Orhan 12 yaşlarında bir çocuk...

Orhan, babası Hikmet’in dini tedrisatından geçmiş bir çocuğumuz aynı zamanda.

Babası; devamlı okuyan, yazan, muteber ve bilge bir kişilik...

Babası, Orhan’a öyle bir din anlatmış ki bu dinde barışın, kardeşliğin ve adaletin nüveleri var.

Ve din bu değerlerle yüceliyor.

Ve yine bu değerlerle hayatta kendini gösteriyor.

Kitaplarda böyle yazıyor.

Orhan, bir gün babası ile hasbihal ederken o dinin peygamberinin EL-EMİN sıfatı ile anıldığını işitince babası ile arasında şöyle bir sohbet geçmiş:

- Babacığım, EL-EMİN nedir?
- Oğul, emin olunan ve güvenilen demektir.
- Pekala, peygamberimiz din kardeşleri dışında başka dinlere mensup insanlar için de mi böyleydi?
-Evet oğul. Herkes Allah’ın kuludur. Yani yaradılandır. Ölçü budur.
- Gerçekten müthiş...

Orhan; inandığı dinin peygamberinin EL-EMİN namı ile anılmasından, muarızlarına dahi adaleti telkin etmesinden, barışı öncelemesinden kıvanç duyuyormuş.

Gel zaman git zaman Orhan 15 yaşına gelmiş ve babası ile arasında şöyle bir sohbet geçmiş:

- Babacığım, bedenimizin yaşam hakkı olduğu kadar irademizin de yaşam hakkı var mıdır?
- Elbette, sen seçme hakkınla yani iradenle insanlığa erişirsin.
- O zaman ben hayata çıkınca irademi de hayata katacağım  ve senden öğrendiklerimi hayatta yaşatacağım. O üç şeyi: Adalet, kardeşlik ve barış.
- Oğul, yalnız iradene musallat olmak isteyecekler olabilir.
- Neden?
- Sende Allah’ın değil, kendi hükümleri geçsin diye.
- Onlar da Allah’a inanan, bu üç değere bağlı kimseler değil mi?
- Onlar, kendilerinin dümen sularından gitmen için önce iradene ipotek koyarlar sonra da yalnızca namaz, oruç, kurban, hac gibi ritüeller ile seni oyalayarak seni senden alıp sana kendilerini aşılarlar. Sen, sen olmazsın o zaman. İşte o zaman otomatsındır... Bak, sana bir erkek bir de kadın olmak üzere bu bağlamdan hareketle iki örnek sunayım. Çünkü onlar sözleriyle adaleti, barışı ve kardeşliği yok sayıyorlar. Allah’ın var olduğuna inanan bir kimse,  bu değerlere sımsıkı bağlı olmalıdır halbuki. Önce kadın olanın sözlerini sunayım:

‘15 Temmuz kursağımızda kaldı, istediklerimizi yapamadık. Bizim aile 50 kişiyi götürür, benim listem hazır.’  Oğul, sence bu sözü söyleyen birisinden emin olabilir mi insanlar? Ya da bu sözün sahibi barışı ve kardeşliği savunabilir mi hayatta?

- Elbette hayır, hayatta savunamaz babacığım.
- Bir diğeri ise erkek olanın sözleri:

‘'Karınızı nasıl koruyacaksınız, çocuklarınızı nasıl koruyacaksınız bizden?’ Pekala bu sözü söyleyen kişi el emin olabilir mi? Ya da bu sözün sahibi barışı ve kardeşliği savunabilir mi hayatta?

- Elbette hayır babacığım, hayatta savunamaz, gerçekten inanılmaz sözler.

- Oğul, bunların sözleri inanılmazdır. Ama bizim dinimiz inanılırdır. Bunu unutma, asla aklından çıkarma. Sana ‘inanılmaz’ gelen ne olursa anında iradeni devreye koy ve onu çöplüğe gönder. Gönder ki ruhun kirlenmesin. Eee, takva kötülükten korunmak değil midir oğul?

- Evet babacığım. Sana söz veriyorum. Ben irademle yaşayacağım. Ve ben,  kötülüklere karşı irademi ortaya koyup harekete geçerek mücadele edeceğim. Her zaman kardeşliği, barışı ve adaleti savunup her kesim için EL-EMİN olmaya gayret sarf edeceğim. Ve asla Allah’ın gücünün üstüne başka güçleri koyarak kendimden vazgeçmeyeceğim. Kendim olacağım, İNSAN olacağım İNSAN babacığım. Söz!

Evet değerli arkadaşlar, hikayemiz bu kadardı. Bu bağlamda iki kelam etmek isterim elbette:

Müslüman yalnızca namaz kıldığını ya da oruç tuttuğunu ispatladığında müslüman olmuyor; müslüman adaleti, kardeşliği ve barışı hayatı içinde ispatladığında Müslüman oluyor diye naçizane düşünmekteyim.

Kusura bakmayın ama bazı kimseler; inanılmaz sözleriyle müslümanların insanlar nazarında asan kesen, vahşi, canavar ruhlu, adam öldüren kişiler olduklarını ispat için gayretkeşlik gösteriyor.

Sahi, Shahrukh Khan ‘Benim Adım Khan’ filminde ‘Benim adım Khan. Ben,  terörist değilim.’ repliğini kimlerin Müslümanlar üzerinde böyle bir algı yaratmasından dolayı söylemişti? Şimdi diyeceksiniz ki o algı dış güçlerin üretimidir. Tamam, amenna, pekala Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da birbirini asan kesen kimlerdir? Onlar da mı dış güçlerdir? Hayır, ölenler de öldürülenler de müslümanlardır. Daha 7-8 ay önce Putin, müslümanlara ayet okuyarak barış çağrısı yapmıştı? Güler misin, ağlar mısın?

Velhasıl Türkiye’de bu inanılmaz sözlerin önü alınmazsa anlatılan kardeşlik, barış, adalet hikayeleri bir müddet sonra fıkra gibi gelecek insanlara. Ramazan mahyalarında yazılı sözlere insanlar gülüp geçecek. Dini yaşadığını iddia edenlerin sözleri inanılmaz bulunduğu için din de inanılmaz bulunabilecek. En önemlisi bundan 20-30 yıl sonra hikayemizdeki Orhan gibi Müslümanlar kendilerinin barışçıl, adil, kardeşlik yanlısı olduğunu asla ispatlayamayacak. Çünkü kimse onlara inanmayacak. Nedeni mi?

Bugünlerin din sicili ve yukarıda söz ettiğimiz utanç vesikaları...

Bir GÜÇ ile üstün olma uğruna ya Rab!
Dinin adalet, kardeşlik ve barış gibi değerleri batıyor.

Saygılarımla...

Yusuf SEVİNGEN
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.