Ben şu anda 39 yaşındayım. Bu 39 senenin 5 senesi ilkokul, 3 senesi ortaokul, 3 senesi lise, 1 senesi dershane, 4 senesi üniversite, 2 senesi yüksek lisans ve 4 senesi de doktora olmak üzere toplam 22 senesi eğitim almakla geçti diyebiliriz. Bu 22 senenin hatırladığım kadarıyla 10 senesinde Beden Eğitimi ve Spor, Müzik ve Resim (şimdiki adıyla Görsel Sanatlar) dersleri aldık. Bu derslerin bir kısmını sınıf öğretmeninden bir kısmını da o derslerin uzmanı olan branş öğretmenlerinden aldım.
Aldım derken sadece dersi kâğıt üzerinde, her hafta belirli bir süre alıyor göründüm. Fiilen bu derslerin hiçbirisinde o dersin içeriğiyle ilgili gerçek bir eğitim almadım ya da verilmedi. Şöyle ki; bu derslerin hepsi içeriğinde olduğu gibi işlense ve dersin kazanımları yerine getirilecek olsa, muhtemelen toplumsal olarak spor yapma konusundaki şikâyetlerimizin büyük bir kısmı şu anda hiç yaşanmazdı. Çünkü Beden Eğitimi ve Spor dersi öğrencilerde dayanıklılık, Çabukluk, esneklik, hareketlilik, koordinasyon, kuvvet ve ritim becerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca sağlıklı beslenme ve spor yapmanın önemini bu ders sayesinde öğrencilerin kavraması gerekir. Ama benim hatırladığım kadarıyla bu dersin hemen hiçbir yerinde bu becerilerimi geliştirecek hiçbir etkinlik ya da eğitim almadım ve maalesef şu anda da okullardaki öğrencilerin pek çoğu almıyor.
Bu ders gerekleri yerine getirilecek olsaydı öğrencilere bir ruh ve enerji vermesi gerekirdi. Bu sayede öğrenciler diğer derslere daha enerjik ve istekli katılırlardı. Hatta okula daha istekli giderlerdi. Hele ki sokak oyunlarının neredeyse tamamen kaybolduğu ve çocukların mahallede oynayacak arkadaş bulamadığı şu zamanımızda, sınıfındaki arkadaşlarıyla da hem sosyalleşebileceği, hem takım oyunlarını oynayarak bazı çok önemli becerilerini geliştirebileceği bu derslerin boş geçmesi öğrencilere büyük bir haksızlıktır.
Sadece Bedene Eğitimi ve Spor dersi değil sorun olan ve boş geçen dersler. Aynı durum Resim (şimdiki adıyla görsel sanatlar) ve Müzik dersleri için de geçerli. Bu derslerde neredeyse hiçbir zaman dersin gerekleri yerine getirilmedi.
Oldukça karamsar bir tablo çizdim ve bu derslerin öğretmenlerini çok kötüledim ancak ben yaşadıklarımı anlatıyorum. Bunları ben yaşadım ancak herkes yaşamamış olabilir. Eğer öyle ise söyleyecek bir şeyim yok. Ama genel durum ve hatta çoğunluk benim anlattığım gibi ise (ben öyle olduğunu düşünüyorum) durum çok vahim. Çünkü bu derslerin hepsi özünde çok önemli ve en az matematik ya da Türkçe kadar önemlidir.
Teoride öğretim programlarında insan gelişiminin bir bütün olduğu ilkesi ile hareket edildiği söylenmektedir. Ancak uygulamada her zaman öğrencilerin sadece bir yönüne yoğunlaşılmakta ve diğerleri ihmal edilmektedir. Bunun sonucunda ise ısrarla üzerine gittiğimiz alanlarda da istediğimiz başarıyı yakalayamamaktayız. Çünkü insanın gelişimi bir bütün halindedir ve bir yöndeki gelişim diğer yönleri de geliştirir, aynı şekilde tersi de doğrudur. Bu yüzden eğer bu derslerde öğrenciler bir şeyler yapmanın hazzını ve üretkenliğin tadını alacak olurlarsa, diğer akademik derslerinde de daha istekli ve başarılı olacaklardır. Okullarda tamamen teorik bilgilerle boğulan, dersten derse ve sınavdan sınava koşuşturan, bir de ödevler sayesinde evde de oynayacak zaman bulamayan çocuklar, okuldaki derslerin arasında nefes alacakları, kendilerini ifade edebilecekleri ve ortaya koydukları ürünler ya da birlikte yaptıkları etkinliklerle mutlu olacakları bu derslerin gereği yerine getirilmediği için, okul hayatları çekilmez hal almaktadır.
Sonuç olarak eğitimde başarısız olmamızın pek çok sebebi var. Bunların hepsini burada saymayacağım. Ancak bence başarısızlığımız en çok öğretmenler, daha sonra öğrenciler ve velilerle ilgili. Elimizdeki imkânlar, uymak zorunda olduğumuz sistem ve uygulamak zorunda olduğumuz kuralları değiştirmek elimizde olmayabilir ama kendimizi değiştirmemiz ve yaptığımız iş her neyse onu daha iyi yapma gücümüz ve şansımız her zaman var. “karanlığa küfretmek yerine sen de bir mum yak” sözünde olduğu gibi yukarıda bahsettiğim branşlar başta olmak üzere, bütün öğretmenlerimiz (üniversitelerdeki akademisyenleri de hesaba katıyorum) sürekli sistemi ve kendileri dışındaki her şeyi kötülemek yerine, öncelikle işlerini daha iyi yapmaya ve derslerinin gereğini yerine getirmeye yoğunlaşsalar, diğer şartların yetersiz ya da kötü olması bile bence başarıyı engelleyemeyecektir. Bir kurtarıcının gelerek diğer her şeyi düzeltmesini beklemekten vazgeçip, bir an önce işe koyulmalıyız ve iyiliğin kendimizden başladığını anlamalıyız.
Not: Görüşlerime öğretmenlerin büyük çoğunluğunun katılmayacağını biliyorum. Lütfen eleştirilerinizi hakaret etmeden yapınız.

Eleştiri ve değerlendirme için: ozer.bayram@gmail.com
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Bekir Şimşek 1 ay önce

Bayram hocam soylediğiniz ve toplumda ve okul hayatimizda daha önce hiç gündeme gelmemiş olan bu gercekleri ele aldiginiz icin teşekkür ediyorum.İnşAllah bu yaziyi okuyan tum öğretmen arkadaşlarin kendini muasebe edecegine inaniyorum...

Misafir Avatar
Bayram Özer 4 hafta önce @Bekir Şimşek

Teşekkür ederim kardeşim.

Beğenmedim (0)
Misafir Avatar
HASAN KAYA 1 ay önce

Doğruları yazmışsınız.Teşekkürler. İlgililerin bilgisine ve gereğinin yapılması konusunda daha fazla beklenilmemeli.Kağıt üzerinde uygun olup pratikte uygulanmıyorsa yöntem ve teknikler yeniden gözden geçirilmeli.Bu alandaki öğretmenlerin saltanat sürmelerinin önüne geçilmeli...

Misafir Avatar
AY 1 ay önce

söylenen ve yazılanların hepsi doğru harfiyen katılıyorum.Çözüm okullar amaçlarına göre yapılmalı,(spor salonu-resim müzik atölyeleri) öğretmenlerin yetişmesine özen gösterilmeli,okul müdürlüğü güçlendirilmeli,devleti yanında hissetmeli,şuanda kimse kimseye güvenemiyor,sorun çok çözen yok hep öteleniyor,Allah sonumuzu hayır etsin inşAllah-Okul müdürü

Misafir Avatar
Rehber 1 ay önce

Sayın Hocam,
Yazınızın noktası, virgülüne kadar katılıyorum. Eleştiri dokunanı acıtır ama maalesef doğru.

Misafir Avatar
Ugur 1 ay önce

Mesela uluslararası PISA testi sonuclarina göre Türkiye 72 ulke arasından 50. olabildi. Bu test matemati, fenbilimleri, kendi dlinde okuduğunu anlama gibi becerileri ölçüyor. Alın size uluslararası geçerliği olan bir veri. Buna dayanarak matemetik, fen bilimleri ve Türkçe öğretmenlerini elestirmek , bir bilim adamina daha cok yakışırdi.Ama siz kendi tecrubelerini bir veri olarak ele alip , onbinlerce öğretmeni kotuleyebiliyorsunuz.

Misafir Avatar
ömer bozdemir 1 ay önce

benim öğrencim olsaydın bunları söylemezdin.30 yıldır mesleğimin gereğini yapıyorum.

Misafir Avatar
cancan 1 ay önce

1976/1979 yıllarında lise öğrencisiydim. O yıllar Beden eğitimi dersinde verilenler 39 yıldır verilmiyor. Beden Eğitimi öğretmeni derslerde bit top başka bir şey yok.

Misafir Avatar
Ugur 1 ay önce

Kendi yaşadıklarınızı genelleyerek bir yazı yazmanızı, bir bilim insanı okarak size yakistirmadim dogrusu. Bilimsel verilere dayanarak bir kotuleme yapsaydınız da savunmaya gecebilseydik keşke.