Eğitim Kurumlarında uygulanmakta olan derslerin öğretim programlarının değerlendirilmesi, güncellenmesi ve geliştirilmesi çalışmalarına ilişkin öğretim programı taslakları, Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın, 13 Ocak 2017 tarihindeki basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Böylece 53 dersin taslak öğretim programı askıya çıkarılmış oldu. Taslak programları 10 Şubat 2017’ye kadar askıda kalacağı için İl Milli Eğitim Müdürlükleri, başta Eğitim Bölgeleri Koordinatör Okul Müdürleri olmak üzere, tüm paydaşlara ulaşabilecek toplantılar organize ederek, öğretim programlarını değerlendirmeye aldılar.

Bu değerlendirme süreci bir ilimizde şu şekilde planlandı. Önce ilgili şube müdürü, koordinatör okul müdürleri ile bir toplantı yaparak görüş alışverişinde bulundu ve bir takvim belirledi. Bu takvime göre; her müdür kendi bölgesinde zümre toplantıları tertip etti. Karne haftası her branş kendi zümre toplantısını yaparak raporunu hazırladı. Okul zümre başkanı bu rapor ile ikinci dönem başında bölge zümresine katılacak. Bölge zümresinde okullardan gelen bu raporlar birleştirilerek tek rapor haline getirilecek. Bu defa bu rapor ile bölge zümre başkanları bir okulda toplanarak, eğitim bölgelerinden gelen bu raporları birleştirerek tek rapor haline getirip o branşın il raporunda kullanılmak üzere İl Milli Eğitime gönderecekler.

Evvela; bakanlığımızın eğitimciler, sivil toplum örgütleri ve toplumun tüm farklı kesimlerinden taslak programlar için görüş alacaklarını ve gelecek görüşler ekseninde programlarda iyileştirmeler yapacakları açıklamalarını takdir ettiğimizi ifade edelim. Böylece; eğitim kararlarının “kervan yolda dizilir” mantığıyla, deneme-yanılma yoluyla alınmasının önüne geçilmiş oluyor. Eğitim konusu, ülkemizin hâlâ en önemli işi ve maalesef sorunları çözüm bekleyen bir alanıdır. Son 15 yılda diğer tüm alanlarda gözle görülür bir iyileşme görülürken eğitim alanında onca plana projeye, teknolojik iyileşmeye rağmen, beklenen gelişme yaşanmamıştır. Bu nedenle bu çalışma anlamlıdır ve bu çalışmanın hakkı verilirse eğitim sistemimizde bazı iyileşmeler yaşanacağına inananlardanım. Elbette, müfredat iyileştirmesiyle eğitim sorunlarının sorun olmaktan çıkmayacağını da adım gibi biliyorum. Peki neden?

Türk Eğitim sisteminin sorunu sadece müfredat sorunu değildir. Hatta müfredat tâli bir sorundur bile denebilir. Çünkü hangi sistemi, hangi müfredatı getirirsek getirelim o müfredatı yine aynı eğitimcilerimiz aynı yöneticilerimiz tatbik edecek, edemeyecek ya da etmeyecek. Hem de beş yüz bin öğretmen kırk yaş altı olmasına, yani genç ve fakülte mezunu bir eğitim ordumuz olmasına rağmen.

64.Hükümetin başbakanı Sayın Ahmet Davutoğlu, “Beyannamemizde de var Öğretmen Akademisi kuracağız. Yani öğretmenleri tekrar meslek içi eğitimden geçireceğiz ve öğretmen kurmayları yetiştireceğiz” demişti. İşte, öğretmenlerin akademik ve mesleki yeterlilik noktasında çalışmalarının koordinasyonu görevini ve aday öğretmenlerin yetiştirilmesi görevlerini icra edecek olan bu akademide verilecek eğitim ile yapılan her iyileştirme ve yenileştirme daha anlamlı olacaktır.

Bir başka husus, bazı kesimlerce eğitimin dokunulmazları olarak görülen alanlara dokunulmasıdır. Örneğin; karma eğitim konusu. Geçmiş yıllarda bu konuyu ele aldığımız “Eğitimin Karası Karma Olması” başlıklı bir yazımız yüzünden bir kurumun avukatları tarafından noterli ihtara muhatap olmuştuk. Yine bu konuyu geçmişte gündeme getiren bir Meclis Başkan Vekili siyasi lince maruz kalmıştı. O yazımızda; “Prof. Dr: Sefa SAYGILI, karşı cinse ilginin dikkat dağınıklığına neden olduğunu söylüyor. Eğitimde bireysel farklar esastır. İki farklı cinsin beyin yapıları da farklıdır. Nörobilimsel çalışmalar bu durumu ortaya koymaktadır. Karşı cinslerin birbirlerine âşık olması, mesajlaşmalar, kavgalar, kıskançlıklar, taciz, gebelik v.b karma eğitimde artış göstermektedir. Karma eğitimin faydalı olduğunu savunan araştırmalarda vardır. Fakat bunların oranı yüzde 1-2 kadardır. Madem demokrasiden bahsediyoruz, o halde eğitim konusunda da insanlara seçme hakkı verilmelidir”demiştik.

Elbette karma olmayan bir eğitim ile çocuğumuzu tam anlamıyla koruduğumuzu iddia edemeyiz. İşgal kuvvetlerinin bile yapamadığını yapan "teledüşman” varsa, wifi varsa, akıll telefon varsa, internet varsa ki var, o halde işimiz zor. Günümüzde medyanın kitleleri manipüle etmede ne kadar etkili olduğu malumunuz. Bu baskı ve yönlendirmeyi bertaraf etmenin yolu ise “medya okur-yazarı” olmaktan geçiyor. İletişim teknolojilerinin olumsuz etkileri konusunda, benim “elektrikli şeytan” dediğim televizyon, bilgisayar, akıllı telefonlar ve özellikle internetin olumsuz etkileri konusunda bilinçlendirilmesi medya okur-yazarı olmayı zorunlu kılıyor.

Çünkü günümüzün en etkili hocası-öğretmeni-eğitmeni; ne camideki imam, ne okuldaki öğretmen, ne üniversitedeki profesör, ne de evdeki anne-babadır. En büyük ve en etkili öğretici medyadır. Haftada, çoğunda gayri meşru ilişkilerin konu edildiği yüze yakın diziyle öğrencilerimiz ifsad ediliyor. “Sorgulayan gençlik”, özgür gençlik yetiştireceğiz diye hiçbir değeri olmayan Mankurtlaştırılmış “nihilist gençlik” yetiştirmeyelim.

Eğitimcilerimizin morali yüksek tutulursa, doktora ve yüksek lisans yapmaları için özendirilirse, (Örneğin; ders ücretleri eskiden olduğu gibi yüzde yirmi beş artırımlı ödenebilir.) Tevhid’i tedrisat yapılırsa, “adalet” tesis edilirse, ücret farklılıkları ortadan kaldırılırsa(Sınıf Öğretmeni maaş karşılığı 18 saat derse girmek zorunda olmasına rağmen, branş öğretmeni arkadaşı 15 saat derse girmesi, nöbet ücreti alan müdür yardımcısının müdürden fazla ücret alması v.b), . Öğrencilerin sadece test çözmeleri değil; sorun çözmelerini istenirse, eğitimde materyalist bakış açısı, Evrim Teorisi müfredattan çıkarılırsa, okul idarecileri eğitim dışı bürokratik kırtasiyecilikten kurtarılırsa, öğretmenlik sınavları öğretmen olduktan sonra değil, öğretmen olmadan önce yapılırsa, idarecilere “sen lidersin” diye gaz verilmezse, eğitimciler sadece eleştirilmeden, eleştirildikleri mevzularda çözüm de söylenirse, Türk Eğitim Sistemimizi, Türk ve Müslüman olmadığı için bizi anlamayan John Dewey değilde bizlerden biri organize ederse, öğretmenlerin idealistliği törpülenmez ise, Eğitimciler resmi tarih ile gayri resmi tarih öğretileri arasında bocalamazsa “müzmin muhalefet istemezük lobisi” dâhil sesini kesecek ve ilerleme başlayacaktır.

Çok fazla aramaya gerek yok. Her iyiden alacağımız bir şeyler vardır. Osmanlı mekteplerinde her çocuk kendi ilgi alanı ve yeteneğine göre değerlendiriliyor, ona göre eğitiliyormuş. Bütün öğrencilere aynı dersler verilmez ve mektebin duvarında şöyle yazarmış: “Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz.”

Prof. Dr. Servet ÖZDEMİR, “ÖĞRETMENLER MUTSUZ OLURSA, TOPLUM YATAĞA DÜŞER” demişti. Aklımızın yettiği budur. İsmet ÖZEL’in dediği gibi; “Duvara konuşalım ki, kapı duysun.”

Ömer Emir DOĞAN
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
kemal 4 ay önce

her şeyden önce disiplini geri getirmek lazım...

Misafir Avatar
ömer 4 ay önce

eğitimde kağıt kalem kalem kalkmalıdır
bununla öğretmen özlük dosyası tamamen kalkmalıdır
sınıf defteri tamamen kaldırılmalıdır
karne tamamen kaldırılmalıdır

Misafir Avatar
coşkun 4 ay önce

evet katılıyorum eğitimde kağıt kalem defter kitap kalkmalıdır
öğretmen özlük dosyası kaldırılmalıdır

Misafir Avatar
hasan 4 ay önce

evet ben de katılıyorum kağıttan tasarruf sağlanması amacıyla eğitimde kağıt kalem defter kitap tamamen kalkmalıdır bunun dışında 2016 dan önceki bütün sicil notları iptal edilmelidir bu bağlamda öğretmen özlük dosyası tamamen kaldırılmalıdır

Misafir Avatar
öğretmen 4 ay önce

2016 dan önceki bütün sicil notları iptal edilsin müfettiş ve müdürlerin kullandığı bütün sicil notları iptal olsun

Misafir Avatar
kadir 4 ay önce

ben de katılıyorum diğer saygıdeğer öğretmen arkadaşlarıma 2016 dan önceki bütün sicil notları iptal edilsin bu bağlamda öğretmen özlük dosyası kaldırılsın

Misafir Avatar
fatma 4 ay önce

herkese katılıyorum 2016 dan önceki bütün sicil notları iptal edilsin çünkü müdür ve müfettişler doğru karar vermediler

Misafir Avatar
kuzey 4 ay önce

evet diğer arkadaşlara canı gönülden katılıyorum öğretmen özlük dosyasının kaldırılmasını istiyoruz