Son günlerde, milletin meclisteki sesi, sözü olacak olan vekillerinin kabarık telefon faturaları epey gündemi meşgul ediyor. CHP’li milletvekilinin dudak uçuklatan telefon faturasının gündeme bomba etkisi ile düşmesi akabinde, tüm dikkatler milletvekillerine verilen hakların boyutlarına ve limitine çevrildi. Bu bağlamda, ifade etmeliyim ki, milletimiz, seçip gönderdikleri vekillerin mecliste yapıp ettikleri ve harcadıkları ile ilgili sınırsız ve limitsiz sorgulama hakkına sahiptir elbette. Ve vekiller de, şeffaf şekilde hesap verebilir noktada olmalılardır diye düşünüyorum.

Ülkemiz, ekonomik olarak bir duraksama döneminde iken, bazı vekillere ait uç rakamlı telefon faturalarının millet olarak hiç de hoş karşılanmadığı ve doğru-uygun bulunmadığı ortadadır. Halbuki, bir yasama organı, devleti yöneten normların yapıldığı bir yer olan meclis her bakımdan devletin tüm kurum ve kuruluşlarına, özellikle tasarruf konusunda doğru ve güzel örnekler sunabilmelidir. Bilinçsizce ve aşırı telefon kullanımında bulunmak, verilen hakları istismar etmek, çarçur ederek harcamak, bu açıdan değerlendirildiğinde, kamuoyunca doğru ve hoş karşılanması beklenemez eylemlerdir.

Bakınız, Türkiye’de MEB’e bağlı binlerce devlet okulu bulunmaktadır. Bunların bir kısmı köylerde; büyük bir kısmı ise şehirlerdedir. Kırsaldaki okullar ile şehirlerdeki okullar arasında imkanlar ve fırsatlar bakımından çok farklar vardır. Hakeza, şehirlerde bazı mahallelerdeki okullar arasında bile bu bakımlardan farklılıkların olduğu herkesçe bilinen bir gerçekliktir. Birçok okul, dışarıdan çeşitli nakdi ve ayni yardımlarla ya da bağışlarla çarkı döndürmeye çalışmaktadır. İşte fırsatsal ve imkansal bu farklılıklar dolayısıyla hala her yerde öğrencilere aynı düzey ve standartta bir eğitim kalitesi ve hizmeti devlet eliyle bir türlü sunulamamaktadır. Onun için de fırsat eşitsizliği bir türlü son bulamamıştır. Sanki bu milletin çocuklarının makus talihiymiş gibi. Sanki bu milletin çocuklarına reva görülenmiş gibi. Sanki bu milletin çocuklarının değişmez kaderiymiş gibi. Nasıl tanımlarsanız tanımlayınız, fark etmez, ama okullarımız arasındaki bu olağanüstü farklar ortadan kaldırılmazsa, eğitimdeki atılımlar yama gibi görünen süslemelerden öteye gidemeyecektir.

Okul müdürlerinin geneli, fırsat eşitsizliğinin önünü açan okullar arasındaki bu ayrımlardan dolayı muzdariptirler ve serzeniş içindedirler. Hatta, onları da bu hal olumsuz manada etkilemektedir. Zira; öğretmenlerine, velilerine ve öğrencilerine ayırmaları gereken zamanları, okulla ilgili hiç de ilgisi ve vazifesi olmayan başka işlerin peşinde koşmaktan çalınmış olmaktadır. Velhasıl; lafı şuraya getirerek, vekillerin bilinçsizce harcamaları olayına bağlamak istiyorum. Türkiye’deki bazı okullarımızda, aylık 20-30 TL arasında değişen telefon faturaları, hala okul müdürlerinin yaratacağı kaynaklardan ödeniyor. Bazı okulların, genel bütçeden bu kalem için ödenek gelmemesinden dolayı, ya da il özel idarelerce bu kalem için bir ödenek tahsis edilmeye yanaşılmamasından ötürü bu kalem ödemesi bazı okul müdürlerinin başına sarılmıştır. Bu bakımdan, kimi zaman okul-aile birliği hesabından kimi zaman iş başa düşerse tabi, okul müdürü kendi cebinden okulun telefon faturasını ödemektedir. Bazı okul müdürleri bu ve buna benzer işlerle uğraşmaktan bir türlü asıl meselelere gelememektedir ne yazık ki. Hal böyle iken, ülkemizdeki bu şartlar düşünüldüğünde, bazı milletvekillerinin dudak uçuklatan telafon faturaları, vurdumduymazlığın ve gafletin bir sonucudur diye düşünüyorum.
Sonuç olarak, milli gelirin sahibi olan halkın çocuklarının tamamının eşit koşullarda ve imkanlarda eğitim görmesi haklarıdır kanaatindeyim. Milli gelirin çarçur edilmeden adil bir şekilde halkın çocuklarının eğitimleri için dağıtılması, vekillerin harcamalarına da bir fren mekanizması oluşturulması elzemdir. Milli gelirde, herkesin hakkı olduğu için keyfi yapılan, lüzumsuz olan harcamalar milletin ağrına ve zoruna gitmektedir. Milli gelirin kullanımındaki bu dengesizliğin ve çarpıklığın ortadan kaldırılarak, adil bir düzene eklemlenmesi şarttır. Yoksa, milli gelir çarçur edilerse, gereksiz harcamaların ve milletin emanet ettiği bütçenin bilinçsizce kullanılmasının önü alınmazsa, bu durumdan en büyük zararı halk görecektir. Milli gelir, halka adil ve eşit ve hakkaniyetli düzen içinde geri döndürülmelidir.
Milli gelir içinde, kişi/kurumlara dengeli, adil ve hakkaniyetli tanınmamış olan hak, başka kişi/kurumlara haksızlıktır...

Ünlü Fransız romancısı ve düşünürü Antoin de St. Exupery, Cezayir'de gördüğü geri kalmışlık manzaraları içinde kendisine en çok çocukların durumunun hüzün verdiğini anlatır. Bir romanında ''bunlarda öldürülen Mozart'lara acıyorum'' diye yazmaktadır. Çocukların her birinin özünde var olan üstün yeteneklerin, olanaksızlıklar ve çevre koşullarının elverişsizliği dolayısıyla daha doğmadan öleceğinden acı duymaktadır.

Saygı ve sevgilerimle...

Yusuf SEVİNGEN 
KamuAjans.com - Özel haber
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.