Korona yüz yüze eğitimi 31 Aralığa kadar erteletti. Bu durumu hayra yormak gerekir. Olası bir salgını önleyeceği için, başlattığımız İngilizce konuşamama tartışmasını çözüme kavuşturacağı için..  

Geçen haftaki köşe yazımda ve sosyal medya hesabımda bu konuyu gündeme getirmiştim. Bununla ilgili çeşitli yorumlar, eleştiriler ve çoklukla da takdir-tebrik mesajları aldım.

Daha doğrusu herkes tespitimin doğru olduğunu söyledi. Ancak, nedeni konusunda kimi; müfredatın pratik konuşmaya uygun olmadığını, kimi öğretim sisteminin yanlış olduğunu, kimisi de öğretmenlerin uygulamada farklılıklar gösterdiklerini söyledi.

Bazıları, efendim; “ bizim müfredatımız gayet iyi, sorun uygulayıcılarda, bazı öğretmenler gramer kolay olduğu için ona ağırlık veriyor…vb. ” şeklindeki bir yaklaşım öne sürüyor. Bu yaklaşım kesinlikle sığ bir yaklaşımdır.

O zaman ülkemizin bir kısmında çeşitli okulda öğretmenleri farklı olanlar veya farklı okulda ders görenler İngilizce konuşabiliyor olması, gerekir. Şimdi tüm 5.6.7.sınıfları bir yana bırakıp, 8.9.10.11.12. Sınıf öğrencilerine ; “Bu hafta hangi romanı okudun? “ veya “Akşam saat kaçta uyuyorsun ?” veya “Türkiye’nin komşuları hangi devletlerdir ?” vb. sorularını sorsak, acaba kaç öğrenci cevaplayabilecektir?   Öğrencileri bir yana bırakalım, aynı soruları Bakanlıklarda çalışanlara soralım, onları da bırakalım, vekillerimize soralım, onları da bırakalım öğretmen arkadaşlarımıza soralım, ya da çeşitli gerekçelerle sık sık yurt dışına giden belediye başkanlarına soralım, acaba bu soruları kaç kişi cevap verebilecektir?

Bu şekilde gidip sorunu kabul edersek, işte o zaman sorunu doğru tespit yapmış, doğru yolu bulmuş oluruz

TEBAV Vakfı raporunda “İngilizce eğitiminde ilköğretimden yükseköğretime kadar her kademede yıllardır yapılan pek çok iyileştirme çabasına rağmen, hâlâ istenilen düzeyde başarı sağlanamamış, düşük performans göstermiştir (TEPAV, 2014).”demektedir. 

Devlet okulları gibi, özel okullarda (dil laboratuarları olanlar hariç) pratik İngilizce konuşmayı öğretememektedir.

Bir okurum; “Biz müstemleke miyiz de herkese İngilizce öğretmeye çalışıyoruz, asıl sorulması gereken bu soru olmalıydı.“ diye yorum yapmış.

Bizim amacımız ülkemizi müstemleke(sömürge) yapmak değil, lider ülke, Büyük Türkiye, Dünya Lideri Türkiye yapmaktır sevgili okurum. Tüm çabamız bunun içindir. Şu an tüm dünyada İngilizce ortak dil olarak benimsendiği için de İngilizceyi dile getiriyorum. Yoksa bizim milli kültürümüzü, güzel Türkçemizi, milli hasletlerimiz, bize yeter de, artar bile. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ; “Milli benliğini yitiren milletler, başka milletlerin avı olurlar.” Sözünü hiçbir zaman unutmamak gerekir.

Dilini öğrenmekle benlik kaybolsaydı, Japonlar, Çinliler, Almanlar, Fransızlar niye ikinci bir dil olarak İngilizceyi öğretirlerdi?

“Bir dil bir insan, iki dil iki insan “ sloganıyla yola çıkıyorum. Bunun için eğitimini bitirmiş tüm gençlerimizin dünyada akranlarıyla yarışabilmeleri için onlarla anlaşabileceği kadar bir yabancı dili konuşması gerekir. Dünya artık o kadar küçüldü ki aynı anda dünyanın öbür ucundaki herkesle iletişime geçebiliyorsun. O halde ticaret için, sanayi için, yeni arayışlar, yeni umutlar için herkesle, her ülkeyle iletişimi sağlamak gerekiyor.

Benim bu tartışmayı başlatmaktaki amacım, birilerini veya Milli Eğitim Bakanlığını veya MEB bürokratlarını suçlamak değildir. Maksadım üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değildir.

Üstelik sorun yeni başlamış bir sorun da değildir. Bu kronikleşen sorunun müsebbibi şu anki MEB değildir, ama çözüm bulanı mevcut MEB olacaktır.

Bakanlığımız, başta Bakan Bey olmak üzere tüm bürokratlar, okul yöneticileri, öğretmenler, hizmetliler hepsi can siper çalışıyorlar. Hatta çalışırken Covid- 19 hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden arkadaşlarımız var, ölen meslektaşlarıma Allahtan rahmet diliyorum. Bunun için kimse alınganlık göstermemelidir..

Bir meslektaşıma da;, zaten günlük konuşabiliyor olmak o dili öğrenmiş olmamız anlamına da geliyor, düşünün ki okuma yazma bilmeyen, dilbilgisi bilmeyen insanlar kendi ana dillerini konuşabiliyor. Yani, günlük pratik konuşmayla da, o dili öğretmiş oluruz.

İngilizce öğretimi ilkokulda başladı, ama zaman olarak, nitelik olarak en önemli öğretim yeri ortaokullardır. Bu yüzden bu kademede alınacak eğitim, diğer üst kademelere de olumlu yansıyacaktır.

Sorunu müfredatta, sistemde ya da uygulayıcılarda arama yaklaşımlarını bir kenara bırakıp, alınganlığı bir kenara bırakıp, birbirimizi suçlamayı bir kenara bırakıp, pratik İngilizce konuşmayı nasıl öğretiriz” sorusuna hep beraber cevap arayalım. Bana göre kısa, basite indirilmiş örnek işlenecek konular şu şekilde olabilir; 





Örnek konular programımda görüldüğü gibi derslerde, bir yandan temel bilgiler öğrenilirken, bir yandan da bir kelimesi değişken iki kalıp pratik cümle konuşuyor olunacak. Konuşma yapılacak kalıp cümle örnekleri ; “Hangi evde oturuyorsun, hangi caddede oturuyorsun, hangi sokakta oturuyorsun- Babanın adı nedir, annenin adı nedir, kardeşinin adı nedir, Kitabını nereden aldın, kaç kardeşin var, kaç eviniz var,kaç kalemin var”

Tartışmaya devam edelim. Son kararı MEB verecektir.  MEB Talim Terbiye Kurulu, açıklamalarımızı da dikkate alarak, müfredatı ayıklamalı, kısaltmalı ve konuşmayı öğrenmeyi ön plana alan bir müfredat ve sistem geliştirmelidir.

Şemsettin CERAN 
“Eğitimde Yeniden Yapılanma” Kitabının Yazarı-Ankara 
 Ceran54@Hotmail.Com 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
huzun 1 hafta önce

herkese her şeyi öğretmeyi bırakacağız önce. ilk sorusu "ben neden ingilizce öğrenmek zorundayım" diyen çocuğa İngiliz profesör getirin yine öğretemez. ayrıca bizleri özel okullar gibi esnek bırakmalılar.

Misafir Avatar
Neden mi? 1 hafta önce

Daha kendi anadilinde okuduğunu anlamayan,yorumlayamayan öğrenciler çoğunluktayken ve bunlar sözlü - yazılı olarak kendilerini ifade etmede güçlük çekerken İngilizce'yi nasıl öğrensinler? Ayrıca Türkçe'de zamanlar konusu 7.sınıfta fakat 6. sınıfta fiil kiplerini bilmeyen öğrencilere tense konusu anlatılıyor. Türkçe ve İngilizce müfredatları uyumlu olmalı hatta İngilizce müfredatı , Türkçe müfredatının bir ay gerisinden gelmeli ki konular en azından anlaşılır olsun.

Misafir Avatar
Şemsettin Ceran 1 hafta önce @Neden mi?

Ben Türkçe Dil Bilgisi dersi ile İngilizce Gramer derslerinin birlikte yapılmasını yıllardır önermekteyim.Hatta Türkçe-İngilizce öğretmenleri aynı anda girip tahtanın yarısında Türkçesi, yarısında da İngilizcesi olmalıyı hep savundum.Ama burada sadece pratik konuşmanın öğrenilmesini vurguluyorum.

Beğenmedim (0)
Misafir Avatar
Aslan burcu 1 hafta önce

Maalesef gereklilik olarak görülmüyor. Bir üst sınıfa geçmek olarak görülüyor.

Misafir Avatar
İ.Keskin 4 gün önce

İkinci bir dilin öğrenilebilinmesi için en az dört yıl o dilin konuşulduğu ülkede kalınması zorunludur.