Kısa süre önce “sendikalar üstü bir anlayışla” kurulmuş olan ve eğitim camiasında yeni bir heyecanla her kesim tarafından yoğun teveccüh gören Lider Eğitimci Yazarlar Derneği, eğitimin uygulamadaki sorunlarını tespit ederek çözüm önerileri ile birlikte  kamuoyu ile paylaşmıştır. Ağustos 2017’de yapılacak olan 4. Toplu Sözleşme sürecinde çözümü beklenen, yönetici ve öğretmenlerin mali ve özlük hakları ile uygulamada yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri üç başlık altında sunulmuştur.

 

 

a) Okul Müdürlerinin mali hakları

 

Bilindiği üzere eğitim yönetimi literatüründe yer etmiş olan “ Okul, müdürü kadardır.  Okulu müdür yönetir. vb.” klişeleşmiş söylemler okul müdürlerinin eğitim sistemindeki kilit rolünü göstermesi bakımından önemlidir. Nitekim tüm yasal düzenlemelerin okul müdürünün elinde hayat bulduğu, uygulamaya geçirildiği bilinmektedir. Bu nedenle kağıt üzerinde düzenlemeler ne kadar ideal düzeyde olursa olsun okul müdürü arzulu ve istekli olarak herhangi bir engelle karşılaşmadan bu düzenlemeleri uygulamaya geçirmediği sürece sistemin başarıya ulaşması mümkün değildir.

Bu gerçekten hareketle, kilit konumda olan okul müdürlerinin mali haklar konusunda öğretmenden daha düşük durumu düştüğü ve özlük hakları bakımından dezavantajlı durumu düştükleri için ideal düzeyde yapılan düzenlemelerin uygulamada başarıya ulaşmadığını söylemek mümkündür. Ayrıca okulun her türlü sorumluluğu kendisine verilen okul yöneticilerinin yaptıkları iş ile aldıkları ücret arasından olması gereken denge bulunmamaktadır. Bu nedenle mevcut okul yöneticileri arasından bilhassa genç yaşta olanların bu görevi bırakarak öğretmenliğe dönenlerin sayısında her geçen gün artış gözlenmekte olup, mali haklar konusunda ciddi bir iyileştirme yapılmaz ise bir süre sonra okullara yönetici bulmakta sorun yaşanacağı öngörülmektedir.

 

Çözüm önerisi:

1.Okul yöneticilerinin 657 Sayılı kanunda yer alan “Genel İdare Hizmetleri” sınıfına alınarak ek gösterge rakamlarının en az 600 puan artırılmasını, dolayısıyla 3600 olmasını önermekteyiz. Ayrıca okul müdürlerine makam tazminatı ödenmesini önermekteyiz.

2. Okul Yöneticilerinin eline geçen net tutarın maiyeti altında olan öğretmenlerden daha fazla olmasını sağlayacak şekilde müdürlerde haftada en az 35 saat, müdür yardımcılarında ise 30 saat olacak şekilde iyileştirme yapılmasını önermekteyiz.

3.Destekleme ve Yetiştirme Kurslarının amacına ulaşabilmesi, okul müdürünün kurslara liderlik ederek öğretmenleri motive edici çalışmaları yapması ve kursların hafta sonu açılarak daha verimli yapılabilmesi için öğretmenlerin eline geçen maksimum ücretten daha az olmayacak şekilde okul müdürüne ekders ödenmesi şeklinde düzenleme yapılması gerekmektedir. Bunun için de hafta içi ve hafta sonu ayrımı yapılmaksızın okulda açılan her kurs için ekders ücreti ödenecek şekilde bu sorunun çözülmesini önermekteyiz.

4.Okulun tüm sorumluluğu kendisine verilen okul müdürüne bir önceki 3. Toplu Sözleşmede nöbet ücreti verilmemiş olması izahı mümkün olmayan hata olmuştur. Bu nedenle bu sorunun 4. Toplu Sözleşmede haftada en az 5 saat olacak şekilde çözülmesini önermekteyiz.

 

b) Yönetici Atama Sistemi

 

Yönetici atama sistemi mülakatla 4 yıllığına görevlendirme ve dört yılın sonunda yeniden mülakata girme zorunluluğu, ikinci dört yılın sonunda ise başka bir okula yönetici olma ya da sınıfa dönme zorunluluğunu getiren sistem belirsizliğe neden olmuş, yöneticiliğin cazibesini ortadan kaldırarak iğreti bir görev niteliği kazandırmış ve öğretmenlerin yönetici olma isteklerini kırmıştır.

Çözüm Önerisi: Yapılacak kanun ve yönetmelik değişikliği ile belirsizliğin ortadan kaldırılması ve bir nevi iş güvencesi anlamına gelen okul yöneticiliğinin yazılı sınavla kalıcı bir atama şeklinde düzenlenmesi, ancak okullarımız için ise taze kan ve dinamizm anlamına gelen  rotasyon uygulanmasının  4 yılda bir yapılmasını önermekteyiz.

 

c) Yıllık İzinlerde Ekders Kesintisi Sorunu

 

Okul yöneticilerinin yıllık izinlerinde ekderslerinin kesilmekte olması nedeniyle yorucu, yoğun ve stresli bir görev ifa etmelerine rağmen birçoğunun izin hakkını kullanamadıkları bilinmektedir. Bu durum ise mental yorgunluk nedeniyle başarısızlığa neden olmaktadır. Ancak Anayasada yıllık izinlerin ücretli olması gerektiği hüküm altına alındığı halde, 222 sayılı kanunda da öğretmenlerden farklı olarak diğer memurların yıllık izinleri gibi düzenlendiği ve uygulamada da tıpkı diğer memurlar gibi izin kullandıkları halde diğer memurlardan farklı olarak okul yöneticilerinin yıllık izin kullandıkları sürelerde ekdersleri kesilmektedir.

Çözüm Önerisi:

Bilindiği üzere yıllık izin hakkı Anayasanın 50. Maddesinde “Dinlenmek, çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.” Şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla görüldüğü üzere yıllık izinlerin ücretsiz değil ücretli olacağı hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye uygun olarak okul yöneticilerinin yıllık izinlerinde ekdersleri kesilmeyecek şekilde toplu sözleşmede düzeltme yapılmasını önermekteyiz.

 

 

c) Okul yöneticilerinin aylık karşılığı derse girme zorunluluğu

 

Bilindiği üzere 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri İle Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanunun 6. Maddesi gereği okul yöneticileri haftada 6 saat ders okutmakla yükümlüdür. Yine bilindiği üze 23.08.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3. Dönem Kamu Görevlileri Toplu Sözleşmesi yalnızca müdür ve müdür başyardımcıları için "2 saatten az olmamak üzere 6 saate kadar" şeklinde uygulanır.” şeklinde uygulama öngörürken, müdür yardımcıları için herhangi bir düzenlemeye yer vermemiş, dolayısıyla 6 saat girmeleri zorunludur.

Ancak Kanun, Bakanlar Kurulu Kararı ve Toplu Sözleşme Kararları kesin hüküm ifade ettiği halde, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2007-19 sayılı Genelge, 11.12.2007 tarihli ve 77315 sayılı yazı ve en son 09.10.2009 tarihli ve 2499-82019 sayılı yazısında özetle;  yöneticilerin 6 saat aylık karşılığı derse girmelerinin zorunlu olduğu, ancak okulların özelliği gereği bazı istisnaların bulunduğu, ilkokul ve okulöncesinde ders bütünlüğü dikkate alınarak bu okullarda yöneticilik yapanların derse girmelerine gerek olmadığı, ama diğer okullarda yani ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticilerin aylık karşılığı derse girmelerinin zorunlu olduğu açıklayıcı “görüş!” olarak belirtilmiştir.

Özetle görüldüğü üzere gerek yasal düzenlemeler gerekse uygulama açısından bu konuda ciddi bir tutarsızlık ve karmaşa yaşanmaktadır. Bu karmaşa nedeniyle de uygulamada bu düzenlemelerin bir karşılığı bulunmamaktadır. Nitekim yöneticilerin çoğunluğu derse girememekte, yöneticilerin girdiği derslerin çoğunluğu ise iş yoğunluğu nedeniyle boş geçmektedir. Nihayet bu uygulamadan en çok eğitim ve öğrenciler zarar görmektedir. Dahası okul yöneticileri arasında eşitsiz bir duruma neden olduğu için hakkaniyet duygularını da zedelemektedir. Bu nedenle bu sorun bir an önce eğitimin ve öğrencilerin lehine olacak şekilde çözüme kavuşturulmalıdır.

 

Çözüm önerisi:

Açıklanan tüm bu sorunların kaynağı, 1964 yılında çıkarılmış olan ve sonraki yıllarda üzerinde yapılan değişikliklere rağmen günümüz gerçekleri ve diğer yasal düzenlemelerle çelişmekte olan 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri İle Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanundur. Toplu sözleşme kararı ve görüş yazılarıyla daha da karmaşık hal alan ve uygulamada ciddi sorunlara yol açan bu kanunun ilgili maddesinin mümkünse TBMM tarafından değiştirilmesini mümkün değilse, toplu sözleşme ile uygulamada hiçbir yöneticinin derse girmeyeceği şekilde düzeltilmesini önermekteyiz.

 

e) İş Güvenliği Sorunu

 

Okul Müdürlerinin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında işveren-işveren vekili olarak belirlenmesi okul müdürlerinin kaldıramayacağı bir yük olduğu gibi, buna karşın iş güvenliğine ilişkin gerekli ihtiyaçları yapmak için herhangi bir ödenek ayrılmayarak okul müdürünün yerel imkanlarla yapmasının beklenmesi hakkaniyetli olmadığı gibi realiteden uzak ve hukuk devletine yakışmayan bir durumdur.

 

Çözüm Önerisi:

Eğitim kurumları yöneticileri iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında işveren-işveren vekili olarak belirlenmemeli; bu konuda sorumluluk elinde harcama yetkisi ve ödeneği bulunan il ya da ilçe milli eğitim müdürlüklerine verilmelidir.  Ayrıca mali sorumluluğun ise eğitim ku­rumlarına tahsis edilen bütçe ile sınırlı tutulması gerekmektedir.

 

f) Muhakkiklik Sorunu

 

Bilindiği üzere 2010 yılına kadar disiplin amirlerinin doğrudan soruşturma açarak delilleri toplayıp savunmayı aldıktan sonra ceza vermeleri şeklinde yürürken, bu uygulama şeklinin dava konusu edilmesi üzerine Danıştay “okul müdürlerinin hem soruşturma yapıp hem de ceza vermelerinin hukuka uygun olmadığına, disiplin amirinin doğrudan ceza vermesinin tarafsızlık ilkesini zedelediğine ve usulüne uygun bir soruşturma açılmaksızın ceza verilemeyeceğine” kararlar vermiş olup, bu kararların gereği olarak artık “usulüne uygun soruşturma, yani muhakkiklik” uygulamadaki yerini almıştır. Ancak muhakkiklik görevinin kim tarafından yapılacağına ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı için Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un “Ön inceleme” başlıklı 5. Maddesine kıyaslama yapılarak “mümkünse üst konumdaki memurlar, değilse en azından aynı düzeydeki memurlar” tarafından kıyasen yapılmaktadır. Nitekim Milli Eğitim Bakanlığında bu görevi yapmakla asli görevli olan müfettişler bulunmakla beraber, sayıları bir hayli azaldığı için halihazırda yeni alımlar da olmadığı için, muhakkiklik görevi okul müdürleri tarafından yapılmaya çalışılmaktadır.

            Özetle muhakkiklik konusu, disiplin amiri oldukları için kanun gereği bizzat kendileri ceza verme yetkisini haiz olan okul müdürlerinin yetkilerini gasp ederek hukuksuz bir duruma neden olduğu gibi, daha önce müfettişler tarafından maaş, yolluk ve yevmiye karşılığı yapılan şimdi ise okul müdürleri tarafından her hangi bir ücret almadan ek görev olarak yapılan bu görev, Anayasanın 18. Maddesinde yer alan “Angarya” kapsamına girmektedir.

 

         Çözüm Önerisi:

Bu konuda açıklanan tüm bu belirsizliği ortadan kaldırmanın yolu öncelikle bu konuda bir yönetmelik çıkarmaktır. Bu görevi müfettişlerin yapması isteniyorsa yeni müfettiş alımı yapılmalıdır. Müfettiş alımı yapılmayacaksa ilçe milli eğitim müdürlükleri bünyesinde her yıl görevlendirilen en az iki okul müdürü tarafından yolluk ve yevmiye de ödenmesi koşuluyla yapılması ikinci seçenek olarak düşünülebilir. Bu seçenekler de yapılmaz ise bu görevin bir angarya olmaktan çıkarılması için muhakkiklik görevi yapanlara her dosya için en az 20 saat ekders ödenmesini önermekteyiz.

 

Cafer GÜZEL
KamuAjans.Com

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Mustafa 1 ay önce

Gúzel biryazı ama uygulayıcılar anlasa ahahahahahhaaaaaah...

Misafir Avatar
samsun 55 1 ay önce

Bende bu yorumu sendika il yonetilerimize ve bazı sendikal arkadaslara okul müdürleri nee paylaştık 4. Yapılacak olan toplu sözleşmede okul müdürleri ile herhangi bir iyileştirme yapılmazsa görüşmelerden sonra yetkili sendika kolunda istifa edeceğimi ifade ettim. Her şey bir le başlar sende bir sin okul müdürü arkadaşım bir olarak yetkili sendikanın ayrılırak tepkinin koyarsin

Misafir Avatar
mdr 1 ay önce

müdürleri sendika belirlediği sürece eğitimde kaliteden söz edemeyiz.

Misafir Avatar
Ahmet 1 ay önce

Ben okul müdürüyüm ve artık bu şartlarda yapmak istemiyorum,yapmayacamda.

Misafir Avatar
Necdet 1 ay önce

Sorunları eksiksiz anlatmış

Misafir Avatar
öööööö 1 ay önce

en önemli sorun sendikal yolla birilerine yağcılık yalakalık yaparak yedirerek içirerek müdür olmak. haliyle önce kişilik erozyonuna uğratılıp sonra müdür oluyorsun sonrada verim bekliyorsun.kişiliğinin bozulmaması için, bir çok insan mad. yrd. ve müdürlük mülakatına girmiyor. olanların durumu içler acısı.

Misafir Avatar
Ahmet ÇOLAK 1 ay önce

MaşaAllah Cafer Bey yöneticilerin sesi oldunuz. İnşaAllah yönetenlerimiz bu yazıyı okumuşlardır.

Misafir Avatar
burak 1 ay önce

tespitler güzel inşAllah uygulanır. yoksa hiç bir cazibesi kalmadı.