İnsanların hayalleri vardır ki çoğu zaman yaşam sebebidir. Artık klişeleşse de evet “her şey hayalle başlar.” Merhum Başbakan Erbakan’ın "Her şey hayalle başlar, bunun temelinde inanç yatar. İnanırsanız başarırsınız” sözü de yine temele hayali koyan bir aforizmadır.

“Hayal kurabilirsiniz, onu gerçekleştirebilirsiniz. Her şeyin bir fareyle başladığını asla unutmayın” diyen Walt Disney de işe “hayal ürünü bir fare” ile başladığını belirtir. Hatta Van’lı bir öğretmen olan Emre Alettin Keskin’in hayata geçirdiği ‘Hayal Gücü Merkezleri” bile var. Soran, keşfeden, üreten çocuklarla birlikte geleceğin tasarlandığı Hayal Gücü Merkezlerinde, hayal etmekten hiç vazgeçilmemesi öğretiliyormuş. (bkz: www.hayalgucumerkezi.com)

“Hayal” derken; elbette “olmaz bir hülyanın peşine takılıp faydasız işlerle bir ömür tüketmeyi”,  15’lik ergenlerin, plastik cerrah tezgâhından geçerek sağını solunu düzelttirmiş artistleri senelerce hayallerinin başköşelerinde ağırlamalarını v.s kastetmiyorum tabi.

Hayattan beklentilerimize göre hayallerimizin şekilleneceğinin elbette farkındayım. Zaten “Kapitalizmin McDonald’s Kültürü” hayallerimizi dahi monotonlaştırdı. Kırklı yaşlara kadar hep “Ah bir zengin olsam” hayalleri modunda gençliğimiz. McDonald’slaştıramadıklarındansanız pek fazla sorun yok denebilir belki.

Malumunuz yakın geçmişimizde bir “gezi musallatı” yaşamıştık. Zaman zaman bu “bu gezinin bitmediği, Dünyayı gezdiği ve tekrar Türkiye’ye hem de eskisinden daha da güçlü geleceği yazılıp çiziliyor. O günlerde “hazcı gençler” ekranlarda  “gazlanmaya” devam ediliyor ve devrin gençlerinin harika olduğu söyleniyordu. Hayallerinde “haz olan gençlik” memleketi ne hale getirmişti oysa. “Sorgulayan gençlik”, özgür gençlik yetiştireceğiz diye hiçbir değeri olmayan “nihilist gençlik” yetişince, onların hayalini kurdukları ülke için, şehit kanıyla sulanmış vatan toprağını yakmaktan geri durmadıklarına şahit olmuştuk. Yani geleceğimiz olan gençlerimizin birçoğunun hayattan beklentisi “eğlenmek”. Evet eğlenmek, evlenmek değil.

Hedonizm, gençliğin sentetik olmayan uyuşturucusu olunca; “çok eğlendik, çok eğlendik” şeklindeki lakırtıları çok duyar oluyoruz. Fakat hayalinin başlatıcısı dini, milli, örfi, kültürel arzular olanların beklentileri çok daha farklı. Örneğin köy kasaba gibi yerleşkelerde insanların beklentileri bir düzen kurmak, evlenmek, çoluk çocuğa karışmak gibi daha sade ve daha kıymetli şeyler. Gerçi, şehirlerdekiler otuzlu kırklı yaşlara kadar evlenmemeyi, evlense bile çocuk sahibi olmayı ötelemeyi tercih etse de, kırsaldakiler yirmi-yirmi beş yaşlarında evlenmek isteseler dahi evlenecek eş bile bulamıyorlar. Çünkü kesintisiz eğitimle birlikte ortaokul ve liseyi şehirde okuduğu için, şehirde yetişen köylü kızı da modernizmin bir eri oluyor ve köyde yaşamak istemiyor. Hatta kendi köylerinde evlenecek kız bulamayanların doğu illerimizden görücü usulü ile evlendiklerine şahit oluyoruz. Benim doğduğum köyde de onlarca Ağrı'lı gelinimiz var.

Öyle ya da böyle kimi zaman Kaf Dağı’nın ardında da olsa herkesin bir hayali var. İnsanların çoğu ömürlerini hayallerinin peşinde tüketiyor. Son zamanlarda; mütedeyyin, iyi kötü namazında niyazında olan, hayatı yiyip içip gezip tozmaktan ibaret görmeyen,  hovardalıkta gözü olmayan, dini bütün denebilecek bir yaşam süren insanların birçoğunun dünyalık hayali ise en başta bahçeli bir ev. Bu yüzden şehirlerin etraflarından tarlalar alınıyor, ortasına konteynırlar konuluyor, sobalar kuruluyor. Birkaç tavuk, horoz, kaz, ördek besleniyor. Pancar, patates, domates, biber yetiştiriliyor, meyve ağaçları dikiliyor. Belki de pazardan 1 liraya alınacak sebze için üç lira masraf ediliyor ama bu işlerle iştigal edenler mutlu. Gücü yetenler birkaç dönüm arazi ortasına bir villa kondurarak aynı işleri yapıyorlar. Bu iş o kadar tuttu ki, yeni yapılan sitelerin bahçelerine her daireye ait otuz kırk metre kare hobi bahçeleri bile yapılmaya başlandı.

Akademik hayatlarının başında, karı koca iki akademisyen. İleride ikisi de profesör olduklarında o zamana kadar ki büyük birikimleriyle şehrin çevresinde bir tarla ortasına bir çiftlik de onlar kuracaklar. Tavukları, inekleri, kazları, kuzuları olacak. Gezen tavuk yumurtası yiyecekler, meyve ve sebzelerini kendileri yetiştirecekler. Bu da bir hayal işte…

İyi de bunlar bizim köyde zaten var(!)…

Es-selam…

Ömer Emir Doğan
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.