Eğitim camiasının uzun süredir çıkmasını beklediği Öğretmenlik Meslek Kanunu taslağının hazırlanarak mali boyutunun incelenmesi için Maliye Bakanlığına sunulduğu bilinmektedir. Muhtemelen seçinden sonra da parlamentoya geleceği öngörülmektedir. Bu kanunun bilhassa okul yöneticiliğinin saplandığı bataklıktan kurtarılması için tarihi bir öneme sahip olduğu yine bilinmektedir. Peki böylesi bir öneme sahip olan bu kanundan okul yöneticilerinin beklentisi nedir?
Öncelikle gerçekçi bir yaklaşımla hemen belirtmeliyiz ki yeni bakanımız Prof. Dr. Ziya SELÇUK’un  kamuoyunda yarattığı heyecan, umut ve beklentiden hareketle ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’dan aldığı güç ile bir devlet sözü olarak milletimizin önüne koyduğu “100 Günlük Plan” ve “2023 Vizyon Belgesi”nde belirtilen konular büyük ölçüde bu kanunla hayata geçecektir. Bir başka ifadeyle bu kanun verilmiş olan devlet sözünün yasalaşması işlevini görecektir.   
Bilhassa okul yöneticileri ile ilgili söz konusu plan ve belgede verilen sözler çerçevesinde Öğretmenlik Meslek Kanunundan beklentileri aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:
1. Okul yöneticilerinin görev tanımının yapılması
Bilindiği üzere hâlihazırda okul yöneticilerinin net bir görev tanımı yoktur. Hatta yazılı bir mesai saati tanımı bile yoktur. Bu konuda her şey tamamen yorum, etik ve teamül üzerinden yürümektedir. Oysa hukuk devletinde yani hukukun olduğu yerde etikten, yorumdan ve teamülden söz edilmez. Bunlar yasal boşluktan kaynaklanan arızi durumlardır. Okul yöneticilerinin görevi ve sıfatı konusunda net bir yasal tanım olmadığı için herkes işine geldiği gibi yorumlamaktadır. Nitekim görev tanımı ve özlük hakları konusunda devletin, sendikaların ve üst yöneticilerin işine geldiğinde siz zaten öğretmensiniz dolayısıyla öğretmenlerin tabi olduğu mevzuata tabisiniz denilmekte; diğer yandan mesai, angarya ve sorumluluk söz konusu olduğunda ise siz yöneticisiniz öğretmenden farklı statüdesiniz denilmektedir. Bu durum ise yöneticileri ne olduğu belli olmayan, her türlü sorumluluğun ve angaryanın altına iten şamar oğlanı konumuna düşürmektedir.  
İşte bu boşluğu doldurmak ve belirsizliği ortadan kaldırmak için yöneticilerin net, açık ve anlaşılır bir görev tanımının yeni çıkacak olan Öğretmenlik Meslek Kanunu ile yapılması beklenmektedir. Dahası sadece görev tanımı değil aynı zamanda sorumluluk tanımına da ihtiyaç vardır. Zira görev, yetki ve sorumluluk birbiriyle iç içe geçmiş olan, biri olmaz ise diğeri olmayan ve işlerin sağlıklı yürümesi için bunlar arasında makul bir denge ve doğru orantı bulunması gereken bir zorunluluktur.
 
 
2. Okul yöneticileri için yetki ve sorumluluk dengesinin kurulması
Milli Eğitim Bakanlığının yalın gerçeğini ifade etmek gerekirse hakikat şu ki “Bakan emir veriyor, okul müdürü uyguluyor.” Gerisi hiyerarşi, bürokrasi vs. vs. Emirlerinin hayat bulmasını isteyen bir bakan haliyle onu uygulayacak olan birinci kişilerin elini güçlendirmek isteyecektir. Aksi halde teorinin kağıt üzerinde kalması olasıdır. İşte bu yalın gerçekten hareketle olsa gerek bu kanunla  gerçekçi bir adım atılarak bakanlığın tüm eğitim sistemini, emir ve talimatlarını hayata geçiren okul yöneticilerinin yetkileri artırılmaya çalışılmaktadır.
Nitekim hâlihazırda deyim yerindeyse davul okul yöneticilerinin boynunda, tokmak iste başkalarının elindedir. Okulun bütün sorumluluğunu bir yumurta küfesi gibi sırtında taşıyan okul müdürlerinin hiçbir yetkilerinin olmadığı, disiplin amirliği gibi kanunda var olan yetkilerinin ise kullandırılmadığı acı ama gerçektir.
 
İşte bu nedenle “davul kimdeyse tokmak da onda olmalıdır” anlayışından hareketle,  bir paranın iki yüzü gibi biri olmaz ise diğeri de anlamsız olan sorumluluk ve yetki dengesini getirecek olan yasal düzenleme bu kanun ile beklenmektedir.
Bu konuda detaylar henüz bizim tarafımızdan bilinmemekle beraber, alanda tıkanmalara sebep olan ve okul müdürlerine devredilmesi beklenen problem alanlarını birkaç madde ile özetlemek mümkündür:
a. Okullara ayrılması düşünülen bütçenin harcama yetkisinin de okul müdürüne verilmesi beklenmektedir. 
b.Ücretli öğretmen görevlendirme sisteminin daha önce olduğu gibi okullara verilmesi önemli bir problemi çözecektir.  Zira mevcut uygulama torpil bataklığına ve arpalığa dönüşmüş durumdadır. Adaylar sistem üzerinden okul tercih etmeli, okul müdürü ise eğitimin, okulun ve öğrencilerin yararına olacak en uygun kişiyi kendisi seçmelidir.
 
 c. Okullar için ayrılan temizlik, kırtasiye ve bakım onarım ödenekleri doğrudan okullara aktarılmalıdır. Zira ilgili ödenekten bütün okullar yararlanamamakta, genellikle belli okullara israf derecesinde aktarılırken, ihtiyaç sahibi okullara hiçbir şey yapılmamaktadır.
d. Disiplin amirleri yönetmeliğine bir madde ekleyerek her okul müdürü kendi yetkisi kapsamında olan disiplin soruşturmalarını ciddi ve usule uygun olmak şartıyla kendisi yapmalı ve yetkisi dahilinde olan cezaları da kendisi vermelidir. 
 
3. Okullara ödenek aktarılması
Okulların en temel problemi olan ödenek sorunu çözülürse hiç şüphesiz tarihi bir adım atılmış olacaktır. Nitekim hâlihazırda maddi imkan gerektiren bazı uygulamalar genellikle olmayan “yerel imkanlara” havale edilerek deyim yerindeyse okul müdürlerinin mucize yaratması beklenmektedir. Bu durum ise okul müdürlerini çaresiz bırakmakta ve birçok uygulama yarım kalmakta, ya da arzu edildiği gibi başarıya ulaşamamaktadır. Dolayısıyla devlet ödeneğinden yoksun olan okul müdürleri maddi imkânsızlıklar içinde vakitlerinin ve enerjilerinin çoğunu okulların temel ihtiyaçlarını karşılamaya harcamaktadır. En kötüsü ise para konusu nedeniyle okul idaresi ile veliler daima karşı karşıya gelmektedir.
Ödenek sorununun çözülmesiyle okul müdürleri ciddi manada rahatlamış olacak, okulların fiziki olanakları anlamında ciddi bir dönüşüm gerçekleşmiş olacak ve en önemlisi okul müdürleri asli görevleri olan eğitim liderliği işine yoğunlaşacaktır.
4. Okul yöneticilerine kalıcı kadro verilmesi
Bilindiği üzere son yıllarda okul yöneticiliği görevi kazanılmış hak olmaktan çıkarılıp iğreti bir görevlendirme şekline dönüştürülmüştür. Bu durum ise bu görevlerin geçici ve iğreti bir ruh haliyle yapılmasına ve dört yıllık süreyi doldurma amacına yönelik günü kurtarma işlevine dönüşmüştür.  Haliyle bu durum uzun vadeli kalıcı başarıya engel teşkil etmektedir.
Bu nedenle 2023 Vizyon Belgesiyle okul yöneticilerine kalıcı kadro sözü verilerek bu görevi güçlendirmek amaçlanmıştır. Yüksek lisans, yazılı sınav ve kalıcı kadro bir bütün olarak düşünüldüğünde bu görevin profesyonelleşmesi ve bir meslek haline gelmesi bu şekilde sağlanmış olacaktır.  Dolayısıyla bu kanunun okul yöneticiliği görevine en kapsamlı ve can alıcı getirisi bu görevin kalıcı bir meslek haline gelmesi olacaktır.
 
 
5. Profesyonel yönetime yönelik  yüksek lisans şartı
Daha önce yüz günlük planda “profesyonel eğitim yöneticiliği” olarak açıklanan yüksek lisans şartınının  2023 Vizyon Belgesi ile kesinleştiği bilinmektedir.  Hâlihazırda inşaat, bakım onarım ve genellikle birilerinden karşılıksız bir şeyler isteyerek okula para temini gibi işlerle özdeşleşen okul müdürlüğünün aslında böyle bir görevinin olmadığı, asli görevinin eğitim liderliği olduğu gerçeğini hatırlatması yönüyle bu konu önemlidir.  Dolayısıyla bu konunun yasalaşması okul yöneticiliğinin makus talihini değiştirecek, yeni bir dönemi başlatacak ve en önemlisi bu göreve saygınlık kazandıracaktır.
 
6. Okul yöneticilerinin yazılı sınavla atanması
Bilindiği üzere 2023 Vizyon Belgesinde okul yöneticilerinin yazılı sınav ve objektif kriterlerle seçileceği belirtilmektedir. Hâlihazırda ilk defa yönetici olacaklar için yazılı sınav yapılmakla birlikte her ne kadar atanma puanına etkisi azaltılmış olsa da çok tartışılan mülakatlar da devam etmektedir. Ayrıca yine bilindiği üzere mevcut yöneticilerin dördüncü veya sekizinci yılın sonunda yeniden yönetici olması ise Ek-1 değerlendirme formu üzerinden yapılmaktadır. Bir başka ifadeyle özü itibariyle eski sistem devam etmekte olup, verilen sözler çerçevesinde bu görevin kaderi çıkacak olan kanunla netleşecektir.
Bu çerçevede yazılı sınavın tek başına mı yoksa mülakatla birlikte mi ya da yazılı sınav sadece ilk defa yönetici olacakları mı kapsayacak yoksa tüm yöneticileri mi kapsayacak tüm bunlar nihai olarak kanunla netleşecek demektir.
Nitekim mülakat ve yazılı sınav dışındaki tartışmalı sistemler sayesinde kariyer ve liyakat sistemi tıkanmakta ve nihayet eğitim sistemini bakanlık değil baskı gurupları yönlendirmektedir. Bu nedenle önce yöneticileri, sonrasında ise okulları ve nihayet eğitim sistemini baskı gruplarının ağından kurtarmanın tek yolu hiç şüphesiz kariyer ve liyakat sistemini çıkacak olan bu kanunla sağlam bir şekilde oturtmaktan geçmektedir.
 
 
7. Okul yöneticilerinin özlük hakları ve mali hakları iyileştirilecek
Okul yöneticileri öğretmenlere göre sayısal azınlıkta kaldıkları için genellikle popülist yaklaşımlar nedeniyle hem devlet tarafından hem de sendikalar tarafından ihmal edilen grubu oluşturmaktadır. Bu nedenle hâlihazırda özlük hakları ve mali haklar bakımından tarihinin en kötü durumunu yaşamaktadır.
Söz gelimi okulun her türlü sorumluluğu kendisine verilen okul müdürlerinin toplam ücretlerinin yönetimi altındaki öğretmenlerden daha az duruma düşmüş olması, bu görevin saygınlığını alay konusu etmektedir.
Bu nedenle yönetici konumunda olan insanların kendi yönettiği insanlardan bir kuruş dahi olsa fazla ücret almaları devlet mantığının ve yönetim sisteminin doğası gereğidir.
Bu mantıktan hareketle okul yöneticilerinin özlük hakları ve mali hakları bakımından iyileştirilmesi yine bu kanundan beklenmektedir.
 
Sonuç olarak yüz günlük plan ve vizyon belgesiyle okul yöneticiliği konusunda verilen yukarıdaki devlet sözleriin yakında çıkması beklenen Öğretmenlik Meslek Kanunu ile yasalaşması beklenmektedir.
 
19.03.2019
Cafer GÜZEL
Lider Eğitimci Yazarlar Derneği
Kamuajans.com/ÖZEL
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
bayram kartal 5 ay önce

harika bir yazı

Misafir Avatar
kutlukbilge 3 hafta önce

Yazının yayın tarihi üzerinden 100 gün geçmiş lakin sadece günler geçmiştir...