Bugünlerde etrafınıza bakmayı denediniz mi? Kendinize zaman ayırma fırsatı bulup dingin ve duru bir zihinle Yaradan’ın yarattıklarına göz atma şansınız oldu mu? Kendinize ucu açık sorular sorup her bir soruya saatlerce düşünecek vaktiniz var mı? Bu mümkün olur mu/ oldu mu?
Hele de siyasi arenada insanların birbirlerine salya sümük, ileri-geri, doğru yanlış, isnat-iftira düzeyinde söylemlerini görünce kendilerine pek vakit ayırma ve kendileriyle baş başa kalıp tefekkür etme şansı yakalayamadıklarını tahmin ediyorum. Zira izleyen kitlenin de leh ya da aleyhte tavır sergilemesi gerektiği dayatılıyor, televizyon ekranlarından. Mabetlerimize kadar giren kirlenmiş siyaset evimizin her bir odasına zehrini akıtmaya devam ediyor. Sen ben meselesinden siz, bizlere ve onlara taşıyor cümleler insanlığı. Biri diğerinin en mahreminden dem vuruyor, deşifre ediyor olanı biteni… Ve bunca hadsizliği sandıkta bir oy fazlasını almak için yapıyor. Gönülleri susturarak, dillerin ateşten cümleleri füze rampalarından insanların en zayıf noktalarına, insanlığına fırlatılıyor. Değerlerimizi, “eğer” li kelimelerin peşine iliştiriyoruz. Eğer şöyle olursa, böyle yaparsan, buna oy verirsen… Sonra manevi iklimin yağmurunda yıkanmak yerine mabedin taş duvarları arasında günah çıkartmak peşinde koşuyoruz. Senin benim günahlarımı temizlemeye gücü yeter mi Selimiye’nin, Süleymaniye’nin… Bedeninle girdiğin o mabetlere gönlünü sokmuyorsa insan arınası değil ki…
Mânâyı şekilden ibaret tutarsanız kalpsiz bir eylemler bütünü ile gönül medeniyeti kuramazsınız. Her tür kışkırtmaya açık hale gelir, tuzaklardan tuzaklara düşersiniz. ‘Güzel ahlak’ tatbikat ile olur. Kalp ilmi eksik kaldıkça istediğiniz kadar dini ibadetlerinizi yapın camilere girer çıkarsınız. Ona taş yığını olarak baktıkça, sizi mahremine almaz. Kadim inancımızın ve geleneksel kültürümüzün ritüellerine baktığımızda gönül mabetlerimizin asıl sahibine yönelik araya başka aracıların konulmaması yönünde telkinleri ileri sürdüğünü görürüz. Cennetten parsel satanların dünyanızı da mamur edeceklerine yönelik söylemleri bizi biz olmaktan, Yaratana kul olmaktan çıkaran, şeytana yakın kılan eylemlere sürüklediği unutulmamalıdır. Söylemlerini kalbi hissiyatla fiile dönüştürmeyenlere, aman dikkat! Dün papazla yatıp bugün Müslüman kimliğine bürünmeye çalışan riyakârlara dikkat! Geçmişini inkâr edenlere de dikkat... Suret sirete tabidir. Görüntünüz ve davranışlarınız içinizdekini beslemeli.
Bütün bunlardan yola çıkarak, çocuklarınızla televizyon haberlerinden ve siyasi arenadan uzak durun. Ya da onların yanında haber izlemeyin. Barışa ihtiyaç duyulan bir dönemde savaşa hazırlanır gibi birbirine saldıranların gelecek ihya etmeleri mümkün değildir. Bu sebeple en azından çocukların ruhlarını kirletmekten uzak durmalı büyükler. Başaramıyoruz ama yapamıyoruz bir türlü... Kuşlara kedilere kısaca hayvanlara yönelik vakıf kurmuş, onların yaşam haklarını garanti altına almış bir kültürden geldiğimizi unutuyoruz. Cem olmayı camide birbirine bakıp saf tutmak olarak algılayanların alnını seccadeye götürürken aklını hangi şeytanın kuyruğuna bağladığı belli değil...
İçindeki sen ile yaşadığın sen arasındaki çelişkiye son verme zamanıdır. Çocuklarımız, gençlerimiz eylemlere bakar, söylemlere değil…
Asla unutmayınız ki, bu çocuklar bizim çocuklarımız… Ama onların ataları: Fatih Sultan Mehmetler, Akşemsettinler, Molla Güraniler, Yunus Emreler, Mevlanalar, Hacı Bektaş Veliler, Nazım Hikmet Ranlar, Mustafa Kemaller… Hâsılı aklını ve gönlünü bir bedende Yaradan’a hizmet yoluna adayanlar… Vatan sevdalıları… Bırakın bizim çocuklarımız onların izinden gitsin. En azından buna müsaade edelim.
İrfan ERTAV
Eğitimci Yazar
irfanertav@gmail.com
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.