sadece değerlendirme yapmak ve not vermek için ders yapıyorlarmış gibi davranmaktalar. Not ve değerlendirme eğitimin önüne geçmekte ve hem öğrenci hem de öğretmen bu konuda gereğinden fazla stres yaşamaktadır.

Değerlendirme işi hem yalnızca eğitimle ilgili değildir. Hayatın her aşamasında karşımıza çıkmaktadır. Evde, işte ya da alış verişte. Her nerede kullanılırsa kullanılsın değerlendirme işinin adil, doğru ve hepsinden de öte gerçekçi olması gerekir. Ayrıca değerlendirme hiçbir zaman yapılan işin önüne geçmemelidir. Aksi takdirde işler sadece iyi bir puan almak için ya da iyi bir ücret almak için yapılmaya başlanmaktadır. Bunun sonucu olarak da sonunda iyi bir puan ya da iyi bir ücret olmayan işler doğru ve gerektiği gibi yapılmamaktadır.

Kutsal kitaplar ve bu kitapları insanlara anlatmak ve öğretmek için görevlendirilen peygamberler Allah’ın insanları değerlendireceği bir gün olacağından ve o günde insanların dünyada yaptığı ve yapmadığı her şeyden değerlendirileceğinden bahsetmektedir. Değerlendirmek için ise insanların dünyada bulunduğu süre boyunca yaptıkları ve yapmadıkları ile ilgili sürekli olarak veri toplandığını açıklamaktadır. Bu veriler de kayıt edilmekte ve değerlendirme günü geldiğinde insanların önüne konmaktadır.

Allah’ın yaptığı değerlendirme, elimizdeki bilgilere göre insanların dünyadaki bütün eylem ve fiilleri ile beraber düşünce, hayal, fikir ve niyet gibi fiile geçmemiş olgular üzerinden de yapılacaktır. Ancak Allah insanlarla ilgili yapacağı bu değerlendirme konusunda önceden onları bilgilendirmekte ve hangi hal ve davranışlarının doğru ve kaç puan olduğunu açıklamaktadır. Ayrıca sorumlu tutmadığı ve bildirmediği herhangi bir şeyden de değerlendirmemektedir. Ya da aynı davranış ve hali gösteren farklı kişilere, farklı puan vermemektedir.

Ya da değerlendirme yaparken dikkatsizlik, bilgi eksikliği, tecrübesizlik ve psikolojik bazı özelliklerden dolayı eksik ya da fazla puan vermemektedir. Ancak biz öğretmenlerin yaptığı değerlendirmeye bakacak olursak, öğrencileri değerlendirirken ne kadar eksik olduğumuzu anlarız. Örneğin eğitim sistemimizin dayandığı değerlendirme anlayışı geleneksel olarak isimlendirilmekte ve öğrencilerin ne bildiğini ve ne kadar bildiğini ölçmekte, bir de kimin daha çok bildiğine bakmaktadır. Bunu yaparken de sadece bilgi üzerinden hareket etmekte ve öğrencilerin o öğrenme alanı ile ilgili sahip olduğu diğer yeterlik ve özellikler dikkate alınmamaktadır. Bu ise gerçek hayatla ve değerlendirmenin amacıyla örtüşmemektedir. Bir başka ifade ile öğretmenler öğrencilere puan vermek için sınav yaparak değerlendirmekte, öğrenciler ise puan almak için değerlendirilmektedir. Sonucunda ise ortaya çıkan puan ne öğrencinin değerlendirme konusu olan niteliğe sahip olduğunu göstermekte, ne de öğretmenin, öğrencide görmek istediği davranış ya da öğrenme ürünlerinin doğru bir göstergesi olmaktadır.

İlahi değerlendirme ile insanların yaptığı ve eğitimde kullanılan değerlendirmenin karşılaştırmasının yapıldığı bu yazıda asıl varılmak istenilen söylemek istediğim şey insanlarla ilgili en adil ve gerçekçi değerlendirme Allah-u Teala tarafından yapılmaktadır. Biz de yapacağımız değerlendirmelerde O’ nu örnek alabiliriz. Çünkü insanlar başta eğitim olmak üzere hayatın her aşamasında bir takım değerlendirmeler yapmakta ve bu değerlendirmelerin sonuçlarına göre de kararlar vermektedir. Verilen kararlar yapılan değerlendirmelerin doğruluğu oranında doğru olmakta ve sonucu işe yaramaktadır. Ancak ölçme ve sonucunda yapılan değerlendirme yetersiz, yanlış, yanlı ya da hatalı olduğunda kararlar da yanlış verilmekte ve ortaya çıkan sonuç kimseyi memnun etmemektedir. Allah-u Teala ise yaptığı değerlendirmede hiç hata yapmamakta ve kullandığı yöntemler ve araçlarla ölçmek istediği şeyle ilgili en doğru ve gerçekçi verileri toplamaktadır.

O halde yapılması gereken nedir. Öncelikli olarak eğitim sistemimizde kullandığımız ölçme ve değerlendirme yöntemlerimizi baştan gözden geçirmeliyiz. Daha doğrusu baştan değiştirmeliyiz. Daha gerçekçi, daha doğru, daha işe yarar ve daha faydalı yöntemlerle, sonucunda herkesin memnun kalacağı ve inşaların gelişimine katkıda bulunan bir yöntem bulmalıyız. Bu yöntem ise aslında önümüzde duruyor. Hem de bu değerlendirme yöntemini sadece eğitimde değil bütün profesyonel mesleklerde ve günlük hayatımızda da kullanabiliriz. Bu yöntemin ismi “Amel Defteri” dir.

Amel defteri ile ilgili bildiklerimden yola çıkarak aşağıda eğitim sistemimizle ilgili bir ölçme değerlendirme modeli önermeye çalışacağım.

Allah-u Teala, Kur'an’da insanlar için amel defterlerinin olduğundan bahsetmektedir. Bu amel defterlerinin insanların amellerini kaydettiğini ve hesap günü geldiğinde sahibi hakkında şahitlik edeceğini bildirmektedir. Kur’an’daki amel defteri ile ilgili bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla; insanların dünyada iken yaptığı ve yapmadığı, her türlü iyi ve kötü, gizli ve açık, fiil ve davranışları farklı yöntem ve araçlarla kaydedilmektedir. Bu yöntem ve araçların başında melekler gelmektedir. Hatta insanların kendi uzuvlarının dünyada yaptıkları hakkında şahit olacağı bildirilmektedir. Yani şimdiki adıyla özdeğerlendirme yapılacak. Bunların yanında şahitlere sorulacağı bildirilmektedir ki buna da akran değerlendirme diyebiliriz.

Yukarıda ifade edildiği üzere Allah-u Teala, insanların dünyada bulundukları süre içerisinde, sorumlu tutuldukları konular hakkında bir kitap (Kur’an ve diğer ilahi kitaplar) göndererek ve öğretmenler yardımıyla (Peygamberler) bilgilendirmektedir. Bu bilgilendirmeye bağlı olarak da insanları, dünyada bulunmalarının gereğini yerine getirip getirmedikleri hakkında değerlendirmeye tabi tutmaktadır. Değerlendirme için dünyada bulundukları süre boyunca farklı araç ve yöntemlerle yapılmış olan ölçme sonuçlarına bakılmaktadır. Ölçme sonuçları da, insanların hayatları boyunca amel defterine kaydedilmektedir.

Kıyametin kopmasından sonraki hesap anında da, insanların dünyada iken yaptıkları iyilik ve kötülük olarak sınıflanmakta ve Allah'ın emretmesi ile görüntülü olarak İnsanlara gösterilmektedir. İnsanlar dünyadaki eylemleri ile ilgili kayıtların görüntülü olarak gösterilmesi modern ölçme değerlendirme anlayışına göre güvenirlik açısından oldukça dikkat çekicidir (buradaki kıyaslama haşa Allah’ın güvenirliğinin sorgulanması değil, Allah’ın yaptığı değerlendirmenin ne kadar adil ve somut verilere dayalı olduğunu anlatmak içindir).

Allah-u Teala’nın insanların dünyada iken yaptıkları amel ve fiilleri için kayıt tutması ve zamanı geldiğinde bunu onların önüne koyarak hesap sormasındaki amaç, insanların dünyada başıboş olmadığını anlatmak ve sorumlulukları olduğunu bildirmek içindir. Aksi takdirde amaçsız ve hedefsiz olan insanlar arasında bir başıbozukluğun ve karmaşanın hüküm süreceği, buna bağlı olarak da dünya hayatının insanlar için yaşanmaz olacağı bildirilmektedir.

Aynen amel defteri gibi, ülkemizdeki öğrenciler için de okula ne için geldiklerini ve onları okula gönderenlerin kendilerinden ne beklediklerinin bildirildiği bir kitap, bunları onlara anlatan öğretmenler ve bu anlatılanlardan, okulda bulundukları süre boyunca yaptıkları ve yapmadıklarının kaydedildiği bir amel defterine ihtiyaç bulunmaktadır. Böyle bir ölçme değerlendirme sistemi şimdikinden daha başarılı olabilir.

Bu örneği eğitim sistemimiz için bir ölçme değerlendirme modeli olarak düşünecek olsaydık, nasıl bir model ortaya çıkardı. Bunları maddeler halinde aşağıda bulabilirsiniz.

1. Ölçme ve değerlendirme öğrencilere sadece puan vermek için ya da onları yarıştırarak kimin daha iyi olduğunu ortaya çıkarmak için değil, öğrencilerin eğitim hayatları boyunca neyi nasıl yaptıklarını anlamak için yapılırdı.

2. Ölçme ve değerlendirme sadece bir yöntem ve bir araçla değil, pek çok yöntem ve pek çok araçla yapılırdı.

3. Ölçme ve değerlendirme öğrencilerin eğitimleri boyunca belirli zamanlarda ve belirli sürelerle değil, her zaman ve sürekli yapılırdı.

4. Ölçme ve değerlendirme öğrencilerin sadece bir özelliklerini değil, eğitim konusuyla ilgili olan bütün alanlarda ve bütün yetenekleri üzerinden olurdu.

5. Ölçme ve değerlendirme standart değil, her öğrenci için özel ve o öğrencinin özelliklerine en uygun yöntemle yapılırdı.

6. Ölçme ve değerlendirme sübjektif olmazdı, veriler tamamen somut yöntem ve araçlarla toplanır ve her öğrenci istediği zaman sınav kâğıdını görebilirdi.

7. Ölçme ve değerlendirmede öğrenci hata yaptığı zaman ona hatasını düzeltmesi için fırsat verilirdi.

8. Ölçme ve değerlendirmede dört yanlış bir doğruyu götürmezdi. Onun yerine bazen bir doğru bütün yanlışları götürürdü.

9. Ölçme ve değerlendirmede öğretmenin taraflılığı gibi bir ölçme hatası söz konusu olmazdı.

10. Ölçme ve değerlendirme sayesinde öğrenciler sorumluluklarını bilir ve sadece sınav zamanında değil her zaman sınav olduğunu ve yaptıklarının sürekli kaydedildiğini bilerek sürekli uyanık olurlardı.

Bu liste uzatılabilir ancak bundan sonrası biraz daha detay ve sıkıcı olabilir. Bu değerlendirme bütün eksikleriyle beraber eğitim sistemimizin en kritik parçalarından birisi olan ölçme ve değerlendirme sisteminin işlevsiz yapısının değiştirilmesi için belki bir fikir verir düşüncesiyle kaleme alınmıştır.

Doç. Dr. Bayram Özer
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Orhan 3 hafta önce

Merhabalar,

Yazınız için teşekkür ederim. Çok önemli noktalara değinmişsiniz..

Misafir Avatar
Hakkı Devrim 3 hafta önce

Bir doçent ten böyle bilimsel ilkesel temelli bir yazı takdire şayan! Sayın hocam unutmayınız ki siz de bilimsel ve liyakat olarak değerlendirileceksiniz